1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
96
Okunma
SOKAĞIN VE RUHUN ENVANTERİ
~Martıların simit sandığı bu baş dönmesi,
aslında bir memleketin açlığıdır.~
Şehir soyunur, zehirli karanlığını kuşanır
hiçliğime musallat olur;
bendeki beyaz boşluğu bir palto gibi giymek ister.
Hadi oradan sevgili!
Ben bu kaldırımlarda ne savunmasız gezdim ne çıplak
düğmelerim ilikliydi, sırlarım tetikte.
Bazı arzular bastığın an patlar
aşk çoğu zaman, bastığın yerde eksilen bir uzuvdur.
Vapurun ardındaki muhacir martılar beni taze simit sanır;
aç, sabırsız, darmadağın...
Bilmezler, bu köhne memlekette şiir ucuzdur
ekmek daha inandırıcı.
Kanatlarındaki kadim telaş doyurur kenti,
fırından yeni çıkmış bir susam kokusu
bütün kafiyeleri bozar.
Kimsesizliğimi bir cami avlusuna bıraktım gece yarısı
ne adres ne veda.
Ama kimsesizlik sahibini tanır;
daha eşiği geçmeden, kara bir gölge gibi döndü cebime.
Şimdi nereye dönsem sızı, nereye baksam enjektör gibi boşluk.
Anamın duası yeter, ruhun en gurbet saatinde okunan;
içimdeki cam kırıklarını bir tek o ses tutuyor.
Biliyorum kaptan, şiir artık para etmiyor
aç karnına yazılmıyor bu destan.
Ama bir gün şiir ekmek olacak, ekmek de hürriyet!
~Gölgesiyle sobeleşen adamın, saklanacak düşü kalmamıştır.~
Hüseyin Çomak
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.