0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
95
Okunma
Bak dinle, iyi dinle beni...
Senin o gözlerin var ya;
Hani her baktığımda içimdeki o eski, tozlu kütüphanelerin
Paslı kapılarını gıcırdatan, sayfaları henüz çevrilmemiş o gizemli kitap...
Bir yanı hırçın bir akarsu başı yâr,
Diğer yanı sükuneti nakış gibi işlenmiş ıssız bir bozkır gecesi.
Ben ne kadar "eyvallah" deyip uzak kalsam da bu fani dünyada,
O bakışların bir pusula misali beni hep aynı menzile,
Senin o sarsılmaz, o dik duruşuna döndürüyor sonunda.
Gözlerin diyorum yâr, iyi dinle...
Hani bir şehrin bütün ışıkları bir anda söndüğünde,
Yolumu bulmamı sağlayan o tek, o en parlak yıldız kadar mahrem.
Hem bir veda kadar hüzünlü sızlıyor sol yanımda,
Hem de her şeye yeniden başlamak kadar cesur bir rüzgâr estiriyor.
Ve gülüşün… Ah o gülüşün!
Hani dar zamanlarımın o geniş kapısı,
Hani bütün sürgünlerimin bittiği, mülteci kalbimin sustuğu yer...
Yorgunluğumun omuzlarımdan eski bir hırka gibi düştüğü yer yani.
Bir gülüyorsun ya, sanırsın bir ömrün bütün kışları havlu atıyor;
Sanırsın ağır kilitlerin ardından taptaze bir bahar meltemi süzülüyor içeriye.
Gülüşün; tüm yaralı yanlarımın üstüne serilen o ipekten, o şifalı örtü sanki.
Bütün suskunluklarımın, içimde biriktirip de söyleyemediğim o ağır cümlelerin cevabı,
Senin o dudak kenarındaki küçük bir kıvrımda saklı duruyor.
İşte bu yüzden yoruldum yollardan, hesabı kestim bütün fırtınalarla,
Geldim ve sığındım senin o kimsenin bilmediği gizli kuytularına.
Arkama bakarsam namerdim artık, ne bir sitem bıraktım geriye ne bir anı,
Ben bu sokakların tozunu seninle sildim, seninle yaktım bu koca cihanı...
Şimdi senin o gözlerinde bir ömürlük nöbetim var benim,
Gülüşünün gölgesinde ise sığındığım o tek hakikat...
Sanki bu dünyaya başka bir sebeple değil de,
Sadece o bakışlardaki derinliği anlamaya,
O gülüşteki huzuru ezberlemeye gelmişim gibi hissediyorum.
Hayatın bütün ağırlığı, bütün o keskin virajları
Senin bir çift sözünle, bir anlık tebessümünle dağılıp gidiyor.
Bil ki; ne zaman o gözler bana değer, işte o vakit dünya yörüngesine oturur;
Ne zaman o dudaklar aralanıp gülüşün dünyaya karışır,
İşte o an benim için hayat yeniden "merhaba" der.
Ben senin o gözlerine emanetim artık, gerisi lafıgüzaf...
Senin o gülüşünde soluklanan bir ömür bu,
Senin kıyında demir atmış, başka bütün rotaları çoktan unutmuş bir kaptan gibiyim.
Her bakışında yeniden çiziliyor kaderimin haritası,
Her tebessümünde ilmek ilmek işleniyor ömrümün en zorlu hikâyesi.
Sesinin tınısı, yüreğime düşen bir cemre gibi;
Buz tutmuş nehirleri eritiyor da ben yine, yeniden,
En baştan meftun oluyorum o eşsiz derinliğe.
Çünkü sen gülünce, sanki bu dünyada sadece biz kalıyoruz;
Ne bir haksızlık, ne bir keder, ne de yolların ayırdığı o bitmek bilmez hasret…
Sadece sen, sadece o bakışların ve hayatı yaşanır kılan o eşsiz gülüşün kalıyor geriye...
Hepsi bu.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.