2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
177
Okunma
Ey Hüdâ, bir kâtilin kapısındayım
Bir garip Ahret, Sırat yapısındayım
Korku sarmışken, önümde açık kapı
Orda kâtil, arkasında bıçak sapı
"Gel!" diyor bana, "Gel buyur, gir hâneme!"
"Öldürürsün saplayıp onu sîneme!"
Söyleyip ettim işâret hançeri
El açıp gösterdi gizli o neşteri
"Yeryüzünden mâvi göklere haklısın,
Pek açıkgöz, çokça bilge, akıllısın
Amma gerçekten de istemiyor musun?
Sen ki kendini yoksa dinlemiyor musun?"
Bir vakit durdum Sırat gibi köprüde
Bir vakit ki bütün şu ömrüm törpüde
İsteyip ben sonra attım bir adım
Yerde can çekişince, her şeyi anladım
"Böyle ol’cağı sen bilip geldin, neden?
Söyle, anlat, bir cevap ver ölmeden!"
Zorla döndüm ben hemen sırt üstüne
Mâvi gözleri bende kâtil büstüne:
"İnsanım, kaderimde olsa yolum habis,
Yolculuk, bilmem gerekti, nasıl bi’ his!"
Şimdi yalvarırım Hüdâ, al kâseyi
Sen dilersen olur, içirme şu bâdeyi
Gayrı senden, yoktu Rab bana okyanus
Yoksa boğmak için bi’ sel geliyor Yunus
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.