2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
95
Okunma
Bir yol çatlağında durmuşuz,
Üç ayrı zamanın sarkacında sallanan.
Birimiz hâlâ Ortaçağ’ın karanlığında,
Aşiretin gölgesine sığınmış,
Şeyhin duasında, reisin tokadında arıyor varlığını.
Birey değil, bağlılık yazılı alnında,
Hukuk susmuş, gelenek konuşur,
Akıl diz çökmüş, korku büyür damarlarında.
Birimiz ulus-devletin eşiğinde,
Modernitenin ışığına tutunmuş,
Yeni bir düzenin mimarı olmaya çalışır.
Ama bir ayağı çukurda, bir eli geçmişte,
Ne tam vazgeçebilmiş eski kutsallardan,
Ne tam kucaklayabilmiş aklın özerkliğini.
Birimiz çoktan yarına savrulmuş,
Tekno-feodal bir çağın içinde sürüklenir.
Ekranda akar veri, ağlarla eli kolu bağlanır, dijital gölgeleri azar
Görünmez efendilerin algoritmalarında,
Sessiz zincirler örülür boynumuza.
Eskinin aşireti kadar kördür gözümüz,
Yeninin zincirleri kadar görünmezdir.
Üç ayrı zamanın insanıyız biz,
Aynı coğrafyada, ayrı dünyalarda yaşayan.
Biri toprağa, biri devlete, biri veriye bağlı,
Ama hepimiz birilerine bağlı, hepimiz eksik.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.