24
Yorum
45
Beğeni
5,0
Puan
339
Okunma

Ruhun dehlizlerinde büyütülen kutsal mabedi,
Kendi ellerimizle yıktık,
taş üstünde taş bırakmadık.
Zamanın acımasız çarkına kurban ettik masum hisleri,
Güneşi içimizde söndürdük, bir kez bile arkaya bakmadık.
Sözcükler zehirli birer ok gibi fırladı dudaklardan,
En derin yerinden yaraladık canı, merhem sürmeyi unuttuk.
Bir katre sevda kalmıştı sızan avuçlar arasından,
Rüzgâra savurduk her şeyi, sadece boş hayalleri avuttuk.
Hangi ara bu kadar "el" olduk, yabancılaştık birbirimize?
Aynı masada, iki ayrı uçurum gibi sustukça derinleştik.
Siyah bir perde indi bir zamanlar parlayan gözlere,
Sessizce, kalbi yerinden söküp veda bile etmeden gittik.
Güneşin doğuşu artık müjde değil, ruhumuza batan sancıdır,
Geceler boyu uykusuzluk nöbetlerinde, kendi enkazımızda çürüdük.
Yüreğimizde taşıdığımız bu soğukluk, dünyanın en ağır acıdır,
Kendi yarattığımız karanlıkta, bile isteye kaybolup yürüdük.
Hatıralar birer ceset gibi dizildi yürüdüğümüz her yola,
Basıp geçtik üzerlerine, sanki hiç yaşanmamış gibi acımadan.
Bir zamanlar hayat veren ılık nefes, zehirli duman oldu ruhumuza,
Şimdi ise boğuluyoruz sessizlikte, kimselere tek söz anlatamadan.
Mevsimler değişti dışarıda ama kalbimizde hep bitmeyen kış,
Dalları fırtınada kırılmış ağaçlar gibi, boynumuz bükük kaldık.
İçimizde yankılanan ama dışarı çıkamayan bitkin haykırış,
Dikiş tutmayan yaralar açtık kendimize; her yanımızdan söküldük.
Kimin ahı tuttu bizi, hangi büyük günahın bedeli bu ödenen?
Tanımıyoruz artık aynadaki yorgun, yabancı, solgun yüzleri.
Kadehlerin dibine çöktü ömrün acı tortusu, hüzündür demlenen,
Kendi ellerimizle sildik, sevdanın toprağa bıraktığı son izleri.
Sokaklar şahit bu gidişe, kaldırımlar ezberledi kimsesiz adımızı,
Şimdi her köşe başında, yalnızlığın hüzün nöbetçisiyiz.
Kaybettik en güzel, en naif, en çocuksu tadımızı,
Savrulduk zamansız boşlukta; artık sadece koca bir hiçiz.
Kaderin hiçbir suçu yok, keskin kalem hep bizim elimizdeydi,
Yazmadık bu sonu sevgilim; biz doğrudan sayfaları yırttık.
En büyük, en sarsılmaz yeminler titrek, korkak dilimizdeydi,
Birer birer devirdik sığındığımız ulu, geçit vermez dağları.
Kuşlar bile uğramaz oldu artık soğuk penceremize,
Sardunyalar kurudu vazolarda,
Bir damla su vermeyi bile unuttuk.
Bir ayrılık senfonisi eşlik ederken darmadağın kederimize,
Sahte gülüşlerin ardına saklanıp, kendi yalanımızı uyuttuk.
Vakit çok geç artık, bu gidilen yolun bir daha dönüşü yok,
Kapandı bütün kapılar yüzümüze, anahtarlar denizin en dibinde.
İster sağ yanın yansın hasretten,
ister sol yanında bir ateş yansın özlemden ne fayda artık,
Kül olduk, savrulduk büyük yangının tam da kalbinde.
Şimdi bu harabenin altında kalan gerçekten biz miyiz?
Yoksa ruhu çekilmiş iki boş gölge mi dolanıyor bu viranede?
Vazgeçtik en güzel, en mavi, en umut dolu gelecekten,
Biz aşkı katlettik; bitti hikâye, en acı, en dilsiz noktada.
🥀╰┈➤Cemre yaman
5.0
100% (27)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.