0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
31
Okunma
Ne bir teselli sesi, ne bir sığınak,
Zamanın eli boş, her yer karanlık.
Gönlümün dalında kurudu yaprak,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Yollar yokuş oldu, adımlar yorgun,
İçimde bir nehir, akışı durgun.
Kaderin vurduğu o derin vurgun,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Gözümde tütüyor şefkatli eller,
Sustu artık o en yumuşak diller.
Boşa harcandı hep onca seneler,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Kime anlatsam bu dilsiz ağrıyı?
Kim duyar içimdeki sessiz çağrıyı?
Kaybettim pusulamı, o doğru yolu,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Gözyaşı kurusa da izi kalıyor,
İnsan her gece yeniden ölüyor.
Hangi kapıyı çalsam yüzüme kapanıyor,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Dizlerimde derman, başımda gölge,
Sanki her yanım yabancı bir bölge.
Hüzün mülk oldu, kalp ise bir belge;
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Dünya koca bir gurbetmiş meğer,
O şefkatli el dokunmazsa eğer.
Yaşanan her şey bir rüyaya değer,
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Bir teselli bekleme artık kimseden,
Ruh yoruldu çoktan, bıktı bu bedenden.
Geriye bir tek bu feryat kaldı benden;
Ne anne kaldı, ne de geçen yara.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.