1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma
Şehrin ortasında büyük bir saray vardı,
duvarları mermer,kapıları altın,
ama temeli
Yalanlar ile inşa edilmiş bir yapı.
Sarayın önünde iki meydan vardı:
birinde kurtlar konuşur,
ötekinde koyunlar alkışlardı.
Kurtlar kürsülere çıkıp
adaletten söz ederken bile.
Dişlerinin arasında
henüz kurulmamış masumların kanı duruldu.
Koyunlar başlarını sallardı;
Her haksızlığı onaylayıp kabul ettiler.
çünkü korku
bazen düşünmekten daha kolaydır.
Bir köşede
paslı bir pusula taşıyan yaşlı bir yolcu dururdu.
Onu kimse dinlemezdi,çünkü hakikat
mikrofon kullanmazdı.
Bir gün gökyüzü kararınca
kurtlar birbirine döndü.
Çünkü açlık
sadakatten daha güçlüydü.
Sarayın duvarlarında çatlaklar oluştu,
altın kapılar gıcırdadı.
Meydanı dolduran koyunlar
ilk kez sessizliği duydu.
Yaşlı yolcu pusulayı kaldırdı
ve şöyle dedi:
“Bir ülke,
yolunu haritalarla değil vicdanıyla kaybeder.
Kurtlara alkış tutan koyunlar,
bir gün sürünün eksildiğini fark eder.
Ve saraylar....
En çok temelleri çürüdüğünde
görkemli görünürler.
Rüzgâr meydandan delip geçti.
Bazı koyunlar başlarını kaldırdı.
Çünkü bazen
Halkların uyanışı sloganla değil
bir tek soruyla başlar:
“Bu doymak bilmeyenler kim?”
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.