6
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
255
Okunma

Ferdâcâ şâiremizin
"Şirâz’dan Gönül’e" şiiri ilhâm kaynağı olmuştur.
Hürmetlerimle...
Meclîs-i rindânda sâkî çağırır,
Kendi küllerinden doğmalı gönül.
Her kadeh başka bir hicâb bağırır,
Rahîk-i irfânla dolmalı gönül.
Ney-i "İllâ" çeker âheste nefes,
Her harfi bir deryâ, her katre bir ses,
Sahbâ-yı ezelden içtikçe g/enes,
Kesret zincirini kırmalı gönül.
Sâkî-i lâhutî sununca cemâl,
Hûm-ı muhabbetle silinir melâl,
Bir katre hakîkat yeter ihtimâl,
Deryâ-yı tevhîde dalmalı gönül.
Bostân-ı elestde açan o gülden,
Bir râyihâ düşse mest eder dilden,
Yâdigâr-ı Yâr’dır aşk tâ ezelden,
O sır ile hemhâl olmalı gönül.
Masiyet, zehrini çekince kandan,
Bir sır zuhûr eder perde-i cândan,
O “Hû” nefesiyle geçer cihândan,
Vahdet bağında gül açmalı gönül.
Meclîs-i rindân: Rindlerin toplandığı, sohbet ettiği meclîs.
Rahîk-i irfân: İrfânın özü. Hakîkatin seçkin özü.
Ney-i "İllâ": Sâdece Allâh’ı dile getiren ney. Yalnızca İlâhi aşkı üfleyen ney.
Sahbâ-yı ezel: Ezelden gelen İlâhî rahmet/nûr.
Enes: Ev halkı. / Genes: Genler.
Sâkî-i lâhutî: Göğe âit, ma’nevî rehber.
Cemâl: Güzellik, İlâhî estetik ve hoşluk.
Hûm-ı muhabbet: Aşk şarabı. İlâhi aşkın şarabı.
Melâl: Hüzün, keder, gönül sıkıntısı.
Deryâ-yı tevhîd: Allah’ın birliğinin engin denizi.
Elest: Kur’ân’da geçen “Elestü bi Rabbikum?”
(Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) âyetiyle bağlantılıdır.
Burada “ezelî sözleşme, rûhun Allah ile başlangıçtaki ahdi” anlamına gelir. Tasavvûfta, insan rûhunun yaratılıştan önce Allah ile yaptığı emân ahdi ifâde eder.
Bostân-ı elest: Rûhun ezelî ahdinin bahçesi.
Râyihâ: Koku, hoş koku; mecâz olarak İlâhî aşkın ve rûhsal güzelliklerin yaydığı ma’nevî çekicilik.
Yâdigâr-ı Yâr: Allah’tan/Sevgili’den kalan değerli hâtırâ.
Mecâzi anlamda bu ifâde, aşkın veyâ İlâhî sevginin bıraktığı iz, gönülde kalan ma’nevî değer veyâ te’siri simgeler
Masiyet: Günâh işleme, itaâtsizlik, yasaklanan fiilleri yapmak.
Perde-i cân: Rûhun perdesi.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.