0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
95
Okunma

Ben uzun zaman anlamadım bunu…
Yıllar geçti, takvimler değişti, saçlarıma yorgunluk düştü ama
yine de büyüdüğümü sanmadım.
Çünkü insanın yaşı büyürmüş sadece,
kalbi değil.
Ben annemi kaybettiğim güne kadar hiç büyümedim.
Hayat ne kadar sert olursa olsun,
bir yerlerde beni koruyan bir dua var sanıyordum.
Düştüğümde kalkacağımı biliyordum,
çünkü arkamda “bir şey olmaz” diyen bir ses vardı.
Meğer insanı çocuk yapan şey oyunlar değilmiş…
Sığınacak bir kalbin varlığıymış.
Sonra bir gün,
dünya sustu.
Ev aynı evdi ama içindeki sıcaklık eksildi.
Duvarlar yerindeydi ama yuva dediğim şey dağıldı.
Annemi toprağa verdiğim gün büyüdüm ben.
O gün anladım;
büyümek doğum günleriyle değil,
eksilenlerle ölçülüyormuş.
Omzuma ilk kez gerçekten ağır gelen hayatı hissettim.
Kimse “üşüme” demedi o günden sonra,
ve ben ilk kez gerçekten üşüdüm.
Bir insanın içi nasıl sessizleşir, öğrendim.
Kalabalıkların ortasında bile nasıl yetim hissedilir, öğrendim.
Gözyaşını içine akıtmayı,
güçlü görünmenin aslında ne kadar yorucu olduğunu öğrendim.
O güne kadar dünya büyük bir yerdi,
sonra bir mezar kadar küçüldü.
Çünkü insan annesini kaybedince
gidebileceği en güvenli yer de toprağın altında kalıyor.
Büyümek;
artık kimseye naz yapamamaktı.
Yoruldum diyememekti.
Canın acısa bile hayatın devam ettiğini görmekti.
Ve şimdi biliyorum…
Bazı insanlar yavaş yavaş büyür,
bazıları ise bir günde.
Ben bir günde büyüdüm.
Bir avuç toprağın avuçlarımdan kaydığı o gün,
çocukluğum da kayıp gitti.
Ama yine de içimde bir yerde
annemin bana baktığı o son hâlim duruyor;
hâlâ onun evladı olan,
ne kadar büyürse büyüsün
annesini özleyen bir çocuk…
#MehmetYETEK
#SabahaBirkelam
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.