0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
95
Okunma
Kapı sandığın şey
Bir eşiğin adıdır sadece;
Girince anlarsın,
Dışarısı diye bir yer yok.
Ayna kırılmaz, yüz çoğalır
Gelen her şey yakındır;
Çünkü yol yürüyene değil,
Uyanana kısadır.
Aşk bir çağrı değil, hatırlamadır;
Ezelden kalan bir ses, kaburgada titrer.
Ben dediğin, bir su kabarcığıdır;
Deniz “ol” deyince
Dalga zaten kıyıya varmıştır.
Dün diye sakladığın ne varsa,
Yarının cebinden düşmüştür.
Zaman, secde eden bir gölgedir,
Güneşte durur;
Hareket sanılan şey perdedir.
Varlık bir tek harftir,
Biz o harfin yankısıyız.
“Gelen uzakta değildir,”
Çünkü gelmek, olmaktan başka nedir?
Mevlânâ dönerken yerinde durur âlem,
Neyin içinden geçen nefes
Beni senden ayırmaz.
Ayrılık dediğin,
Perdenin dil sürçmesidir.
Yunus geçer içimden yalın ayak,
Sözlerini ekmeğe banar gibi söyler:
“Bir ben var benden içeri”
O içeri ki,
Dışarının bütün yükünü taşır.
Arayan yol bulmaz,
Yol arayanı çağırır.
Adımlar susar bir yerde,
Kalp konuşur;
Külli âtin karîb olur.
Kader yazı değildir,
Okunmayı bekleyen bir aynadır.
Bakmayı öğrenirsen
Alın yazın silinir,
Hakikat görünür.
Ölüm bir son değil,
Perde değiştiren bir sahnedir.
Işık aynı ışıktır,
Oyuncu değişir;
Seyirci zaten içindedir.
Ne göğe kaç,
Ne toprağa gömül
Her ikisi de sende tamam.
Uzak sandığın sır
Dilinin ucundadır,
Söyleyince kaybolur.
Dua, istemek değildir;
Hatırlamaktır.
Adını andığında kalbin eğilirse,
Bil ki;
Cevap senden önce gelmiştir.
Bir gün sanma, bir an san
Çünkü an büyür, gün küçülür.
Gelecek dediğin,
Kapının eşiğinde durur;
Külli âtin karîb.
Bitmedi aslında,
Sadece her şey sana yaklaştı.
Okuduğun an,
Zaten olmuştu.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(13 Şubat 2026)
5.0
100% (1)