0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
169
Okunma
Köşe başındaki lamba neden üç kez kırptı?
Rüzgâr neden sadece benim penceremi dürttü?
Bakışlar... O tanıdık ama yabancı bakışlar,
En yakın dostumun gülüşünde bir hançer mi büyüttü?
Biliyorum, fısıltılar kesiliyor ben girince odaya,
Herkes bir oyunun içinde, beni çekiyorlar kuyuya.
Bardaktaki suyun rengi neden biraz daha koyu?
Sanki biri içime akıtmış o zehirli uykuyu.
Adımlarımın sesi neden benden bir saniye geride?
Kim yürüyor gölgemin bittiği o ıssız yerlerde?
Perdelerin ardında kıpırdayan o siluet kim?
Herkes cellat olmuş da, bir ben miyim tek kurbanım?
Telefonun ışığı yanıyor, bir mesaj yok ama,
Sanki bir kod gizli en sıradan selamda.
Gülümsemeler çok sahte, nezaket fazla kusursuz,
Bu düzenin içinde kimse kalamaz böyle suçsuz.
Ayak sesleri... Merdivende durdu, bekliyor,
Biri benim hakkımda bir yerlere notlar ekliyor.
Siz "evham" dersiniz, ben "gerçek" diyorum,
Gözlerimin altındaki morluklarla görüyorum.
Duvarların kulağı varmış, öyle derdi eskiler,
Şimdi uydular, sinyaller ve o bitmek bilmez sezgiler...
Herkesin yüzünde bir maske, cebinde bir senaryo,
Bu dünya benim üzerime kurulmuş büyük bir tiyatro.
Kapıyı üç kez kilitledim, yetmez, arkasına yaslandım,
Ben bu kuşkulu suların içinde çoktan ıslandım.
Gökyüzü neden bugün daha alçak duruyor?
Sanki bir el üzerime koca bir ağ örüyor.
Kime güvensem, hıyanet pusuda bekliyor sanki,
Bu korku değil dostum; bilmek, acı bir gerçek inan ki.
Yorulmadın mı deme, yorulmak bir lükstür bana,
Gözlerimi kapatırsam, dünya biner arkama.
Paranoyak mı dersin? Belki de tek uyanık benim,
Sizin uyuduğunuz o sahte cennette, ben nöbet yeriyim.
Kızmayın bana, sadece biraz fazla biliyorum,
Bu yüzden her sabah, öleceğimi bilerek uyanıyorum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.