Ey sevgilim! eğer bana karşı peçeni indirir benden örtünürsen bil ki ben zırh giymiş atlıları almakta ustayım.. antere
redfer
redfer

Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi?

Yorum

Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi?

3

Yorum

16

Beğeni

0,0

Puan

2758

Okunma

Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi?




Oysa engin denizin fıtratı değil miydi mavi?
Neden bu beton basamaklar şimdi göğün matemine boyalı?
Yaz yağmuru, hoyrat bir veda gibi düşerken eğri taşlara,
Güneşin süzülen ışığı, o parlak maviye inat
Daha koyu, daha sağır gölgeler emziriyor
Küçük elleriyle toprağı dost kılan bir çocuk...

Islağı kuruya, balçığı rüyaya karıyor sessizce.
Lüle saçlarına bulaşan çamur, çocukluğun nişanı;
Yoğurduğu her zerre,
şekerleme tadında bir hayal krallığı.
Bir mağaza dolusu oyuncağı var artık
Sınırı olmayan, kırılmayan
ve topraktan

Annesinin şefkatli sularında durulanınca o küçük ten,
Yorgunluğunu uykunun kadife kollarına emanet eder.
Ve bir seher vakti,
hakikatle düşün el sıkıştığı o ince çizgide,
Mavi gözlerini aralar çocuk;
Karşısında plastikten değil,
mucizeden örülmüş bir yüz:
İlk oyuncak bebek,
ilk somut rüya.

Bir kelebek havalanır
göğüs kafesinin tenha bahçelerinde,
Ruhu özgür, kalbi bir kuş kanadı gibi
telaşlı ve ürkek.
Fakat hayat, "paylaşmak" denen o ağır
ve ince imtihanla gelir;
Misafirliğin, emanetin ve çocukça mahcubiyetin
o dar köprüsünde.
"Geri getirirse..." derken yutkunan bir yürek,
Düşlerini ödünç verir Nilgün’ün meçhule giden ellerine.



Günler geçer,
bekleyiş bir kor gibi büyür içindeki kuyularda,
Dünya küçülürken,
Sevgi’nin gözbebekleri ufka sığmaz olur.
Kapıya koşar,
rüzgârda salınan şımarık bir yaprak gibi,
Umut, bir bayram sabahı kadar taze
ve maşuktur yüzünde.
"Bebeğim nerede?" diye sorar;

Cevap, bir ateşin harlı nefesi gibi
kül eder bütün mevsimleri
Salça kazanlarının altında can çekişen o kızıl ateş,
Sadece bir bebeği değil,
bir çocuğun ilk mutlak inancını yutar.
"Nasıl?" der Sevgi,
sadece beş harf,
bin yıllık bir sükût...
Nasıl ?

Dili damağına dolanır,
kelimeler boğazında birer cam kırığı.
Plastik bir gövde tarlada isli bir duman olup
göğe savrulurken,
Sevgi; kaybın o buzul nefesini,
hayallerin nasıl yitebileceğini öğrenir.

Öğrenir ki;
bazen gökyüzü alabildiğine mavi kalsa da,
Yeryüzünde her rüya kendi ateşiyle sınanır.
Artık ne çamur şekerleme tadındadır
ne yağmur hoş sedalı...

Sevgi, isli bir elin tersiyle
yüzüne düşen saçlarını iterken,
Anlar ki; bazı vedaların geri dönüşü,
bazı gidenlerin yeri yoktur.



Ve o gün,
merdiven basamaklarındaki gölge
ebediyen yerleşir gözlerine;
Sevgi artık sadece bir isim,
bir çocuk değil,
Kendi külünden doğamayan,
kırık bir kanadın sessiz ağıtıdır.

Sevgi kimdir,
sevgi nedir?
Sevgi kaybetmek nedir,
yürek nasıl kor olur,
hayâller nasıl yiter, öğrenecekti.
Ama o çocuktu işte,
kaybetmenin soğuk uğultusu,
kulakları sağır eden bir korkunun çığlığıydı
belki de…

redfer


Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi? Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi? şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Oysa engin denizin rengi değil miydi mavi? şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
5.2.2026 11:27:40
Değerli Üstadım sizin ve sizin gibi yazan saygını yazarın eserlerini, yazılarını dikkatlice okuduğunda bir kitabı okumuş kadar temel bilgi temel öğreti Temel düşün egzersizleri yapıyorum bu beni çok mutlu ediyor.
Paylaşımınız çok güzel, okudukça derinliğine vardıkça unutkanlığa, unutunca geride kalanları yazmaya çalışmakta doğabilecek farklılıklara veya noksanları hoşgörünüze sığınarak satırları bitirmek istiyorum..
Bu metin, çocukluğun masumiyetini, ilk derin kaybın yakıcı acısını ve masumiyetin o ilk kırılış anını anlatan çok güçlü, duygu yoğunluklu bir şiirsel anlatı. Adeta bir ağıt gibi akıyor; hem lirik, hem hikâye anlatır gibi, hem de felsefi bir derinlik taşıyor.
Başlangıçtaki mavi motifiyle başlıyor her şey:
Denizin fıtratı, göğün rengi, çocukluğun saf ve engin hayal dünyası… Ama hemen karşısına beton basamaklar, matem, kül, is, ateş gibi sert, kirli, yakıcı imgeler konuyor. Bu karşıtlık, şiirin ana damarı: Saf mavi ile kirlenmiş gerçekliğin çarpışması.
Çocuk (Sevgi), toprağı yoğururken, çamuru şekerleme tadına çevirirken, rüyayı balçığa karıştırırken henüz dünyanın kirletici gücünü bilmiyor. Oyuncak bebek onun için “mucizeden örülmüş bir yüz”, ilk somut rüya. Bu kısım inanılmaz dokunaklı; çünkü çocuğun hayal gücünün yaratıcı kudretini, toprağı bile altına çevirme masumiyetini çok güzel veriyor.
Sonra Nilgün geliyor.
İsim burada tesadüf değil: Nilgün = nil gibi mavi + gün gibi aydınlık. Sevgi’nin ödünç verdiği bebek, meçhule gidiyor. “Geri getirirse…” cümlesi, çocukça güvenin o kırılganlığını, emanet duygusunu, paylaşmanın ilk imtihanını özetliyor. Burada şiir, masumiyetin bedelini ödemeye başlıyor.
Kaybın kendisi ise trajedinin zirvesi:
Plastik bebek tarlada yanıyor, duman olup göğe savruluyor. Ama asıl yanan çocuğun ilk mutlak inancı, hayallerin kendisi. “Nasıl?” sorusu, beş harf ama bin yıllık sükût… Bu soru, şiirin en keskin bıçağı. Cevapsızlığıyla her şeyi yakıyor.
Son bölümde Sevgi’nin dönüşümü tamamlanıyor:
Artık sadece bir isim, “kendi külünden doğamayan, kırık bir kanadın sessiz ağıtı”. Çocukluk bitiyor, yetişkinliğe değil, yaralı bir varoluşa geçiliyor. Mavi gökyüzü duruyor ama yeryüzünde her rüya kendi ateşiyle sınanıyor. Bu son cümle, evrensel bir hakikati çok acımasızca koyuyor ortaya.
Bu derin anlamların tanımıyla sevgiyle kalınız. .
se
sedat hünker, @sedathunker
5.2.2026 08:27:30
Çok güzel şiir sevgiler saygılar selamlar sağlıcakla kal allahın selameti üstüne olsun
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
5.2.2026 04:15:15
Kutlarım üstadım. anlam , anlatım ve de verdiği duygu ile severek okudum. Dizeler yürek sesini aynen bize geçiriyor. bu yüzden severek okudum. nicelerine...saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL