2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
111
Okunma
“Nasıl olsa hep orada” diye bakılan her şey, aslında en çok ihmal edilendir. Alışkanlık sanılır, garanti görülür, varlığına güvenilir. Ses etmediği için güçlü sanılır, gitmeyeceği düşünülür. Oysa en derin yaralar, tam da böyle başlar; fark edilmeden, yavaş yavaş.
Değeri bilinmeyen şeyler bağırmaz. Kendini anlatmak için kapılara vurmaz. Susar… Suskunluğunu sabır zannederler. “Nasıl olsa durur” derler, “nasıl olsa affeder.” Affetmenin bir sınırı olduğunu, sabrın da bir gün tükendiğini düşünmezler. Herkes kalıcı olduğunu sandığı şeyleri hoyratça harcar; sevgi, emek, sadakat, insan…
Bir gün bakarsın; eskisi gibi değil. Aynı yerde ama aynı değil. Gözler bakıyor ama görmüyor, sözler duyuluyor ama değmiyor. Ve o “nasıl olsa hep orada” denilen şey, içten içe yok olmaya başlamıştır bile. Gitmeden önce çoktan çekip almıştır kendini kalpten.
Sonra bir gün gerçekten gider. Ardına bakmadan değil; çok bakmıştır zaten, çok beklemiştir. Ama kimse fark etmemiştir. Yokluğu geldiğinde ise herkes şaşkındır. “Nasıl olur?” derler. Olur… Çünkü değer, varken bilinmeyince; yokluk, en ağır ders olur.
İnsan en çok kaybettikten sonra anlar. Elinin altındayken küçümsediğini, yanındayken eksik saydığını, hep orada sandığını… Ama artık geçtir. Çünkü bazı şeyler bir kez yok olunca, bir daha aynı yerden var olmaz. Ve geriye sadece şu cümle kalır:
Değeri bilinmeyen her şey, bir gün sessizce yok olur.
Yok olduktan sonra ne pişmanlık yetişir ona, ne de geç kalmış cümleler. “Keşke”ler dizilir ardı ardına ama hiçbiri geri getirmez gidenleri. Çünkü kıymet, kaybedilince anlam kazanan bir şey değildir; varken hissedilmesi gereken bir sorumluluktur. O sorumluluğu taşımayanlar, yokluğun ağırlığı altında ezilir.
En acısı da şudur: Giden, aslında bir anda gitmez. Defalarca kalmayı seçmiştir. Görülmeyi, duyulmayı, anlaşılmayı beklemiştir. Küçük kırgınlıkları yutmuş, büyük suskunluklara katlanmıştır. Ama her görmezden geliniş, her “sonra bakarız” sözü, içinden bir parça koparmıştır. Ve kimse, kopan parçaların hesabını tutmamıştır.
Bir gün geriye bakıldığında, “Nerede hata yaptık?” sorusu sorulur. Oysa cevap çoktan verilmiştir: Değer vermediğin yerde durmaz hiçbir şey. Sevgi bile… Hele insan hiç durmaz. Çünkü insan, en çok kıymeti kadar kalır.
Şimdi yokluğa bakıp ağıt yakmanın bir anlamı yok. Çünkü yokluk, varken gösterilmeyen ilginin, özenin ve sevginin sonucudur. Bazı kayıplar kader değildir; ihmaldir. Ve ihmal edilen her şey, bir gün ya küser ya da tamamen yok olur.
Unutma…
Kimse “nasıl olsa hep orada” diye harcanmak için yaratılmadı.
Ve hiç kimse, değersiz hissettiği bir yerde sonsuza kadar kalmaz.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.