0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma
Bir zamanlar dipdiri duran o yüksek duvarlar,
Şimdi yosun tutmuş, çatlaklar içinde.
Her yağmur damlası biraz daha oyalar,
Çürümeye yüz tutmuş bir anı gizli bende.
Oysa ne ihtişamla dikilmişti temeller,
Sözler verilmişti, yeminler edilmişti.
Şimdi her köşe başı, tozlu hayaller,
Unutulmuş bir sevda gibi, yokluğa itilmişti.
Bak, o eski defterin sararmış sayfaları,
Kurumuş bir gül yaprağı ortasında.
Zamanın acımasız ve keskin rüzgârları,
Bırakmamış hiçbir şeyi yerli yerinde.
Ne bir umut filizlenir bu nemli toprakta,
Ne de eski neşesi kalmıştır o evin.
Bir sessizlik çığlığı var her boşlukta,
Beklenilen değil, gözden çıkarılan şeyin.
Çürümeye yüz tutmuş sadece ahşap değil,
Sadece terk edilmiş bir köprübaşı değil.
Asıl çürüyen, o saf inanç, o temiz meyil,
Kalbimin bir köşesi, onarılamaz bir eşik.
Ve ben, o enkazın başında duran son bekçi,
Kokluyorum havayı; nem ve pişmanlık.
Geri dönüşü olmayan bir yolun seçimi,
Bir zamanlar canlı olan her şeyde, şimdi yalnızlık.
5.0
100% (2)