0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
78
Okunma

Elimde tuttuğum bu kare, kenarları sararmış, biraz da yıpranmış. Sanki zamanın tozu üzerine sinmiş, dokunduğumda o eski kokuyu alıyorum.
Fotoğrafın içindeki sen, gülüyorsun. O gün hangi mevsimdi, hava nasıldı, kim bilir? Ama o anki saf neşe, kâğıdın fiberlerine işlemiş.
Şimdi bu sessiz kareye bakarken düşünüyorum; o günden bugüne kaç şehir değişti, kaç insan yürüdü bu dünyanın üzerinden? O gülüş, ne çok sır taşıyor şimdi. Oysa orada, yalnızca bir anlık keyif vardı.
O zamanlar, her şeyin böyle hızlı akıp gideceğini, o anların birer hazineye dönüşeceğini bilmiyorduk.
Bu fotoğraf, bir zaman makinesi. Beni, o anki sana götürüyor. Dokunamıyorum ama hissediyorum. Fotoğrafın arkasına düşülmüş bir tarih yok, bir not yok. Yine de her detayı konuşuyor.
Oysa şimdi sen, bambaşka bir yerde, belki bambaşka birisin. Ama ben, bu sararmış kâğıt parçasında, o günkü seni sonsuza dek koruyorum.
Bu kare, sadece geçmişin bir hatırası değil; aynı zamanda yaşanmışlığın ve unutulmayacak olanın kanıtıdır.
Hüseyin TURHAL
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.