4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
228
Okunma

Bir sabah doğdu güneş,
tarlaların, köylerin, dağların üstüne.
Yorgun bir milletin alnına düştü o ışık.
Ve bir kadın,
elleri nasırlı, yüzü umutla dolu
ilk defa adını yazdı bir kağıda,
"Ben de varım."
Cumhuriyet o andı işte.
Bir kadının sesiydi,
asırlarca susturulmuş bir kalbin ilk yankısı.
Yeniden doğuşun sancısıydı,
bir anne ninnisi kadar yumuşak,
bir cephe karanlığı kadar ağır.
O gün kadın;
yalnız çocuk doğurmadı,
bir ülke doğurdu.
O günden sonra her 29 Ekim,
bir çocuğun gözlerindeki ışık,
bir kadının alnındaki terle parladı.
Cumhuriyet, erkeklerin kazandığı bir savaş değil,
kadınların yeniden ayağa kalktığı bir mucizedir.
Çünkü o sabah,
bir kadın tarladan dönerken
eteklerinde buğday, kalbinde devrim taşıyordu.
Okuma yazma öğrendi sonra
sadece harfleri değil,
kendini de öğrendi.
Sevmeyi, başkaldırmayı,
insan olmayı…
Ve bir gün,
gökyüzüne baktı,
gözleri mavinin bir tonunda parladı,
"Beni görebiliyor musun Atam?" dedi,
"Ben Cumhuriyet’im artık."!
O an, rüzgar bile durdu.
Çünkü tarih bir kez daha yazılıyordu
Bir kadın ağladığında,
vatan toprağı çiçek açıyordu.
Cumhuriyet!
bir bayraktan öte,
bir marştan fazla,
bir kalbin içinde filizlenen en büyük cümle...
Ve o cümle hala yankılanıyor.
Kadın varsa,
Cumhuriyet vardır.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.