0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
55
Okunma
Eskiyen zamanları
modası geçti denilen insanları
dedeleri,nineleri,torunları
sıcak teneke soba üzerinde tüten
mis gibi kestane kokularını
lapa lapa yağan karı özlüyorum...
neşe dolu bayramları
kahve kokulu odaları
sıcak samimi dostları
paylaşılan o anları özlüyorum...
kırmızı rugan papuçlarımı
işlemeli hediye mendillerimi
çöpten yaptığım bebeklerimi
köpeğim Çomar’ı özlüyorum...
baharda açılan pembe dalları
sarı çiçeklerle bezenen kırları
nazlı gelincikleri ve papatyaları
birde, boynu bükük
mor menekşeleri özlüyorum...
mutfakta annemin ayak sesini
tahtalarda duyulan gıcırtıları
yemeğe çağırırken beni
duyduğum nefis kokuları
parazitli radyodan süzülen türkü ve şarkıları
yurttan sesler korosunu,halk hikayelerini
annemin ördüğü bere ve atkıları özlüyorum...
sabun kokulu temiz çamaşırların rüzgarda sallanışını
pamuk tüylü kedim Pistan’ın yumuşacık tüylerini
köpeğimin benimle bahçede gezişini
ahırın buram buram sımsıcak kokusunu,
sarı ineğin,otları yerken çıkardığı sesleri
yeni doğan buzağının yürüme acemiliklerini
sacın altındaki ateşin çıtır çıtır yanışını
salçanın kokusunu,pekmezin tadını
tarhanayı,kömeyi,misket elmayı
üzümü,eriği,kirazı özlüyorum...
seher vakti ötüşen kuşları
elmanın buğusunu,ayvanın kokusunu
üzümü,şeftaliyi daldan yemeyi
saman yığınından elma seçmeyi özlüyorum...
candan ciğerden komşularımızı
Cennete giden Neriman teyzemi
Şaziye teyzemin esprilerini
Latife teyzemin sıcacık ekmeklerini
ocak başında helva kardığım günleri özlüyorum...
annemin özene bezene yaptığı reçellerini,turşularını
büyükannemin oklavaya sardığı baklavalarını
su böreği,yarımca börek ve ayranı
kaybolup giden güzel insanları özlüyorum...
site yapılırken kesilen karaağacı
üstünde şakıyan nazlı bülbülü
hanımelini,dikeni elimi kanatan pembe gülü
toprağa uzanıp yatmayı özlüyorum...
yıkılan o güzelim ahşap evleri
kesilen çam ağacını,yokedilen altıgen havuzu
dokuz taş oynadığım arkadaşlarımı
kapımıza gelip giden o kızı özlüyorum...
sırtına binip saçını çektiğim Cemile ablayı
Cennete giden sevgili arkadaşım Billuru
arka taraftan dolanıp kendi elmamızı kopardığım o yolu
ilkokul öğretmenimi,arkadaşlarımı,okulumu özlüyorum...
günler akıp gitti bir dere gibi
dün ufacık bir çocuktum ben de, biraz deli...
koşardım durmadan,yazardım usanmadan
gördüğüm bütün güzelliklere hayran
bakar kalırdım ağzım açık,gözlerim nemli...
hangi masaldı içimde yıllardır yaşadığım?
hangi pembe rüyaydı sinemde sakladığım...
bedenim yoruldu,bu uzun seyahatten
kaç gün daha kaldı takvimdeki yapraktan? ..
varacağım menzil belli,artık ne yapsam...
ellerimi Allah’a doğru uzatıyorum...
gözlerimde onun nuruyla coşuyorum!
adım adım değil,kulaç kulaç koşuyorum!
son günüm olsa da ben yine yanmam...
belki bir çağrı gelir diye Allah’dan! ...
Gülhan Çeliktaş
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.