3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1367
Okunma
Ne mısralarım vardı sana
Sen habersiz
Gözyaşlarım telefonun ucunda
Kaç kez tuttum ellerimi
Mum alevinin önünde
Bilmen mümkün değil
Bildiğin salya sümük ağlamalarım
Ya da, nasıl gidiyor hayat diye, sıradanlıklara sığınmalarım
Acımadı ki canım
Sendromu a canım,
Kaçın kurasısın sen
Anlaman lazım!
Sönüyor gözüm ah
O ateşler,
Kor iken de yakmadı desem yalan canımı,
Şekerim hayat işte bu;
Ne korları
Ne közleri
Aynı potada eritmedik mi?
Küllerini a canım
Kahkahalar
Kadehler arasında
Rüzgara teslim etmedik mi
O yüzden değil miydi
Sevişmelerimizdeki ahenk
Mumları biz bize yaktık,
Yatırlara inat
Biz bizden medet umduk
Az biraz korkarak,
Çokça cesur davranarak!...
Kimeydi ki inat?
İnatlardan mı bekledin ki bir aşk doğacak
A canım,
Ondan mı yoruldun
Ürktün
Çarçabuk kaçtın?
Ah
Yoksa inat uğruna beni mi harcadın!
Yok canım!...
Suskunluğun en derin noktasıdır şu an,
Kılıçlar kınlarda artık
Hesap tarihleri geçmiş
Ne verilecek cevabın anlamı var
Ne yargının infazı!...
Öylesine
Hani, belki de böylesine bir şey bu,
Huu, duyuyor musun sesimi,
Biliyor musun,
Eşek gibi biliyorsun elbette;
Deli gibi sevmiştim ben seni!....
Gülgün Karaoğlu
Temmuz,04/08
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.