3
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
670
Okunma
öyle acılar vardır ki
yaşadığını sandığın
ne kadar mutluluk varsa
kursağına takılı kalmış gibi
bir yanın cenneti yaşarken
bir yanın cehennemi yaşar
oysa ne mutluluklarla sevmiştim seni
ne arzular büyüterek
pul pul dökülürken
acıya sessizliğin
kanayan bir yaraya dokunur gibi
öyle güzel gülümsüyordun ki
sesin öyle güzel dokunuyordu ki
içimdeki fırtınaya
içimdeki fırtınaya bahar geliyor gibi
gülümsemene kayıtsız kalmak
intihar etmek gibi
acısında bir ekmeği
dilim dilim sofraya koymak gibi
bir pencere buğusunda
yüreğinden sokaklara çıkıp
sokak sokak seni aramak gibi
rastlasam bir sokak başında
yada bir deniz kıyısında
ve yahut bir tren garında
ellerinden tutup
özgürlüğe yolculuk yapar gibi
gözlerinde kaybolmak isterdim
bazen özlemek de yeşermek istiyor
kuruyan topraklarında
avuç açıp göğe
yağmur damlalarında çoğalmak
ve toprağa bereket olmak istiyor
sevmediğim bir çiçeği koklamaktan korkuyorum
alışamadığım bir hayatı yaşamaktan
ve hiç bilmediğim bir denizde boğulmaktan korkuyorum
bir dirhem yoksulluk koyup avuçlarına
büyüterek sevgi toplamak istiyorum
umudu büyütüp mavi bir okyanusta
ufacık bir kum tanesine dokunmak istiyorum
sevmenin hiç bitmediği bir sofraya
ekmek olup dilim dilim konmak isterdim
uzun bir yolculuk hayal ederken
kısa süren bir yolda kala kaldık
n/eylersin ki
sevda tomurcuğu filizlenmeden
düş/tük bu apansız yolda
karanlık bir odanın penceresinden bakıp
güneşi hayal etmekten öteye gidemedik
gül dalında güzeldi biliyorduk
gülü koparmaktan korkmadık
el titrese idi
ses titrese idi
göz titrese idi
gül kokardı ülkemin her tarafı
ve tenim teninde boy verirdi
ibrahimdalkılıç
09/03/2016
14:05 izmir
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.