Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Yazılmamış Masallar Defteri
Bu defterdeki masallar daha önce hiçbir dilde yazılmadı, hiçbir dudakta fısıldanmadı. Onları geceyle gündüzün arasındaki sessizlikten, unutulmuş rüyaların kıyısından topladım. Her biri, içinde yaşamay...
17. Bölüm

Tersine Akan Zamanın Korkusu

33 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Bir ülkede zaman, herkesin bildiğinin aksine geriye doğru akardı. Güneş doğmadan önce batmış olur, akşamlar sabaha doğru ilerler, yaşlılar gençleşir, kırıklar kendiliğinden onarılırdı. Bu ülkede doğan herkes için bu düzen son derece normaldi. Çünkü onlar hiçbir zaman “ileri akan zamanı” görmemişti.

Bu ülkede yaşayan küçük bir çocuk vardı. Diğerlerinden farklı olarak içinde tuhaf bir merak taşıyordu. İnsanlar geçmişe doğru yaşarken o hep “ileride ne var?” diye düşünürdü. Ama bu soru, bu ülkede sorulmazdı. Çünkü herkes geçmişi yaşadığı için geleceği merak etmek neredeyse bir delilik sayılırdı.

Bir gün çocuk, eski bir evin yıkılmış duvarlarının arasında dolaşırken garip bir nesne buldu. Yuvarlak, camlı, içinde sayılar yazılıydı. Ama en tuhafı, içindeki ince çubukların hareketiydi. Onlar diğer saatlerin aksine geriye değil, ileri doğru ilerliyordu.

Çocuk uzun süre o saate baktı. Önce anlam veremedi. Sonra fark etti ki bu saat, bu ülkenin yasalarına uymuyordu. Zamanı tersine değil, ileriye doğru gösteriyordu. Kalbi hızlandı. İlk kez bir şeyin “ilerlediğini” görüyordu.

Saati cebine koydu ve gizlice eve götürdü. Geceleri herkes uyurken onu çıkarır, saatle konuşur gibi bakardı. Saat tik tak diye ilerledikçe çocuk da sanki başka bir dünyaya bakıyormuş gibi hissederdi. İçinde garip bir umut doğmuştu. Belki zaman sadece geriye akmak zorunda değildi.

Ama bu ülkenin kuralları sertti. Bir gün çocuk saati cebinde taşırken, sarayın muhafızları onu fark etti. Çünkü saatten çıkan ses, bu ülkede duyulmamış bir sesti. Tik tak… tik tak… Bu ses geriye değil ileriye doğru yürüyen bir şeyin sesiydi.

Muhafızlar çocuğu yakalayıp saraya götürdüler. Kralın huzuruna çıkarıldı.

Kral, yılların geriye doğru akışıyla gençleşen ama içten içe korkularla büyüyen biriydi. Çünkü o, düzenin bozulmasından korkardı. Her şeyin hep aynı şekilde kalmasını isterdi.

Çocuğun elindeki saati görünce yüzü soldu.

“Bu nedir?” diye sordu.

Çocuk korkarak cevap verdi:
“Zamanı gösteriyor.”

Kral kaşlarını çattı.
“Zaman zaten gösteriliyor. Her şey geriye doğru akıyor. Bu da ne?”

Çocuk titreyerek saati uzattı.
“Bu… ileri gidiyor.”

O an sarayda sessizlik oldu. Kralın gözleri büyüdü. Sanki o küçük nesne, bütün düzeni yıkabilecek bir güç taşıyordu.

Kral saati eline aldı. Tik tak… tik tak…

Her tik sesi, onun alıştığı dünyanın dışına bir adım gibiydi. Ve bu onu korkuttu. Çünkü ileriye giden bir zaman demek, bilinmeyen demekti. Kontrol edemediği bir şey demekti.

Kral öfkeyle bağırdı:
“Bu şey yasaklanmalı! Bu ülkeye ait değil!”

Ama o bağırdıkça saatin sesi daha da belirginleşiyordu. Tik tak… tik tak…

Çocuk cesaretini topladı.
“Bu kötü değil,” dedi. “Sadece farklı.”

Kral bir an durdu.
“Farklı olan tehlikelidir,” dedi sertçe.

Çocuk başını salladı.
“Belki de değildir. Belki de sadece korktuğumuz içindir.”

Bu sözler kralın içine dokundu. Çünkü o, yıllardır korkuyordu. Düzenin bozulmasından, bilinmeyenden, kontrolü kaybetmekten…

Elindeki saate baktı. İlk kez dikkatlice izledi. İbreler ilerliyordu. Ama dünya yıkılmamıştı. Saray hâlâ yerindeydi. İnsanlar hâlâ yaşıyordu.

Kral yavaşça tahtına oturdu. İçindeki korku ile merak arasında kaldı. Sonunda saati yere atmak yerine geri uzattı.

“Bunu sakla,” dedi. “Ama kimseye gösterme.”

Çocuk şaşırdı.
“Yasaklamayacak mısın?”

Kral gözlerini kaçırdı.
“Her şeyi yasaklamak, anlamak değildir,” dedi.

O günden sonra çocuk saati sakladı. Ama artık yalnız değildi. Çünkü kral da gizlice zamanın ileriye akışını düşünmeye başlamıştı.

Ve o ülkede, her şey hâlâ geriye doğru akarken, bir yerde küçük bir saat ileri doğru yürümeye devam etti.

Kimse fark etmese de, belki de o saat sadece zamanı değil, insanların düşüncelerini de değiştirmeye başlamıştı.

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL