Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Yazılmamış Masallar Defteri
Bu defterdeki masallar daha önce hiçbir dilde yazılmadı, hiçbir dudakta fısıldanmadı. Onları geceyle gündüzün arasındaki sessizlikten, unutulmuş rüyaların kıyısından topladım. Her biri, içinde yaşamay...
18. Bölüm

Kokunun Sırrını Taşıyan Fıçı

35 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum


Ormanın en derin yerinde, ağaçların gökyüzünü neredeyse unutturduğu bir açıklıkta yaşayan bir ayı vardı. Bu ayı, diğerlerinden farklıydı. Sadece bal yemekle yetinmez, balı saklamanın, taşımanın ve paylaşmanın yollarını düşünürdü. Günlerden bir gün, ormanın yaşlı ağaçlarından düşen kalın bir gövde parçasını oyup bir fıçı yaptı. Amacı, en güzel balları bu fıçıda saklamak ve uzun yolculuklara çıkabilmekti.

Ayı günlerce dolaştı, en güzel çiçeklerin olduğu yerleri buldu, arıların en saf balını topladı ve fıçıyı doldurdu. Fıçı doldukça, içinden yavaş yavaş farklı bir şey yükselmeye başladı. Bu, balın kokusu değildi. Daha derin, daha eski, sanki unutulmuş bir hatırayı andıran bir kokuydu.

Bir gece, ayı fıçının başında uykuya daldığında, fıçının kapağı kendiliğinden aralandı. İçinden, ışık gibi ince, duman gibi hafif bir varlık çıktı. Bu bir periydi. Ama alışılmış perilerden değildi. Onun varlığı gözle değil, daha çok kokuyla hissediliyordu. Ve bu koku, dünyada var olmuş en güzel kokuydu.

Peri etrafına baktı. Orman sessizdi. Ayı derin uykudaydı. Peri fısıltıya benzeyen bir sesle konuştu:

“Ben saklanan değil, paylaşılan bir şeyim.”

Sabah olduğunda ayı, fıçının yanında oturmuş bu garip varlığı gördü. Korkmadı. Çünkü orman ona her zaman şunu öğretmişti: Gerçekten güzel olan şey korku vermez.

Peri, ayıya kendini anlatmadı. Sadece ona bir his verdi. Ayı anladı. Bu koku, sadece balın değil; çiçeklerin, yağmurun, toprağın, rüzgârın ve zamanın içinden süzülen bir özdü. Ve bu öz, saklanmak için değil, yayılmak içindi.

Ama bu kolay değildi.

Peri, kokusunu herkese ulaştırmak istiyordu. Fakat rüzgâr onu bazen yanlış yerlere taşıyor, bazen de hiç taşımıyordu. Bazı yerlerde insanlar bu kokuyu fark etmiyor, bazıları ise onu hapsedip sadece kendilerine saklamak istiyordu.

Ayı, periye yardım etmeye karar verdi.

Fıçıyı sırtladı ve uzun bir yolculuğa çıktı.

Dağları aştı. Vadilerden geçti. Kurumuş topraklara ulaştı. Orada insanlar yıllardır yağmur görmemişti. Peri o an, kokusunu serbest bıraktı. Koku toprağa değdiğinde, insanlar bir an durdu. Yüzlerinde unuttukları bir şey belirdi. Gülümsemeyi hatırladılar. Ve çok geçmeden, gökyüzü de hatırladı. Yağmur başladı.

Sonra ayı deniz kıyılarına indi. Orada insanlar çoktu ama kimse birbirine bakmıyordu. Herkes bir şeylerin peşindeydi. Peri yine kokusunu bıraktı. Bu kez insanlar yürümeyi bıraktı. Birbirlerine baktılar. Yavaşladılar. Bazıları konuşmaya başladı. Bazıları sarıldı.

Yolculuk devam etti.

Ama zamanla ayı yoruldu. Fıçı ağırlaştı. Peri de zayıflamaya başladı. Çünkü ne kadar çok paylaşsa da, bazı yerlerde insanlar kokuyu fark etmiyordu. Bazıları burunlarını kapatıyor, bazıları “bunun değeri yok” diyordu.

Bir gün ayı durdu.

“Belki de herkes için değil,” diye düşündü.

Peri, ilk kez net bir şekilde konuştu:

“Ben herkes içinim. Ama herkes beni seçmez.”

Ayı bunu duyunca yeniden yürümeye başladı.

Sonunda, çok yüksek bir tepeye ulaştılar. Burası rüzgârın en güçlü olduğu yerdi. Ayı fıçıyı yere koydu. Peri fıçının içinden yükseldi ve bu kez kendini tamamen rüzgâra bıraktı.

Koku, oradan dünyaya yayıldı.

Dağlara, şehirlere, denizlere, evlere…

Kimi fark etti, kimi etmedi.

Ama o koku artık vardı.

Ayı, boş fıçının yanında oturdu. Artık taşıyacak bir şey kalmamıştı. Ama içi hafiflemişti.

O günden sonra ormanda dolaşanlar bazen sebepsiz yere huzur hissederdi. Bazen bir an durup derin nefes alırlardı. Ve çoğu zaman bunun nedenini bilmezlerdi.

Ama o koku, hâlâ oradaydı.

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL