Bu defterdeki masallar daha önce hiçbir dilde yazılmadı, hiçbir dudakta fısıldanmadı. Onları geceyle gündüzün arasındaki sessizlikten, unutulmuş rüyaların kıyısından topladım. Her biri, içinde yaşamay...
Bir zamanlar, dağların arasında saklanmış, dış dünyayla bağı neredeyse hiç olmayan bir köy vardı. Bu köyü diğerlerinden ayıran şey, ne evlerinin biçimi ne de insanlarının yaşamıydı. Onu eşsiz kılan şey, her gece gökyüzünde beliren yıldızlardı.
Çünkü bu köyde yıldızlar, hiçbir yerde olmadığı gibi davranırdı.
Her gece, gökyüzündeki yıldızlar farklı bir düzene girer, birbirine bağlanır, ayrılır ve yeniden şekil alırdı. Bazen uzun bir çizgi, bazen kırık bir halka, bazen de karmaşık bir desen oluştururlardı. Köy halkı bu durumu yıllardır izlerdi ama kimse bunun ne anlama geldiğini bilmezdi.
Yaşlılar, bunun eski zamanlardan kalan bir işaret olduğunu söylerdi. Gençler ise sadece güzel bir gökyüzü oyunu olarak görürdü.
Fakat köyde bir kişi vardı ki, yıldızlara diğerlerinden farklı bakardı.
Her gece, herkes evine çekildikten sonra, köyün en yüksek tepesine çıkar, saatlerce gökyüzünü izlerdi. Elinde eski, yıpranmış bir defter vardı. Gördüğü her şekli dikkatle çizer, altına küçük notlar düşerdi. Günler, aylar, yıllar geçti.
Defter doldukça doldu.
Bir süre sonra fark etti ki yıldızların oluşturduğu şekiller rastgele değildi. Bazı desenler tekrar ediyordu. Bazıları ise diğerlerinin devamı gibiydi. Bu bir oyun değil, bir düzen, bir sistemdi.
Bir dil.
Ama kayıp bir dil.
Bu düşünceyle daha da dikkatli izlemeye başladı. Artık sadece şekilleri değil, aralarındaki boşlukları, tekrar sıklıklarını ve dizilişlerini de inceliyordu. Köy halkı onun bu uğraşını garip buluyordu. “Gökyüzüyle konuşulmaz” diyorlardı.
Ama o dinlemeye devam etti.
Bir gece, uzun zamandır gördüğü bir desen tekrar oluştu. Ardından daha önce çizdiği başka bir desen geldi. Sonra bir diğeri…
Kalbi hızla atmaya başladı.
Defterini açtı, sayfaları hızla çevirdi ve o desenleri yan yana getirdi. O an, ilk kez bir anlam ortaya çıktı.
Bu bir kelimeydi.
Geceler boyu süren çalışmalar, uykusuzluklar ve yalnızlık sonunda bir kapıyı aralamıştı. Artık sadece bakmıyor, okuyordu.
Zamanla daha fazla kelime çözüldü. Her gece gökyüzü, eski bir hikâyeyi parça parça anlatıyordu. Bu hikâye, çok eski bir halktan bahsediyordu. Bir zamanlar bu köyde yaşayan ama sonra yok olan bir halktan…
Bu halkın dili, yok olmuştu ama gökyüzü onu unutmamıştı.
Yıldızlar, her gece o dili yeniden yazıyor, geçmişi silinmekten kurtarıyordu.
Bir süre sonra, çözülen kelimeler cümlelere dönüştü. Cümleler bir araya geldi ve büyük bir gerçek ortaya çıktı.
Bu köyün insanları, o kayıp halkın torunlarıydı.
Ama zamanla kendi dillerini unutmuşlardı.
Gökyüzü ise onların hafızası olmuştu.
Bu gerçeği öğrenen kişi, ertesi gün köy meydanına indi. İnsanları topladı. Onlara defterini gösterdi. İlk başta kimse inanmadı. Ama o gece hep birlikte gökyüzünü izlediler.
Ve ilk kez, yıldızların sadece parlamadığını, konuştuğunu fark ettiler.
Günler geçtikçe köy halkı da bu dili öğrenmeye başladı. Çocuklar yıldızları izleyerek yeni kelimeler ezberledi. Yaşlılar geçmiş hikâyeleri hatırlamaya başladı. Köy yavaş yavaş kendi kökleriyle yeniden buluştu.
Ama bir gece, gökyüzü aniden karardı.
Yıldızlar görünmedi.
Köyde korku yayıldı. Herkes gökyüzüne baktı ama hiçbir şey yoktu. O kişi tekrar tepeye çıktı, saatlerce bekledi.
Hiçbir desen oluşmadı.
Ertesi gece de…
Ve bir sonraki…
Yıldızlar susmuştu.
Günler sonra, o kişi defterini açtı. İçinde yazanları köy halkına okumaya başladı. Artık gökyüzü konuşmuyordu ama öğrendikleri kalmıştı.
O an anlaşıldı ki yıldızlar görevini tamamlamıştı.
Unutulan dil, artık yeniden hatırlanıyordu.
Gökyüzü sustu çünkü insanlar artık dinlemeyi öğrenmişti.
Köyde o günden sonra her gece yıldızlara bakılmaya devam edildi. Ama artık bir şey beklemek için değil, hatırlamak için.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.