Şehir griydi. Gökyüzünün griliği alışılmış bir şeydi; sonbahardan kalma bir yorgunluk gibi aylarca tepede asılı dururdu. Ama bu başka bir griydi. Bu kez renk sadece bulutlardan değil, insanların yüzle...
Ertesi gün mahalledeki o küçük liste büyümeye başladı. Başta sadece birkaç ihtiyaç yazılıydı; süt, ilaç, kira, ayakkabı… Ama zamanla insanların çekinmeden eklediği yeni satırlarla kâğıt doldu. İlginç olan, listenin yalnızca eksikleri değil, karşısına küçük küçük çözümleri de çekmeye başlamasıydı. Birinin yanına “var” yazılıyor, bir diğerinin altına “hallederiz” notu düşülüyordu. Kimse bunu organize etmiyordu ama herkes bir yerinden tutuyordu. Sanki görünmeyen bir el, insanları aynı sayfada buluşturuyordu. Zeynep o gün dükkâna uğradığında listeyi ilk kez fark etti. Uzun süre baktı, sonra hiçbir şey söylemeden çantasından küçük bir kâğıt çıkarıp “fazla battaniye” yazdı ve tezgâhın kenarına bıraktı. Hasan Abi başını kaldırıp ona baktı ama bir şey demedi. Çünkü bazen en büyük değişimler, ilan edilmeden başlardı. Zeynep dışarı çıktığında kendini ilk kez biraz daha hafif hissetti; eksilmemişti, ama yalnız da değildi artık. Kemal Bey akşamüstü parkın kenarından geçerken çocukların yine oynadığını gördü. Bu kez sesleri biraz daha yüksekti. Emre de aralarındaydı. Ayağındaki eski ayakkabılar dikkatini çekti; birine vermişti, yerine yenisi gelmemişti. Ama Emre koşarken bunu umursamıyor gibiydi. Kemal Bey o an şunu düşündü: bazen eksiklik, paylaşılınca ağırlığını kaybediyordu. Belki de yoksulluk, tek başına yaşandığında büyüyordu en çok. Ayşe hastanede panonun önünden geçerken durdu. Artık kâğıtlar çoğalmıştı; bazıları aceleyle yazılmış, bazıları özenle katlanmıştı. Bir tanesinde sadece şu yazıyordu: “Teşekkür ederim, ihtiyacım kalmadı.” Ayşe o notu uzun süre elinde tuttu. İlk kez bir eksikliğin tamamlanmış halini görüyordu. O küçük cümle, günlerdir gördüğü tüm yorgun yüzlerden daha güçlüydü. Ali ve Murat akşam yürüyüşünde bu kez konuşmadan ilerlediler. Aynı sokaktan geçtiler, aynı dükkânların önünden. Ama ikisi de bir şeyin değiştiğini hissediyordu. “Fark ettin mi?” dedi Murat sonunda. Ali başını salladı. “Evet,” dedi, “kimse tek başına değilmiş gibi.” Bu cümle, çözümden daha gerçekti; çünkü belki de çözümün kendisi buydu. Hasan Abi gece dükkânı kapatmadan önce listeye son kez baktı. Bazı ihtiyaçların üzeri çizilmişti, bazılarına yeni notlar eklenmişti. Defteri kapatırken ilk kez borçların toplamını hesaplamadı. Bunun yerine aklında başka bir şey vardı: eksilenlerin değil, tamamlananların sayısı. Ve bu, yıllardır tuttuğu hiçbir hesapta yer almamıştı. Gece ilerledikçe şehir yine sessizliğe büründü. Ama bu kez o sessizliğin içinde görünmeyen bir hareket vardı. Bir evde fazla yemek ayrılıyor, bir başka evde paylaşılacak eşyalar hazırlanıyordu. Birileri ertesi gün kime uğrayacağını düşünüyordu. Küçük, sessiz, kimsenin alkışlamadığı hareketler… Ama belki de en kalıcı olanlar buydu. Kemal Bey defterini açtığında bu kez yazmakta zorlanmadı. “Yoksulluk,” diye başladı, “insanın yalnız bırakıldığı yerde derinleşir.” Bir an durdu, sonra altına ekledi: “Ama bir araya gelindiğinde, en azından şekli değişir.” Bu kesin bir çözüm değildi; ama artık kimse kesin cevaplar aramıyordu. Çünkü herkes, küçük değişimlerin büyük sessizlikleri kırabildiğini görmeye başlamıştı. Ertesi sabah şehir yine griydi. Ama o gri artık tek renkten ibaret değildi. İçinde fark edilmeyen küçük tonlar vardı. Ve o tonlar, dikkatle bakıldığında, birbirine değen insanların izini taşıyordu. Belki hiçbir şey tamamlanmamıştı. Ama artık hiçbir şey de tamamen sahipsiz değildi.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.