Şehir griydi. Gökyüzünün griliği alışılmış bir şeydi; sonbahardan kalma bir yorgunluk gibi aylarca tepede asılı dururdu. Ama bu başka bir griydi. Bu kez renk sadece bulutlardan değil, insanların yüzle...
Sabah yine aynı griyle başladı ama bu kez gri biraz daha ağırdı. İnsanlar artık havanın rengini değil, hayatın tonunu hissediyordu. Sokaklarda yürüyenler çoğalmıştı ama kalabalık artınca yalnızlık azalmıyordu; sadece daha görünmez oluyordu. Televizyon açıldığında yine aynı ses vardı. Kelimeler değişmişti ama cümlelerin ritmi tanıdıktı. Reform, istikrar, büyüme… Bunlar artık haber değil, tekrar gibiydi. Kemal Bey çayını yudumlarken ekrana bakmadı bile. Çünkü bazı cümleler dinlenmezdi, sadece duyulurdu. Meryem Hanım pencerenin önünde oturuyordu. Dışarıyı izlerken sordu: “Biz eskiden daha mı iyiydik, yoksa daha mı az biliyorduk?” Kemal Bey uzun süre cevap vermedi. Çünkü bu soru, bilgiyle değil, hafızayla ilgiliydi. Zeynep sabah Emre’yi okula bırakırken marketin önünden geçti. Kapıda yeni bir afiş vardı: “Yerel üretim destekleniyor.” Altında renkli sebzeler, parlak meyveler… Ama Zeynep’in çantasında hâlâ dünün hesapları vardı. Emre afişe baktı. “Anne, bunlar neden bizim sepette yok?” Zeynep çocuğun elini biraz daha sıkı tuttu. “Bunlar reklam oğlum.” “Reklam ne demek?” Zeynep kısa bir duraksama yaşadı. “Olmayan şeyin var gibi gösterilmesi.” Emre sustu. Ama çocuklar susunca bile düşünmeye devam ederdi. Hasan Abi dükkânda sabah ilk müşterisini bekliyordu. Veresiye defteri masanın üstündeydi. Açık sayfalar doluydu. İsimler değişmiyordu ama borçlar büyüyordu. Kapıdan giren kadın ekmek aldı. “Hasan,” dedi, “dün televizyonda yine eski şeyleri söylediler.” Hasan Abi başını kaldırmadan cevap verdi: “Artık yeni bir şey söylemiyorlar.” Kadın gülümsedi. “Belki de söyledikleri şeyler eskimiyor, biz eskiliyoruz.” Bu cümle dükkânda kısa bir sessizlik bıraktı. Ali belediye önünde otururken Murat telefonuna bakıyordu. Eski konuşmalar, eski vaatler, eski haberler… Hepsi aynı yerden geliyordu ama hiçbir şey aynı yerde durmuyordu. “Hatırlıyor musun,” dedi Murat, “3Y diyordu ya…” Ali başını salladı. “Hatırlıyorum.” “Ne kaldı geriye?” Ali sigarasını söndürdü. “Alışmak kaldı.” Hastanede Ayşe gece nöbetine hazırlanıyordu. Koridorlar sessizdi ama sessizlik burada huzur değil, geçicilikti. Bir hemşire yanına geldi. “Yeni gelen hasta yine emekliymiş.” Ayşe sordu: “Durumu nasıl?” “İlaçlarını alamıyormuş.” Ayşe başını salladı. Bu cümle artık sürpriz değildi. Çünkü hastanede bazı hastalıklar sadece tıbbi değil, ekonomik de oluyordu. “Eskiden insanlar iyileşmek için gelirdi,” dedi hemşire. Ayşe cevap verdi: “Şimdi idare etmek için geliyorlar.” Emre akşam eve döndüğünde annesi mutfakta sessizdi. Televizyon kapalıydı. Sofrada çorba vardı. Çocuk sordu: “Anne, neden herkes eskiden daha iyi diyip duruyor?” Zeynep kaşığı bıraktı. “Çünkü insan,” dedi, “zorlandığında geçmişi büyütür.” “Gerçekten daha mı iyiydi?” Zeynep kısa bir süre sustu. Sonra cevap verdi: “Bazı şeyler daha iyiydi. Bazı şeyler sadece daha az görünüyordu.” Emre bu cevabı yarım anladı. Ama çocuklar yarım anlamlarla da büyür. Gece Kemal Bey defterine baktı. Eski sayfalar, eski notlar… Öğrencilerine yazdığı cümleler, tahtaya çizdiği tarih çizgileri… Bir satır daha ekledi: “Bir toplum, geçmişi hatırlarken bugünü unutuyorsa, orada sadece nostalji kalır.” Kalemi kapattı. Pencereye gitti. Dışarıda şehir aynıydı. Ama insanların içinde bir şey değişmişti: Artık kimse büyük sözlere inanmıyordu. Sadece küçük gerçeklere tutunuyordu. Ve belki de en sessiz değişim buydu: Sözlerin değil, inancın tükenmesi.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.