Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Bir Dönemin Siyah Beyaz Fotoğrafı
Şehir griydi. Gökyüzünün griliği alışılmış bir şeydi; sonbahardan kalma bir yorgunluk gibi aylarca tepede asılı dururdu. Ama bu başka bir griydi. Bu kez renk sadece bulutlardan değil, insanların yüzle...
16. Bölüm

Gönlünden ne koparsa

42 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Günler birbirine benzer gibi akarken mahalledeki o küçük hareket yavaş yavaş alışkanlığa dönüştü. İnsanlar artık yalnızca ihtiyaç anında değil, ihtiyaç doğmadan önce de birbirini düşünmeye başlıyordu. Sabah kapı önlerinde bırakılan küçük poşetler, akşamları kimse görmeden paylaşılan yemekler, çocuklar arasında sessizce el değiştiren defterler… Bunların hiçbiri büyük değildi belki ama eksik olanın tam ortasına dokunuyordu.
Zeynep bir sabah kapıyı açtığında eşiğin önünde bir torba buldu. İçinde birkaç temel gıda vardı ve üstüne küçük bir not iliştirilmişti: “Sıra sende değil, bugün bizde.” Zeynep notu okuduğunda gülümsedi ama o gülümsemenin içinde bir fark ediş vardı. Bu artık bir yardım değil, bir döngüydü. Verenle alanın yer değiştirdiği, kimsenin sabit kalmadığı bir döngü.
Emre okulda öğretmeninin verdiği bir ödevle eve döndü: “Bir günlüğüne dünyayı değiştirsen ne yapardın?” Çocuk uzun süre düşündü. Eskiden olsa büyük şeyler yazardı belki; şimdi ise daha küçük, daha somut cümleler kurdu. “Kimsenin utanmadan yardım isteyebildiği bir yer yapardım,” diye yazdı. Sonra kalemi bıraktı. Çünkü belki de o yer, düşündüğü kadar uzak değildi artık.
Kemal Bey mahallede yürürken insanların birbirine selam verişinin değiştiğini fark etti. Eskiden kısa ve mesafeli olan bakışlar, şimdi biraz daha uzun sürüyordu. Sanki herkes birbirine sadece “merhaba” demiyor, aynı zamanda “seni görüyorum” diyordu. Bu küçük fark, Kemal Bey’in zihninde uzun süre yer etti. Çünkü görülmek, insanın içindeki en derin boşluklardan birini dolduruyordu.
Ayşe hastanede o gün farklı bir şey yaptı. Panonun yanına küçük bir masa koydu ve üzerine “konuşmak isteyen otursun” yazdı. İlk başta kimse gelmedi. Sonra yaşlı bir kadın gelip sessizce oturdu. Konuşmadılar. Sadece yan yana durdular. Ama o sessizlik, kelimelerden daha doluydu. Ayşe o an anladı ki bazen yardım etmek, çözüm bulmak değil, birlikte durabilmekti.
Ali ve Murat bir akşam mahallede küçük bir toplantı düzenledi. Ne resmi bir çağrı vardı ne de büyük bir plan. Sadece “kim ne yapabilir” diye konuşmak için bir araya geldiler. Gelenler sandalyelere oturdu, bazıları ayakta kaldı. Kimse uzun konuşmalar yapmadı. Ama herkes bir şey söyledi. Ve o akşam, ilk kez sorunlar kadar çözümler de çoğalmaya başladı.
Hasan Abi dükkânda yeni bir şey başlattı. Veresiye defterinin yanına küçük bir kutu koydu. Üzerine “gönlünden ne koparsa” yazdı. Kimi bozuk para attı, kimi bir kâğıt, kimi hiçbir şey bırakmadan sadece baktı. Ama kutu her geçen gün doluyordu. Ve o kutunun içindeki şey sadece para değildi; insanların birbirine olan inancının küçük birikimiydi.
Gece yine şehri sardığında bu kez sessizlik daha farklıydı. Artık içinde yalnızlık yoktu. Bir evde ışık geç saate kadar yanıyorsa, bir başkası onun nedenini merak ediyordu. Bir sokakta bir çocuk ağlıyorsa, başka bir kapı aralanıyordu. Şehir aynıydı ama insanlar birbirine biraz daha yakındı.
Kemal Bey defterine o gece tek bir cümle yazdı: “Değişim, herkesin aynı anda ayağa kalkmasıyla değil, kimsenin yere düşene kayıtsız kalmamasıyla başlar.” Bu cümleyi yazdıktan sonra uzun süre sayfaya baktı. Çünkü ilk kez yazdıkları, sadece düşünce değil, yaşanan bir şeyin karşılığıydı.
Ve belki de hikâye tam burada başka bir şeye dönüşüyordu. Yoksulluk hâlâ bitmemişti, eksikler hâlâ yerindeydi. Ama artık kimse bu hikâyenin sadece mağduru değildi. Herkes, küçük de olsa, bir yerinden değişimin parçasıydı. Ve bu, görünmeyen ama en gerçek başlangıçtı.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL