Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. don herold
Bir Dönemin Siyah Beyaz Fotoğrafı
Şehir griydi. Gökyüzünün griliği alışılmış bir şeydi; sonbahardan kalma bir yorgunluk gibi aylarca tepede asılı dururdu. Ama bu başka bir griydi. Bu kez renk sadece bulutlardan değil, insanların yüzle...
13. Bölüm

Ayşe nöbet çıkışında

23 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Sabahın ilk ışıkları perde aralıklarından içeri sızarken şehir hâlâ aynı griyi taşıyordu ama bu kez o gri, dünün ağırlığından biraz daha farklıydı; çünkü sorular artık sadece içten içe dolaşmıyor, insanların bakışlarında, yürüyüşlerinde, suskunluklarında kendine yer buluyordu. Kimse yüksek sesle konuşmuyordu belki ama küçük şeyler değişmeye başlamıştı: Hasan Abi veresiye defterini kapatmadan önce ilk kez bir ismin yanına sadece borcu değil, “ödeyemedi” yerine “bekliyor” yazdı; Ayşe nöbet çıkışında eczanenin önünde durup bir reçeteyi sessizce tamamlayan yabancıya teşekkür ederken gözlerinin dolduğunu fark etti; Ali ve Murat aynı kaldırımda yürürken bu kez çözümün büyüklüğünden değil, küçük bir mahallenin nasıl değişebileceğinden konuşmaya başladı.
Zeynep o sabah çayı koyarken Emre’ye bakıp cevap vermedi; ama bu sessizlik artık kaçış değildi, düşüncenin kendisiydi. Çünkü anlamak, bir cümle kurmaktan daha uzun sürüyordu. Emre ise ilk kez sorusunu tekrarlamadı; pencereye gidip dışarı baktı ve belki de ilk defa sadece görmekle yetinmedi, gerçekten görmeye çalıştı. Sokakta yürüyen insanların yüzlerinde aynı yorgunluğu, aynı bekleyişi fark etti; ama o bekleyişin içinde çok küçük bir şey daha vardı: birbirine değme ihtimali.
Kemal Bey akşam defterine döndüğünde dün yazdığı cümlenin altına bir satır daha ekledi: “Görülmek, bazen birinin seni duymasıyla başlar.” Bu kez kalemi daha yavaş bıraktı, çünkü cevapların kesin olmadığını ama başlangıçların mümkün olduğunu hissediyordu. Şehir hâlâ değişmemişti belki; yoksulluk hâlâ aynıydı, eksiklikler yerli yerindeydi. Ama o gün, kimsenin tam olarak tarif edemediği bir şey olmuştu: insanlar ilk kez sadece kendi hayatlarına değil, birbirlerinin hayatlarına da bakmaya başlamıştı.
Ve belki de değişim böyle başlıyordu; büyük sözlerle değil, küçük fark edişlerle. Çünkü bazı kırılmalar gürültüyle değil, sessizce olurdu. Ve o sessizlikte, bir şey yavaşça yerinden oynardı: alışkanlık, kabulleniş, suskunluk… Yerini başka bir şeye bırakmak üzere. Belki hâlâ kimse “bu nasıl biter” sorusunun tam cevabını bilmiyordu ama artık herkes şunu biraz daha iyi hissediyordu: bu, tek başına bitmeyecekti.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL