Şehir griydi. Gökyüzünün griliği alışılmış bir şeydi; sonbahardan kalma bir yorgunluk gibi aylarca tepede asılı dururdu. Ama bu başka bir griydi. Bu kez renk sadece bulutlardan değil, insanların yüzle...
Sabah haberleri yine rakamlarla açıldı. Bu kez cümleler daha dikkatli kurulmuştu, sanki kelimeler yanlış anlaşılmaktan korkuyordu. Ekranda maaşlar, ikramiyeler, enflasyon oranları ve büyüme hedefleri yan yana dizilmişti. Hepsi düzgün görünüyordu; tıpkı düzenli bir tablo gibi. Ama tablonun dışında kalan hayat, bu düzeni paylaşmıyordu. Kemal Bey televizyonu açtığında çayı henüz demliydi. Ekrandaki “22.000 TL emekli maaşı” ifadesine baktı. Sonra gözleri mutfaktaki eksik peynir kutusuna kaydı. Aradaki mesafe sayıların değil, hayatların mesafesiydi. “Dört bin lira bayram ikramiyesi…” Meryem Hanım koltuğunda oturuyordu. Sessizce sordu: “Bayram neydi Kemal?” Kemal Bey cevap vermedi. Çünkü bazen kelimeler, anlamını kaybettiğinde sadece hatıra olurdu. Zeynep pazara erken çıkmıştı. Sabahın serinliğinde tezgâhlar daha dürüst görünürdü; çünkü güneş yükseldikçe fiyatlar da yükseliyordu. Domatesleri eline aldı, çevirdi, bıraktı. Aynı hareketi patlıcanda, biberde, salatalıkta da yaptı. Almak ile bakmak arasındaki mesafe artık bir karar değil, bir zorunluluktu. Yanında iki kadın konuşuyordu. “Emekli maaşı 22 bin olmuş diyorlar.” “İyi işte…” Kadın durdu, sonra ekledi: “İyi de, kime göre iyi?” Zeynep bu soruyu duymamış gibi yaptı. Çünkü bazı sorular pazarda sorulmazdı; eve taşınırdı. Hasan Abi dükkânda veresiye defterini açmıştı. Sayfalar doluydu. Emekliler, işsizler, dar gelirliler… Her isim bir hikâyeye dönüşmüştü ama artık hikâyeler bile borçla yazılıyordu. Kapıdan giren yaşlı bir adam kartını uzattı. “İkramiye yatmış mı bak?” Hasan Abi makineye baktı. “Yatmış amca.” Adam gülümsedi. “İyi… toruna bir şey alırım.” Ama Hasan Abi biliyordu ki o “bir şey”, eskiden iki poşet dolusu şey demekti. Ali belediye önünde sigarasız bir mola veriyordu. Yanındaki Murat telefona bakıp güldü. “Bak, emekli maaşı 22 bin.” Ali cevap verdi: “Bizim maaş daha gelmeden gidiyor.” Murat başını salladı. “Bu ülkede en zor şey aynı ülkede yaşadığını sanmak.” İkisi de sustu. Çünkü bazı cümleler konuşulmaz, sadece anlaşılır. Hastanede Ayşe öğle arasında sandviçini yarıda bıraktı. Televizyon açık kalmıştı. Aynı rakamlar tekrar ediliyordu. Bir hasta yakını yanına yaklaştı. “Hemşire hanım, babamın emekli maaşı 22 binmiş. Ama ilaçlara yetmiyor.” Ayşe kısa bir nefes aldı. “Yetmemesi artık normal oldu,” dedi fark etmeden. Sonra sustu. Çünkü “normal” kelimesi burada en ağır kelimeydi. Emre okuldan döndüğünde annesi mutfakta çorba karıştırıyordu. “Anne,” dedi, “biz niye bazı şeyleri hiç yapamıyoruz?” Zeynep kaşığı bıraktı. “Ne gibi?” “Bazı insanlar et yiyor, bazıları avokado yiyor… biz hep çorba.” Zeynep oğluna baktı. Bir an düşündü. Sonra yavaşça konuştu: “Çünkü oğlum, bu ülkede herkes aynı ülkede yaşıyor ama aynı yerde yaşamıyor.” Emre anlamadı. Ama annesinin sesi tartışmaya kapalıydı. Gece olduğunda Kemal Bey defterine yeni bir satır ekledi. “Ekonomi büyüyor, ama aynı hızda büyümeyen bir şey var: yaşam.” Kalemi bıraktı. Pencereye baktı. Şehir ışıklarla doluydu. Ama ışıklar eşit dağılmamıştı. Bazı evler daha parlaktı. Bazıları sadece görünüyordu. Ve bazıları yalnızca var sayılıyordu. O gece herkes aynı ülkeyi yaşıyordu. Ama aynı hayatı değil.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.