🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
🌾 Yeşilderem’in Aileleri (Hayal ürünüdür şahıs ve kurumlarla ilgisi yoktur)
Yeşilderem küçük şirin bir köydü , ailelerin ağırlığı lakabı birbirinden farklıydı. Her evin bir sesi, neşesi,bir duruşu, bir geçmişi vardı. Bu geçmiş, köyün düzenini kurmuştu , kimse yüksek sesle konuşmazdı ama herkes bir birini duyar bilirdi:evler birbirine ekliydi
Hangi evin gürültü, hangi evin kapısı ne zaman kapandığını, hangi evin ocağına nasıl oturulurdu hepsi herkes tarafından aşikardı.
Karacalar –mehmetin Evi Karacalar namı değer kabadayı köyün en eski ailelerinden biriydi. Gönülleri zengindi hiç yüksekten görmezlerdi kendilerini ne de yoksullukla anılırlardı. Onların gücü, ölçülü ,güçlü,cemiyet bilir oluşlarından gelirdi. Hasan Karaca, sanırım Mehmet Karaca'nın amcasıydı bu hikayede.
Hatıp uşağı Osman’ın babası, çok konuşmayan ama konuştuğunda herkesin dinlediği bir adamdı soyu gereği ,soyları Seyit cemâliye dayanıyordu ,Sesleri yüksek değildi; ama sözü ağırdı,anlam yüklüydü. Dağcı Osman da babasının huyunu almıştı. Sessiz, dikkatli, acele etmeyen bir adamdı. Karacaların evinin kapısından kavga gürültü diye bir şey çıkmazdı.
Göllü Kız’ın Evi – Göllü Kız’ın ailesi dereye yakın tarafında yaşardı. , bu hikayede aslında fazla bilgi yok hakkında.
Dereşıhın Kadınları sabırlı, erkekleri sakin ihtişamlı olurdu. Göllü Kız’ın babası erken yaşta hastalanmış, evin yükü anasının omzuna kalmıştı. Bu yüzden Göllü Kız küçük yaşta olgunlaşmış, ev işini, yöreyi töreyi, sabrı şükür etmeyi erken öğrenmişti. Köyde herkes onun için “iyi ” konuşur ama kimse onun içindeki derinliği tam bilmezdi; o derinlik sadece bakışlarında görünürdü.
Kaynananın eşinin evi Hediyegil Kaynana ihtiyargil ailesindendi. Bu aile köyde büyük ve geniş aileydi ölçülü olmalarıyla tanınırlardı. Ne çok sert, ne çok yumuşak… Ne çok konuşkan, ne çok suskun… Her şeyin bir zamanı, bir yeri, bir adabı olduğuna inanırlardı. Kaynananın bakışı bu yüzden keskin değil, tartıcı kucaklayıcı sevecendi. Bir gelinin nasıl oturacağını, nasıl kalkacağını, nasıl konuşacağını bağırarak öğretmezdi; sadece izler, gerektiğinde inciltmeden kırmadan dökmeden bir cümle söylerdi. O cümle de çoğu zaman yeterdi.
Pınarda Kadınların sohbeti; Köyün gerçek nabzı çeşme başında atardı. Bu kadınlar ne kötü niyetliydi ne de dedikoducu; sadece köyün akışını takip ederlerdi.
Bir gelinin yüzündeki gülüşü, bir erkeğin adımındaki ağırlığı, bir çocuğun gözündeki gölgeyi ilk onlar fark ederdi.
Göllü Kız’ın gelişini de onlar sessizce tartmıştı. “Yabancılık uzun sürmez,” demişlerdi. “Evdekiler anlayışlı olursa, gelin mutlu olur”
Köprünün Yanındaki Ev – harab mevkii Köprünün yakınında yaşayan küçük evler vardı. Onlara “haraptar” denirdi. Onlar köyde bir şey olursa ilk onlar koşar el birliğiyle yardım ederlerdi.
Köprünün taşlarına yakın yaşadıkları için, köyde “köprünün tamirini onlar bilir” denirdi. Bu sözün doğruluğu tartışılmazdı; çünkü harapta yaşayanlar konuşmasa bile, söyledikleri zaman kimse karşı çıkmazdı.
Gençler –
Köyün gençleri köy işleriyle hayvancılık rençberlikle uğraşırlardı.
Toprakta koşar, suyun sesini dinler, köprünün gölgesinde halay çeker oynarlardı. Onlar köyün en özgür ruhlarıydı,gelenek ve örflere karşı gelmezlerdi; çünkü töre onlara baskı değil, yol olur ışık gösterirdi Osman gençken bu grubun içindeydi; sessizliği o zamanlardan kalmaydı.
🌲 Kökler ve insan
Yeşildere kolonizatör derviş olan Seyit cemâlinin kurduğu bir göçer otağı'ydı.
Yeşilderem’de aileler birbirine akrabaydı bu yüzden birbirinden kopuk da değildi. Bir evde ateş yanıyorsa, komşu ev de onun sıcaklığını hissederdi,
Bir evde sessizlik varsa, köyün geri kalanı o sessizliğin sebebini merak ederdi yardım için birbiriyle yarıştı. Ve herkes bilirdi: Yeşilderede insanın sesi değil,ağır başlı mağrur vâkkur duruşu konuşurdu...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.