Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
Ardıç kokulu Yeşilderem ...
🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
21. Bölüm

Bir zamanlar Yeşildere'de

35 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
:

Bir zamanlar Yeşildere’de…
Bir zamanlar Dereşıh’ta…

Küçük taş sokaklar…
Toprak kokan kerpiçten evler…
Duman tüten bacalar…
Ve baharın renkleri…
Gelincik, menekşe, kır çiçekleri…
Hepsi gözlerimizin önünde titreyerek açıyor…

Bize yıllarca başka yollar gösterildi…
Çağın modern bilği iletişim çağı eskinin anlamsız
Olduğunu,
Şehrin ışıkları, hızın çağrısı…
Ama biz…
Özümüzü unutmadan büyüdük zannediyoruz oysaki bizi biz yapan her şeyden koptuk,
Ve özlemle eskiyi hâlâ hatırlıyoruz…
Hâlâ içimizde bir yerlerde…

Bahar gelirken köyün dağlarına…
İdiris Dağı’nın doruklarında kar erir…
Su çağlar, şırıl şırıl berrak akar dereler…
Kuşlar şarkı söyler, rüzgâr yaprakları okşar…
Toprak nefes alır…tazelenir bedenler yaz gelirdi biz ellere…
Her adım, her dokunuş berekete dönüşür…
Kara gözlülerin nasırlı elleri çatlamış…
Ama kalbi yumuşak…

Harman zamanı…
Çiftçi ter döker, sapı, samanı, ekini özenle toplar…
Toprağın kokusu havaya karışır…
Eski şarkılar ağıtlar deyişler ve ilahiler fısıldanır kulaklara…
Kasideler süzülür toprağın üstünde…
Ve biz çocuklar, ak sakallı dedelerin etrafını sararız…
Her söz bir hazine…
Büyüklere saygı…
Küçüklere sevgi…
En büyük şiar buydu…

Akşam olur…
Güneş Elmadağ’ın ardında kaybolurken…
Pınarlardan su akar… sarayyadan akşam çiçeğinin baksın kokusu gelirken;
Çocuklar ellerini yıkar…
Gülücükleri gökyüzüne karışır…
Kırmızı boyalı tahta kapılar…
Tahtadan oymalı ellerde işlenen pencereler…
Her ev ve yıkıntılarda kalan her bir taş hatıra…
Her oda bir hikaye…

İdiris Dağı’ndan Topuza’ inen dereler yollar…
Bereketli bulutlar yağmur olup toprağa düşer…
İnsanlar birbirine güvenle sığınır…
Kurt bile aç kalırsa, açgözlülük etmez…
Nasibince lokma alır… sonra gider…

Ahlat Dağı’nda…
Bir ahlat çiçeği…
Bal arısı polenleri;söğüt dalları ve tezekle sıvanmış kovana ğötürmek için telaşlanır…
Kurt, kuzu, oğlak çalılıklarda taşlık kayalarda Çiğdem…
Ve tekir kedi pencere önünde miskin miskin bakar…
Beş pınarda kınalı kekliler suya iner…
Hayvanlar sırasını bekler su içmek için;
Hepsi birbirinin değerini bilir…
Ve biz, çocuklar, onların yanında büyürüz…
Bir gün… hatıraların içinde kaybolmuş gibi…
Masalların aleminde elmadağın saklı köyünde…

Ah…
Keşke o eski insanlar geri gelse…
Koca hocalar
Hacı dayılar…
Yazmalı Neneler…
Kuşaklı Dedeler…
Amcalar, küçük dayılar, büyük halalar…
Gençler…
Küllükte oynayan sümüklü çocuklar…
Hepsi geri gelse…

Evler yeniden dolup taşar…
Samanlıklar ve kış için saklanmış yemişler ışıkla parlar…
Ahırlar, yeni doğmuş buzağıların sesiyle çınlar…
Köy genç odaları…
En çok onlar hatıradır,delikanlı başlarıyla;
El emeği göz nuru kısıtlı eşyalarla…
Elmadağ’dan serin yaz rüzgârı eser…
Gökyüzü masmavi…
Ufukta güneş altın sarısı…

Eskiden her şey azdı…
Ama paylaşma ruhu çoktu…
Duman tüten bacada kapkara tencere…
Elmadağ tiridi ,
Dereşıh bazlaması ve sarı yağlı bulgur pilavı…
Bir tutam gök soğan…
Bir bardak ayran…
Dedelere bir tas topraklı küp pekmezi…
Ve doygun bir gönül…
Neşeli bir kalp…
Tebessüm dolu yüzler…

Komşular birer kardeşti…
Büyüğün sözü altın…
Küçüğün gülüşü mücevherdi…
Kimse kimsenin tavuğuna “kışt” demezdi…
Malına mülküne karışmazdı…

Söz bir kere verilirdi…
Geri alınmazdı…
Ekmek saçın üstünden alınır buram buram kokusuyla esen rüzgarla evden çıkar mahalleyi dolaşır
Tekneye konur…
Bir lokma bile paylaşılmadan yutulmazdı…
Hayvanlara zulüm edilmez…
Doğaya saygı gösterilirdi…

Yokluk vardı…
Elem, eza, hüzün…
Ama gam yoktu…
Allah vardı…
Akıbet hayırdı…
Hep şükür edilirdi…
Gönüller birbirlerine hoş seda bırakırdı…

Ve bir gün…

O eski insanlar anılala
Gittiler…
Keşke çıkıp dereşıhın tozlu tarihinden günümüze geri gelse o güzellikler


Evler şenlenir…
Mahalleler canlanır…
Köyün tozlu taş sokakları neşeyle dolar…
Elmadağ’dan serin rüzgâr eser…
Şehirler, ülkemiz…
Her şey yeniden hayata döner…
Özüne kendine sarılır

İklimi…
Kimliği…
Kültürü…
Örfü…
Adeti…
Her şeyiyle eski haline büyük yürekli insanlarına kavuşur…

Ve ülkem her bir köyünden …
Bir kez daha eski zamanların büyüsüne kapılır…

Daraldığımız boguldumuz nefes almakta zorlandığımız bu zamanda,,,

Ve biz…geçmişizle
O büyüyle nefes alırız…
O zaman…
Her şey mümkün olur…
Ve dünya…
Sevgi dolu bir yer olurdu…
===================================================================≠====

Yüreğimin Sürgünü Deli Sevdam


Sevdan için perdelense yürek törpüsü
Bilmem ki nicedir bu cihanın yolu yönü
Bir gün-i vuslatın bedeldir bir tek günü
Karun’un hazinesi değmez sana sevgili

Aşkın beni bin çileyle örselese gizliden,
Hüznüm türkülense gülün bestesinden
Geceler şahidimdir dinmeyen feryadıma,
İsmin düşer dilime her ah ü enînimden

Sandım ki söner bir gün sinemdeki bu ateş,
Volkan gibi kor, yandı’ha yandı kalbimde ateş
Kalbim seni unutmaz, darğınlığım naz’dan ateş
Sensiz geçen zamanlarda hazana döndü güneş

Çağlayan bir nehirde aşkın ile çağlayanım
Hasretinin okundan hep yara bağlayanım
Bir tek senin sevdanla teselli bulur gönlüm,
Yollar sana varırken yönüm sana çıkanım

Yaşadığımız âlem sensiz hüzünlerle perişan,
Aşkının alevinde yandı bir avuç kalan külem
Hükmün hicran olsa boyun eğmez bu gönül,
Senden gayrısını başka birini etmedi asla kâbül

Kalbimden geçenleri bir bestelesem
Seslendiren dilimin tutuşdugu derbederem
Vuslatına ermeden geçse de ömrüm benim,
Gönlümde tâçlanmış sensin ey dilber-i nâzenîn..

Söz: Yasin Yüksel
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL