🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
Sevgiye âşinâdır gül, fakat bilmez cefâyı, Bülbül ise terk etmez hiç o yanık sadâyı
Bir âşık düşmüş ırak, mâşuk kalmış lâl u bî-haber, Gönlünde hicrân ateşi, sînesinde bir sefer.
Leylâ düşer sahrâlara, Mecnûn olur bî-karâr, Her adımda bir yokluk, her nefeste bir figâr.
Ferhâd ki aşkın âşıkı, dağları deldi hemân, Şîrîn için taş kesmez, olur ateşten nişân.
Dağ nedir Ferhâd için, aşkın bizzât özüdür, Her vuruşu bir kelâm, her yarık bir sözüdür.
Bülbül yine feryâd eder, gül yine sükût eder, Âşık yine yanar durur, mâşuk uzak düşer.
Herkesin bir kıssası var bu eski hikâyede, Lâkin cümlesi birleşir bir tek kelâm-ı sade: Yasin Yüksel ============================================================================== Aşk odur ki ne başı var, ne de sonu bilinir, Ya yanarak yaşanılır, ya da yitip gidilir.
Aşkın ne bir yeri vardı, ne de net bir adı. Ne bir köyde başlardı, ne bir çölde biterdi.
Sadece insanların içinde dolaşırdı— âşıkların hikâyesi hiç durmadan devam ederdi.
Şairler bunu hep anlatırdı: bir bülbül vardı, bir de gül… Gece olunca bülbül öterdi, gül ise çoğu zaman susardı. Gül sevgiye alışkındı,
ama sevilmenin ne demek olduğunu tam bilmezdi. Bülbül ise sevmekten vazgeçmezdi— ne kadar acı çekse de.
Bir âşık vardı, sevdiğinden uzaktı. Sevdiği ise sessizdi, uzak ve habersizdi. Aralarındaki bağ vardı ama kavuşma yoktu.
Sonra Leyla düştü çöle… Mecnun ise kendini kaybetti.
Ferhat da vardı… Şirin için dağları deldi geçti.
Çünkü onun için dağ, engel değil;
sadece aşılması gereken bir şeydi.
Bülbül yine öttü, gül yine sustu. Âşık yine yandı, içi yine doldu taştı. Sevilen uzakta kaldı, ama aşk hep ortadaydı.
Herkesin hikâyesi farklıydı ama his aynıydı:
Aşk; Bazen sevinç, bazen yanmak, bazen susmak, Bazen deli olmak, bazen de hiç kavuşamamaktır Yasin Yüksel
============================== Yeşilderede düğünlerde en çok istek istenen ve söylenen türkülerin baş tacı bir numarası Ağ gelindir.
Ağ gelin Türkü sözleri
Ağ gelin de indi'mola yayladan, yayladan Kaşın değil gözün beni ağladan ağ gelin sürmelim Kaşın değil gözün beni ağladan ağ gelin sürmelim Bu ayrılıkta bize Kadir Mevlâdan, Mevlâdan Alırım ahdımı koymam yar sende ağ gelin sürmelim Alırım ahdımı koymam yar sende ağ gelin sürmelim Ağ gelin de oturmuş daşın üstüne, üstüne Her nedersen başım üstüne ağ gelin sürmelim Her nedersen başım üstüne ağ gelin sürmelim Ben güzelden böyle vefa ummazdım, ummazdım Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin sürmelim Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin sürmelim.
Deli sevdan… gitmedi hiç sîneden… sürmelim… Yârim hüsnün çöktü sardı bağrıma derd ü verem… Geçmedi yandıkça kabardı… gönlümün hevâsı… Nakş-ı hüsnün kaldı… levh-i kalbimde yarası…
Bakışın bin neş’e verirdi harâb olmuş dile… Bir sır perdesi inerdi gönlümün titrek teline… Bülbülün feryâdı benzer senelerce âhıma… Tebessümün bahâr eylerdi ömrümü menzile…
Bîçâre kaldım sensiz geçen her lahzada… İnce bir sızı dolaşır rûhumun her kıvrımında… Derd-i devrân taze bir çiçek gibi düştü sîneme… Perde perde gâm çöktü gözlerimin önüne…
Ezelden yazılmış bu sevda silinmez kaderden… Bir kar tanesi gibi düşer her dem aşk seherden… Ne zaman adın geçse dolar içime bir sükût… Levh-i ezelden… silinmez bu mahzun lûtûf…
Med-cezirler vurdu gülüm hicrânın sahiline… Her dalga bir kum tanesi bir iz taşır hatırana… Mâh bile mahcûb görünür hasretinin şânına… Bir haber etmez mi yârim bunca zârıma…
Gün’de mâh’da tutulmuş dem-i devrân çağlıyor… Gâmlı yıldızlar baykuşla semâda hâlime ağlıyor… “Güzel yüzlüm” avazla kalbim yine kan ağlıyor… Levh-i ezelden… silinmez bu aşkın yazısı…
Yasin Yüksel
======================================================================== AŞK İÇRE
YÂR İÇRE
Bir nefha dokundu gönül bağıma Sırlar bir bir döküldü kalbin çağına Her bir zerrem yöneldi aşk çadırına Bir olan sır göründü bin perde içre
Yağmur düştü söndü gönlün ateşi Aydınlığa bürüttü kararmış güneşi Hep beraberden eridi benlik endişi Bir olan göründü bin bir perde içre
Rüzgârın önünde bir Nurlu nida Çağırır durur canı cananı daima Benlik yok olur bu hep biz kapıda Bir olan göründü bin perde içre
Şimşekler çakarken gönül ufkunda Perdeler bir bir açıldı aşkın vaktinde Nice cisim ne isim sustu tecellîsinde Bir olan göründü ey pir’ bin perde içre
Ne gelen kaldı nede giden sayı belli Bin bir sırla doluydu dağın her yolu Âlemler aynasında aşk ile ruh kuşu Bir olana göründü bin perde içre
Bu can bir emanet, bu yol bir sefer Aşkla yürüyene açılır aydınlık defter Kesret dağılıp da susunca haber Bir olan göründü bin perde içre...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.