🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
(Hayal ürünüdür şahıs ve kurumlarla ilgisi yoktur)
Dördüncü Bölüm – Kınanın Yakıldığı Gece
Elmadağ’ın gecesi o gün sanki erken oldu, Güneş gelin kayasından sıyrılıp kayboldu. Güneş, hasanoğlan yazıdan’ iner inmez köyde ışıklar çoğaldı gaz lambaları her yeri aydınlatıyordu. Ama bu, sıradan bir gece değildi bozan kayadan ay ışığını yaymaya yol aldı, Bu, kına gecesiydi, Göllü Kız’ın evinde kadınlar erkenden akşam ezanı vaktinde toplanmıştı. Kapılar kapandı, avluya düzen verildi, Ortaya siniler kuruldu, mumlar hazırlandı. İçeride yalnız kadınların sesi vardı; erkekler uzakta, kendi sohbetindeydi.
Göllü Kız odanın ortasında oturuyordu. Üzerinde kırmızıya çalan bir yazma, başında ince bir örtü… Ellerini dizlerine koymuştu; ama bu kez gözleri doluydu.Yüksek tepeler çınlıyordu. Anası yanına oturdu, elini kızının elinin üstüne koydu. “Bugün ağlarsın,” dedi, “yarın gülersin.” Göllü Kız başını annesinin omzuna yasladı. “Gitmek zor mu ana?” diye sordu. Anası derin bir nefes aldı: “Kızım… gitmek değil, alışmak zordur.”
Kadınlar bir halka etrafında toplaştı ellerine Mumlar yakıldı sıra oyuna gelmişdi Işık yüzleri yarı aydınlatıyor, yarı saklıyordu. Bir yaşlı kadın sesi yükseldi: “Yakın kınayı, yakın bu gece…”hayr olsunnn. Kına tepsisi getirildi. Ortada kına, etrafında mumlar… Tepsiyi taşıyan kadın ağır adımlarla yürüdü; sanki her adım bir vedaydı.
Göllü Kız’ın elleri açıldı, avuçları yukarı baktı ama kapalıydı. Bu da adettendi; kına hemen yakılmazdı.
Kadınlar türkü tuttu: “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler…”
Sesler yükseldikçe Göllü Kız’ın gözyaşları çoğaldı. Anası eğildi: “Elini aç kızım.” Göllü Kız başını salladı, açmadı. Bir kadın fısıldadı: “Altın ister…”
Anası küçük bir altını avucuna koydu. “Bu da bizden olsun,” dedi. Göllü Kız’ın eli yavaşça açıldı. Kına yakıldı; avuçlarına, parmak uçlarına… Kırmızı yavaş yavaş yayıldı.
Bir ilahi başladı: “mevla yazmışsa yazıyı, Kul kaderin elinden neylesin Sevdayla yeşerir kurulur yuva, Sabırla yürür bu kutlu yolu…”YasinYüksel...
Göllü Kız artık ağlıyordu. Ama bu ağlayış korkudan değildi; bu, vedanın sesiydi.
Kadınlar sırayla sarıldı. Her sarılışta bir söz: “Mutlu ol…” ikrarından cayma... “Sabırlı ol…” Allah seninle... “Evin bereketli olsun…”Yuvan şen olsun
Gecenin ilerleyen saatlerinde kalabalık Yavaş yavaş azaldı. Mumlar söndü, ama kınanın kokusu kaldı.
Göllü Kız yalnız kaldığında ellerine baktı. Kırmızı… ama içinde bir sıcaklık vardı.
Kapının önünde Osman duruyordu. İçeri girmedi, ama gitmedi de. Bir kadın dışarı çıktı, Osman’a baktı: “Gelin ağladı,” dedi. Osman başını eğdi: “Duydum.” Kadın gülümsedi: “İyi… ağlayan gelin güler.”
Osman gökyüzüne baktı. Yıldızlar açıktı. Derin bir nefes aldı.
O gece iki yerde aynı duygu vardı: Bir evde veda, bir evde bekleyiş.
Rüzgâr esti dereşıha Meşelikten oyarak doruğundan Ardıç kokusu yine yayıldı. Ve o gece, köyde herkes biliyordu: Yarın, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.