Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Ardıç kokulu Yeşilderem ...
🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
12. Bölüm

Ardıç kokulu Yeşilderem Bazlamamsı anılar 8.bölüm

34 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
🌲 Meşelikten gelen Rüzgâr
Sekizinci Bölüm – Bazlamamsı anılar.

İdris Dağı’nda, Yeşildere yazısında gün öğleye yaklaşırken hava ısınmış, yazıdan esen rüzgâr ekmek bacasının dumanını avluya doğru savurmuştu.
Ev o gün ilk kez bütünüyle Göllü Kız’a kalmıştı. Kaynana komşuya geçmiş, Osman da sabah erkenden tarlaya gitmişti.

Göllü Kız ekmek bacasının başına geçtiğinde içinde hafif bir tedirginlik vardı.
Daha önce görmüş, yardım etmişti; ama tek başına bazlama yapmak başka bir şeydi. Hamuru yoğurdu, suyunu kattı, bezeleri ayırdı. Elinden geleni yapıyordu ama ölçü dediğin şey gözle değil, alışkanlıkla yerleşirdi.

İlk açtığı hamur istediği gibi incelmedi. İkincisi biraz daha düzgün oldu ama yine eksikti. Tandıra attığında ekmek kabardı, fakat bir kenarı fazla kızardı, ardından yandı.
Olsun yanmış ekmek yiyen para bulur dedi kendi kendine.
Elini geri çekti, tandırın içine bakakaldı. İçinden “Olmadı,” diye geçirdi.

Tam o sırada kapı açıldı. Kaynana içeri girdi. Gözleri doğrudan tandıra yöneldi. Yanmış ekmeği görünce durdu.
“Bu ne?” diye sordu.
Göllü Kız başını eğdi.
“Deniyorum ana,” dedi.
Kaynana tandıra yaklaştı, ekmeği eline aldı, sertleşmiş yerini parmağıyla yokladı.
Olur öğrenirsin bir dahakine ikimiz beraber ekmek pişiririz dedi.
“Öğrenmeden nasıl olacak?” dedi.
Kaynana bu kez durdu. Göllü Kız’a baktı. Bu söz bir karşı çıkıştan çok, bir hatırlatma gibiydi. Yavaşça hamura uzandı.
“Biz de anamızın karnında öğrenmedikya kızım dedi. “Ama bakarak değil, yaparak.”tecrubeyle olur .
Hamuru eline aldı, biraz un kattı, yeniden yoğurdu.
“Su fazla olmuş,” diye ekledi. “Hamur ele yapışmaz, dinler.”
Bir beze kopardı, ekmek tahtasıyla açtı. Hamur ince ve dengeli bir hâl aldı. Saç'ın üzerine bıraktığında ekmek düzgün kabardı, ne yandı ne sarktı. Çıkardı, Göllü Kız’a uzattı.
“Şimdi sen yap.”
Göllü Kız bu kez acele etmedi. Hamuru eline aldı, kaynananın gösterdiği gibi çevirdi, açtı. Tandıra bıraktığında gözünü üzerinden ayırmadı. Ekmek kabardı. Bu sefer yanmadı.
Kaynana başını hafifçe salladı.
“Oldu,” dedi.
.
Göllü Kız derin bir nefes aldı. İçindeki sıkışma çözüldü. Hatanın da öğrenmenin bir parçası olduğunu o an anladı.
Kaynana kapıya yöneldi, sonra durdu.
“Yanan ekmek de yenir,” dedi. “Yeter ki bir daha yanmasın.”
Göllü Kız bu kez başını kaldırarak gülümsedi.
O gün evde büyük bir şey olmadı. Ama küçük bir kırılma, yerini sessiz bir kabule bıraktı. Göllü Kız o evde ilk kez sadece gelin değil, o düzenin bir parçası olmaya başlamıştı.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL