🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
Elmadağ’ın gecesi o gün başka dereşıhtan aşmıştı. Düğünün sesi hâlâ köyün bir ucunda sürüyor gibiydi davul sesiz köyde bir vuruyor, zurna ince ince sızıyordu gibi kulaklarda,Ama Osman’ın evinin içi bambaşka bir sessizdi yeni kurulan yuvanın sûkûtuydu Kapı kapanmış, dışarının gürültüsü içeride yankı bulmaz olmuştu. Sanki eşikten içeri giren herkes sesini kapının dışında bırakmıştı.
Göllü Kız odanın bir köşesinde duruyordu. Başındaki duvak hâlâ omuzlarına düşüyor, ellerindeki kına koyulaşmış hâlde avuçlarında ince bir sıcaklık bırakıyordu,Etrafına baktı. Bu ev artık onun eviydi ama yabancılığı henüz üzerindeydi. Ocaktan hafif bir çıtırtı geliyordu; ateş sönmemiş, köz hâlinde yanıyordu. Tıpkı içindeki duygu gibi: yüksek değil ama derin.
Osman kapının yanında bir süre durmuş, içeri girmiş ama hemen konuşmamıştı. Bu da bir çeşit saygıydı. Sonra yavaşça yaklaşmış, aralarında birkaç adım mesafe kalmıştı. “Yoruldun mu?” diye sordu. Göllü Kız başını hafifçe kaldırdı. “Yol yormaz,” dedi. “Alışmak yorar.” Osman başını salladı. “Alışırız,” dedi. “Zamanla.”
Araya bir sessizlik daha girdi ama bu sessizlik ağır değildi; yeni olan her şey gibi yerini arayan bir sessizlikti. Göllü Kız duvağını yavaşça çıkardı. Saçları omuzlarına düştü. O an, ilk kez gerçekten bu evin içinde durduğunu hissetti. Osman gözlerini kaçırmadı ama uzun uzun da bakmadı; bu da bir ölçüydü.
Dışarıdan bir kadın sesi duyuldu: “Kapıyı çalmayın! Yeni gelin dinlensin!” Ardından hafif bir gülüş geldi ve sonra yeniden sessizlik. Göllü Kız hafifçe gülümsedi. “Bizi bırakmazlar kolay kolay,” dedi. Osman da gülümsedi. “Bırakmasınlar… yalnızlık ağır gelir.”
Göllü Kız ilk kez rahatlamıştı. Bir adım atıp ocağa yaklaştı. Közleri karıştırdı, ateş biraz canlandı. “Ev,” dedi yavaşça, “ateşle yaşar.” Osman cevap verdi: “İnsan da.”
O an söz bitti ama anlam başladı. Göllü Kız yere serili mindere oturdu, ellerine baktı. Kınanın rengi koyulaşmıştı; parmak uçları kızıl, avuç içi sıcaktı. “Bu renk geçer mi?” diye sordu. Osman yaklaşıp ellerine baktı. “Geçer,” dedi. “Ama izi kalır.” Göllü Kız başını salladı. “İyi,” dedi. “Bazı şeyler geçmesin.”
Gece ilerledikçe dışarıdaki sesler azaldı. Davul sustu, zurna kesildi, köy uykuya vardı. İçeride iki kişi kalmıştı ama artık iki kişi değillerdi. Osman kapıya son bir kez baktı, sonra dönüp Göllü Kız’a baktı. “Hoş geldin,” dedi. Göllü Kız gözlerini kaldırdı; bu kez tereddütsüz. “Yuvama geldim,” dedi. Ocaktaki ateş hafifçe çıtırdadı. Rüzgâr dışarıda esti. Ardıç kokusu geceye karıştı.
Meşelikten dallarının kokusu Yeşildere ye süzülüyordu.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.