Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Ardıç kokulu Yeşilderem ...
🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
9. Bölüm

Ardıç kokulu Yeşilderem 5.bölüm (gelin getirme)

38 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
(Hayal ürünüdür şahıs ve kurumlarla ilgisi yoktur)

Gelin Alayı ve Köprüden Geçiş


Elmadağ sabahına o gün erkenden uyanmıştı. Güneş daha doğmadan İdris Dağı’ndan gelen ince bir serinlik köyün üstüne yayılıyor, Yeşilderem’in taş avluları toprak yolları bu serinliği içine çekiyordu. Ama sabahın havası her zamankinden farklıydı; çünkü bugün gelin alayı çıkacaktı.

Osman’ın evinde hareket erkenden başlamıştı. Hasan Karaca sabahın ilk ışıklarıyla avluya gelmiş, gençlere etrafı süpürttürmüş, kapının önüne toz kalkmasın diye su serptirmişti. Beyaz atlar hazırlanmış, yelelerine kırmızı kurdeleler bağlanmış, eyerlerine işlemeli örtüler serilmişti. Ahali son kontrolleri yapıyor, hiçbir şeyin eksik kalmamasına dikkat ediyordu.

Osman kapının önünde duruyordu. Üzerinde en temiz giysisi, belinde gaması kuşağı, yanında barettası vardı. Yüzünde ne telaş ne gülümseme… sadece ağır bir ciddiyet. Hasan Karaca yanına yaklaşmıştı.
“Bugün erkeklik günü değil,” dedi.
Osman merakla baktı.
“Peki neyin günü?”
“Sorumluluğun.”

Davul sesi önce uzaktan duyulmuş, sonra yaklaşıp köyün içinde yankılanmıştı. Zurna ince bir ezgiye girmiş,
aman ağ gelinde indim'ola yayladan"
alay yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı.

Göllü Kız’ın evinde de son hazırlıklar tamamlanıyordu. Başına al duvak örtülmüş, yüzü yarı görünür, yarı gizli kalmıştı. Anası yanına gelip elini kızının yüzüne sürmüş, “Gelin oldun artık,” demişti. Göllü Kız’ın gözleri dolmuş ama bu kez ağlamamıştı.

Kapı açıldığında davul susmuş, zurna ince bir ses tutmuştu. Göllü Kız dışarı adım attığında herkes susmuştu; adet böyleydi. Kadınlar yanında, akrabalar arkasında yürüyordu. Başını hafif eğmişti ama adımları kararlıydı. Osman ileride bekliyordu; gözleri yalnız ondadır.

Gelin ata bindirilmiş, “Ya nasip,” demişti. Bir kadın dua etmişti:
“Yolun açık olsun, gittiğin yer yurdun olsun.”

Alay yürüyüşe geçmişti. Davul yeniden vurmuş, zurna yükselmişti. Çocuklar koşuyor, kadınlar türkü tutuyordu. Yol köyün içinden çıkmış, toprak kalkmış, güneş yükselmişti. Alay köprünün yoluna girmişti.

Köprü göründüğünde davul susmuş, zurna kesilmişti. Herkes yavaşlamıştı. Köprüye gelince konuşulmazdı; töre böyleydi. Osman atını yavaşlatmış, Göllü Kız duvağın altından köprüye bakmıştı. Taş kemer sessizdi ama sanki her şeyi biliyordu. Rüzgâr esmiş, ardıç kokusu gelmişti.

Alay köprüye girmişti. İlk adım… sonra ikinci… sonra hepsi… Köprünün ortasında görünmez bir duraksama olmuştu. Kimse “dur” dememiş ama herkes hissetmişti. Yaşlı bir adamın sesi duyulmuştu:
“Bu köprüden geçen, yalnız geçmez…”

Bir kadın hafif bir bozlak tutmuş, ses köprüde yankılanıp ovaya yayılmıştı.

Göllü Kız başını kaldırıp Osman’a bakmıştı. Osman da ona. Bu kez daha uzun.
Köprü geçilmişti.
Bir şey geride kalmış, bir şey başlamıştı.

Alay yeniden hızlanmıştı. Davul vurmuş, zurna çalmıştı. Osman’ın evine yaklaşılmıştı. Kapı önünde kalabalık toplanmıştı. Gelin attan indirilmiş, kapı eşiğinde durmuştu. Başından buğday serpildi.
“Bereketin bol olsun, ocağın tütsün, sözün bir olsun.”

Göllü Kız eşiğe adım atmış, bir an durup içeri girmişti. Osman kapının dışında bir nefes beklemiş, ardından o da içeri adım atmıştı.

Kapı kapanmıştı. Dışarıda davul hâlâ çalıyordu. Ama içeride başka bir hayat başlamıştı. Rüzgâr esmiş, ardıç kokusu yayılmıştı. Köprü uzakta sessizce duruyor, bir geçişe daha tanıklık ediyordu.

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL