Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
Ardıç kokulu Yeşilderem ...
🌲 Yeşilderem – Meşelikten rüzgâr esende yurdum,İdris dağın’ın eteklerine yaslanmış küçük bir köydü. Evler birbirine uzak değildi yan yana damları bitişik ama kimse kimsenin nefesini bastırmazd...
17. Bölüm

Ardıç kokulu dereşıh Kökler toprağa salındı 13.bölüm

33 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
🌲 Ardıç Kokulu Yeşildere’m

Erken Final Bölüm – Kökün Yerini Bulduğu Gün


Yeşildere’de sabah yine ağır ağır doğdu. Ama hatıp uşağının evinde o sabahın ışığı her zamankinden farklıydı, göllü Kız’ın kucağındaki bebek, geceden kalan sıcaklığıyla uyuyordu. Osman kapının önünde avluya oturmuş, İdris Dağı’na doğru bakıyordu. Rüzgâr hafifti. Ardıç kokusu belirgindi.

Osman, rüyasında gördüğü Seyit Cemali’nin sözlerini hatırladı. “Ev, önce içindeki insanla kurulur.” O zaman anlamamıştı. Şimdi anlıyordu.

Göllü Kız kapıya geldi. Bebeği kucağında, yüzünde yorgun ama derin bir huzur vardı. Osman ona baktı; bu bakış ne ilk günkü yabancılıktı ne de alışılmış bir kabulleniş. Bu bakış yerini bulmuş bir evin evlinin bakışıydı.

valide de yanlarına çıktı. Üçü bir süre konuşmadan durdular. Sessizlik artık bir sınav değil, bir tamamlanmaydı. Valide bebeğe baktı, sonra Göllü Kız’a.
“Bu evin kokusu değişti,” dedi.
Göllü Kız başını eğdi.
Osman hafifçe gülümsedi.

O sırada rüzgâr yön değiştirdi. Ardıç kokusu daha yoğun bir şekilde evin içine doldu. Sanki yıllardır bekleyen bir şey, o an yerini bulmuştu. Osman derin bir nefes aldı. “Bu koku…” dedi.
Valide hanım devam etti: “Ev kokusu artık.”

Göllü Kız bebeği Osman’a uzattı. Osman tereddüt etmedi. Bebeği kucağına aldığında, ardıç kokusu sanki biraz daha belirginleşti. O an Osman’ın içinden bir cümle yükseldi:
Hamdık"piştik"olduk“Biz olduk”bir olduk ,dir olduk.

Ne yüksek sesle söyledi, ne de kimseye duyurmak istedi. Ama Göllü Kız duydu. Valide duydu. Ev duydu.

Osman bebeği kucağında tutarken, İdris Dağı’nın üzerinden bir kuş sürüsü geçti. Rüzgâr hafifledi. Ardıç kokusu evin duvarlarına, ocağın taşlarına, ekmak bacasına gözleme sac'ına çömleğin toprağına sinmişti. Bu koku artık sadece Seyit Cemali’nin hatırası değildi. Bu koku artık bu evin kokusuydu.

Gün ilerledi. Sofra kuruldu. Üçü değil, artık beş olmuşlar minik ayşede aynı sofraya oturdu. Konuşmalar yine kısa, bakışlar yine sakindi. Ama bu kez sadelik düzen değil, yuva demekti.

Osman sofraya baktı. Göllü Kız’a baktı. Bebeğe ve oğlu namı değer dağcı Mehmet,'e baktı Validesine baktı. Ve içinden geçen tek şey şuydu:
“Ardıç kokusu artık bizim kokumuz.”

O gün Yeşildere’de büyük bir olay olmadı. Ama bir ev tamamlandı. Bir kök yerini buldu. Bir hikâye sessizce kapandı.

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL