Yakuphan
Bir Sevda Yüreğe Düştü
Yakuphan

Bir Sevda Yüreğe Düştü


Bir Sevda Yüreğe Düştü





Karanlık sokakların ıssız kaldırımlarında
Yiten sevgiliyi arıyordu
Sanki acelesi varmışcasına.
Telaşlı ve ürkekti adımlar.
Gitmekle gelmek arasında kaldılar...


Yalnızdı...
Gecenin sessizliği eziyordu ruhunu.
Söz dinletememişti
Kahrolası yüreğine...


Yitik sevdanın ardına düşmüştü
Koşar adımlarla.
Deli divane aklıyla nerede bulacaktı.
Ah be gönül!... Ahh
Şimdi sırası mıydı sevdalanmanın?
Zamanı yok muydu ateşe düşmenin?


Bir ses, bir nefes, bir tatlı gülüş
Aklını başından almıştı.
Farkında olmadan bu sevdayı başına sarmıştı.

.........


Güneşin kızdırdığı kumsalda
Yüreğini yakan sevda ateşini arıyordu
Gönül ateşi yakmıştı bir kere,
Sevdalanmıştı...
Sevdiği aklını başından almıştı.


Yalnızdı...
Kumsalın sıcaklığı yakıyordu bedenini.
Söz dinletememişti,
Kahrolası yüreğine...


Yakan sevdanın ardına düşmüştü
Sızlayan yüreğiyle.
Sevdanın yaktığı ateşi güneşle söndürmek istiyordu.
Ah be gönül!... Ahh
Şimdi sırası mıydı sevdalanmanın?
Zamanı yok muydu ateşe düşmenin?


Bir can, bir beden, bir tatlı buse
Aklını başından almıştı.
Farkında olmadan bu sevdayı başına sarmıştı.


........


Sevda bu, ne gönül dinler ne de ferman.
Yakar kavurur
Koca koca sevdalar oluşur.
Çöllere düşürür, dağları deldirir uğruna.
Bin can olsa feda eder yoluna...


Yalnızdı...
Sevdanın ateşi yakıyordu içini
Söz dinletememişti,
Kahrolası yüreğine...


Ümitsiz sevdanın ardına düştü
Dilinde türküleriyle...
Sevgisini dağa taşa haykırmak istiyordu.
Ah be gönül!... Ahh
Şimdi sırası mıydı sevdalanmanın?
Zamanı yok muydu ateşe düşmenin?

....


Cemre havaya düştü, suya düştü, toprağa düştü.
Canla kavuştu.
Bülbül bağa düştü, bahçeye düştü, güle düştü,
Canla kavuştu.
Bir sevda daha akla düstü, dile düştü, yüreğe düştü.
.....
Haydi hayırlısı.



Yakuphan....... Süleyman İskender


Sosyal Medyada Paylaşın:



(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.