9
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2541
Okunma

Hafta sonu köylü kadınların yaptığı el emeği göznuru işleri sergilenirken herkes heyecan ve mutluluğu birarada yaşıyordu.Örgüler,dokudukları kilim ve halılar,iğne oyaları ,danteller,yemeniler görülmeye değerdi.Ayrıca pişirdikleri yöresel yemeklerin tadı da bir başkaydı doğrusu.
Folklör gösterileri ,türkülerle ortam dahada renklenmişti.Yeni atanan kaymakam da ziyaret etmiş; tek tek ilgilenmişti.Dila nın içi kan ağlasa da belli etmemeye çalıştı.Zor ...çok zordu ama...( Doğan seni unutmam mümkün değil... değil..) diyordu hep.
En duygu dolu an okuma yazma öğrenenlere verilen sertifikalardı. Başarmanın gururu,sevinci vardı yüzlerinde.
Muhtar konuşmasında bundan sonra kahvede kütüphane kurulacağını herkesin yararlanabileceğini söylerken büyük alkış kopmuştu.Unutulmayacak birgündü...
Okullarıın tatil olmasına da az bir zaman kalmış; iki genç öğretmeni karne telaşı sarmıştı.Öğrencilerin çoğu başarılı olmasada azimle öğrenmeye çalışıyordu.Yaz aylarında ya ailelerinle tarlada çalışacaklar; yada hayvanları otlatmaya götüreceklerdi.
Onlara fırsat buldukça bol bol kitap okumalarını özellikle istediler.
Dila mesleğini yüreğindeki acıya ilaç olarak görüyor ; kendini öğrencilerine adamıştı.
Metin se evlilik hazırlıklarına başlamıştı.
" Ahh! bir tayinim çıksa sorun kalmayacak " diye gene dert yandı..
" Üzülme;hadi muhtar babaya gidİp hatırını soralım.Hem de Hüsso nun da demli çayından içelim."
"valla iyi olur ."
Dostluk yüreklerin paylaşımı değil mi? Akan gözyaşları içten bir tatlı söz silmez mi? Mutluluğun en güzeli gülümseyen yüzlerde görülmez mi? Hadi eller çıkarsız sevgi dolu birbirine kenetlenmeli.Sanki...sanki aynı düşünceler içindeydi bu iki genç öğretmen.
Çayın tadı gibi güzel; demi gibi koyulaşmıştı sohbet. Güneş elveda derken; yavaşça akşam merhaba diyordu..Muhtar babanın elini öperek yanından ayrıldılar.
Yolda yürürken bir ara Metin :
"Ben haftaya ilçeye inip otobüs biletlerini alırım.Hiç merak etme ."
" Ne kadar iyi olur.Çok sevinirim ."
"Ne demek? Seve seve."
"Sağol; iyi akşamlar."
"Hayırlı akşamlar."
Eve girince ilk işi sobayı yakmak oldu.Burada havalar ısınmamış bahar güzelliğini
hala göstermemişti. "Eeee malum kara iklimi " dedi içinden.
Tam mutfağa gidiyordu ki kapısı çaldı.
" Kim ooo?"
" Gızım ben..ben Hatçe Teyzen."
Elinde küçük bir tencere vardı.
" Gel... gel... buyur içeri."
" Ha gızım saaa gettim bunu.Afiyetle ye hemi."
Dila tencerenin kapağını açıp bakarak
"Mımmmm mis gibi kokuyor bu nedir? Değişik birşey."
"Hee çiriş otu deyiveririz biz."
" Hiç duymamıştım."
"Her bişeee hastalığa illaç .Yeni yeni çıkiiii .Tee dağlarda yetişiii.Gedip toplariz. Gucçük gucçüktür."
"Nasıl pişiriyorsunuz?"
" Görpecik yaprahları vaa ayıkliiz, yıkiiiiiiizz.Soğanlı, gavurma etli, bulgurlu yapiiiz."
" Çok iyisin, eline sağlık."
" Ne olcek gızım.Haden eyi akşamlaa."
"Sizede."
Kapısını kilitledikten sonra tekrar mutfağa dönüp sofrasını hazırladı.Çiriş otu yemeğinin tadına doyamadı.
Her akşam olduğu gibi sevdiklerinle telefon görüşmesi ve sonra hasretini, sevgisini gönlüne sararak gecenin derinliğine dalıp gitti.
HAYAT TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN MUTLULUK PEŞİNDE KOŞTUĞUMUZ UMUT YOLCULUĞUDUR.
NEŞE KIZILYAR
DEVAM EDECEK...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.