0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma
“Bana ne!”
Günümüzde en sık duyduğumuz sözlerden biri belki de budur.
Bir yanlışı görüyoruz, susuyoruz… Bir haksızlığa şahit oluyoruz, görmezden geliyoruz… Bir insanın başkasının hakkına girdiğini biliyoruz, “Aramız bozulmasın” diye konuşmuyoruz
Sonra da huzurlu bir dünya bekliyoruz!
Oysa her sessizlik masun değildir. Her yanlışa göz yummak da iyilik değildir.
Elbette insanların kusurlarını araştırmak, ayıplarını ortaya dökmek ve hatalarıyla uğraşmak doğru değildir. Ancak açıkça yapılan kötülükler karşısında susmak, bazen o kötülüğün daha da büyümesine fırsat vermektir.
Çok yemin ederek insanları kandırmaya çalışanlar…İnsanları ayıplayanlar… Laf getirip götürerek dostları bir birine düşürenler… Hayır yapmaya engel olanlar… Başkasının hakkına girenler… Kaba, kırıcı ve saygısız konuşanlar…
Bunların hepsi toplumun huzurunu yavaş yavaş yok eden davranışlardır.
Daha acısı ise bunları yapanların yanında çoğu zaman sessiz kalanların bulunmasıdır.
Bir insan malıyla, makamıyla veya çocuklarıyla övünmesi ona değer kazandırmaz. İnsan sahip olduklarıyla değil; ahlakı, merhameti ve insanlara karşı davranışlarıyla değer kazanır.
Geçek dostluk da her yapılanı alkışlamak değildir.
Gerçek dost, yanlış yapan arkadaşını uçuruma doğru giderken seyreden değil; onu incitmeden uyaran kişidir
Bugün en büyük ihtiyacımız, insanların kusurlarını değil; yanlış karşısında doğru bir duruş gösterebilmektir.
Ne herkesin hatasını konuşanlardan olalım ne de her kötülük karşısında “ Bana ne!” diyerek susanlardan…
Çünkü unutulmamalıdır:
Yanlışa alkış tutmak da yanlıştır, yanlışı yaymak da…
Bize düşen; iyiliği çoğaltmak, kötülüğe ortak olmamak doğruyu güzel bir dille söyleyebilmektir.
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
Bir gün herkes yaptıklarından da, yapması gerekirken yapmadıklarından da sorumlu olacaktır.
Fevzi GÜLTUNA
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.