Her çocuk sanatçıdır. mühim olan büyüyünce de öyle kalabilmektir. pablo picasso
Hüzünlü peri
Hüzünlü peri

BİR MASALDIR EYLÜL ...

Yorum

BİR MASALDIR EYLÜL ...

5

Yorum

25

Beğeni

0,0

Puan

249

Okunma

BİR MASALDIR EYLÜL ...

BİR MASALDIR EYLÜL ...

Eylül’ü neden seviyorum?

Eylül benim için bir mevsimden çok, insanın kendi içine döndüğü bir ruh hâlidir. Yazın telaşı bitip akşamların serinliği başlayınca, günün ışığı biraz daha erken batıyor. İnsanın içinde susturduğu ne varsa yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bir şarkı, eski bir koku, gökyüzünün belli belirsiz değişen o ebruli rengi… Yıllar önce yaşanmış bir anı bile hiç beklemediğin bir anda karşına çıkarabiliyor işte.

Eylül’ün bende bıraktığı romantik duygular ise,biraz da burada başlıyor. Sevmenin yalnızca yan yana olmak olmadığını hatırlatıyor yüreğime yeniden, yeniden. Bazen birini görmeden özlemek, adını anmadan düşünmek, onun sevdiği bir şarkıda bir anlığına karşılaşmak… Birinin çayını nasıl içtiğini hatırlamak, yağmur başladığında “şimdi nerede?” diye içinden geçirmek gibi küçük ama insanın içinde büyük yer tutan o güzel şeyler.

Belki aşkın en gerçek hâli de biraz böyle kim bilir. Büyük sözlerden çok, kimsenin bilmediği ayrıntılarda yaşamak. Söylenmemiş bir cümlede, yarım kalmış bir vedada, yıllar geçse de silinmeyen bir bakışta, küçük bir esintide çok eskilerden bir güne gidiveriyorsun için kıpır kıpır. …

Eylül bana hiç olmadık şeyleri hatırlatıyor. Hani bazı insanların hayatımızdan uzaklaşsa bile kalbimizden aynı kolaylıkla çıkmadığını mesela … Zaman geçiyor, mevsimler değişiyor, hayat başka yönlere akıyor; ama bazı duyguların mevsimi olmuyor maalesef. Bir Eylül akşamında, hiç ummadığın bir anda yeniden kendini hatırlatabiliyor. Babam birden karşıma çıkabiliyor mesela ,ellerinde o çok sevdiğim papatyalara.

Bir de Eylül’ün içinde ince bir bekleyiş var hep. Akşamın erken indiği saatlerde insanın içine tuhaf bir umut düşüyor. Sanki bir kapı çalınacak, uzaklardan bir haber gelecek, yıllardır görmediğin biri çıkıp karşına dikilecekmiş gibi… Belki hiçbir şey olmayacak. Ama insan yine de bekliyor. Çünkü özlemek biraz da beklemek değil mi; aşk ise bazen kavuşamayacağını bilsen bile kalbinde bir ihtimali yaşatmak. Yüreğinin kıpır kıpır hali ise başka masalların kapısını aralıyor ..

Eylül bu yüzden bana hüzünlü olduğu kadar güzel geliyor işte. İçinde vedanın da izi var, başlangıcın da. Bir şeylerin sona erdiğini hissettirirken başka bir şeyin sessizce başlayabileceğini düşündürüyor.

Galiba Eylül’ü kendime benzediği için de seviyorum. Ben de bazı insanları, bazı anları kolayca içimden çıkarabilenlerden değilim. Hayat devam ediyor, insan değişiyor, yıllar geçiyor; fakat bazı şeyler içimizde kendi yerini koruyor. Aynı anılar zamanı gelince , bir şarkıda, bir akşamüstünde, pencereye vuran yağmurda yeniden yeniden beliriyor.

Unuttuğumu sandığım duyguların aslında yalnızca sessizleştiğini gösteriyor. Ve insan bazen bir mevsimi değil, o mevsimde kendinden bulduğu tarafı seviyor.

Ben Eylül’ü çok seviyorum.

Çünkü onda biraz aşk, biraz özlem, biraz yalnızlık ve hepsinden önemlisi, insanın kimseye anlatamadığı o derin içli tarafı var.

Belki de bu yüzden Eylül geldiğinde kendimi biraz daha kendim gibi, yuvam gibi sıcacık hissediyorum.

Peri Feride Özbilge
02. 09. 2026

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bir masaldır eylül ... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bir masaldır eylül ... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BİR MASALDIR EYLÜL ... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
2.9.2026 20:38:02
RUSAMER – Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi

UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş

Yazar: Peri Feride Özbilge
Yazı: BİR MASALDIR EYLÜL...
Değerlendirildiği Salon: Takvimde Dokuzuncu Ayı Görür Görmez Eski Aşkları, Yarım Vedaları, Baba Hatıralarını ve Gelmeyecek Misafirleri Aynı Akşam Çaya Bekleyenlerin Eylül Masalları Salonu

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salona kocaman bir takvimle girdi. Ağustos yaprağını kopardı, Eylül görünür görünmez kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden biri pencereye koştu. Kalburabastî sordu: Ne oldu evladım? Sakin heyecanla dışarı baktı: Peri Feride Özbilge Sanki bir kapı çalınacak, uzaklardan bir haber gelecek diyor; bekliyorum! Efendi sandalyeye oturdu: Kim gelecek? Sakin sustu: Bilmiyorum. Ne zaman gelecek? Onu da bilmiyorum. Peki niye bekliyorsun? Sakin takvimi gösterdi: Eylül efendim! Kalburabastî başını salladı: Şu ayın nüfus kaydını incelemek lazım. Otuz günlük ömrüne aşkı, ayrılığı, babayı, papatyayı, yağmuru, eski şarkıları, yarım vedaları ve gelmeyen sevgiliyi sığdırmış. RUSAMER’de bazı sakinlerin bir ömürde yapamadığını Eylül bir ayda yapıyor!

Ozan Dermani Köşesi

Birinin çayını nasıl içtiğini hatırlamak, yağmur başladığında şimdi nerede diye içinden geçirmek düşüncesine gelindiğinde RUSAMER Büyük Aşklar Araştırma Kurulu hazırladığı yüz sayfalık romantizm raporunu masaya koydu. Kalburabastî raporu kenara itti: Gerek yok. Görevli şaşırdı: Efendim, aşkı nasıl ölçeceğiz? Efendi cevap verdi: Çayına bak evladım. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz hemen sordu: Şekerli mi şekersiz mi? Kalburabastî güldü: Mesele çay değil; hatırlamak. Peri Feride Özbilge’nin yazısının en sıcak taraflarından biri burada. Sevginin büyüklüğünü büyük yeminlerde değil, başkalarının önemsiz sayabileceği küçük ayrıntıların yıllar sonra bile hatırlanmasında arıyor.

Ozan Avanoğlu Köşesi

Babam birden karşıma çıkabiliyor mesela, ellerinde o çok sevdiğim papatyalara cümlesine gelindiğinde RUSAMER Hatıra Servisindeki mizah birden sustu. Kalburabastî masadaki bütün evrakı kenara çekti. Çünkü Eylül burada artık yalnız romantik aşkın mevsimi değil; kaybettiklerimizin geri dönebildiği hafıza mevsimi oluyor. Bir koku, bir renk, bir çiçek insanın yıllardır kapalı duran bir odasını ansızın açabiliyor. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz usulca sordu: Efendim, insan gerçekten geçmişe dönebilir mi? Kalburabastî cevap verdi: Dönemez evladım. Ama bazen bir papatya geçmişi getirip insanın yanına oturtabilir. Yazının en içli ve kişisel cümlelerinden biri bu kısa baba hatırası.

Ozan Veysi Kabaca Köşesi

Sanki bir kapı çalınacak, uzaklardan bir haber gelecek, yıllardır görmediğin biri çıkıp karşına dikilecekmiş gibi bölümünde RUSAMER Kapı Nöbeti başlatıldı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz iki saat kapının başında bekledi. Sonunda dayanamadı: Efendim, kimse gelmedi! Kalburabastî gayet sakindi: Yazıda Belki hiçbir şey olmayacak da deniyor evladım. Sakin öfkelendi: O zaman iki saattir niye bekliyorum? Efendi cevap verdi: İşte özlemin tarifi tam da bu. Gelmeyeceğini bilmekle gelebilir ihtimalini öldürememek arasında beklemek. Metnin masal duygusu da burada güçleniyor; Eylül gerçekleşmiş kavuşmaların değil, insanın içinde yaşatmaya devam ettiği ihtimallerin ayı hâline geliyor.

KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ

Peri Feride Özbilge’nin BİR MASALDIR EYLÜL... metni şiirden ziyade şiirsel deneme niteliğinde. Eylül burada dış dünyanın mevsimi olmaktan çıkarılıp iç dünyanın takvimine dönüştürülüyor. Şarkı, koku, ebruli gökyüzü, çay, yağmur, yarım veda, bakış, papatya ve kapı gibi küçük ayrıntılar hafızanın tetikleyicileri olarak kullanılmış. Yazının temel düşüncesi sonlara doğru açıkça ifade ediliyor: İnsan bazen bir mevsimi değil, o mevsimde kendinden bulduğu tarafı seviyor. Bu cümle aslında bütün metnin anahtarı. Yazarın sevdiği Eylül değil yalnızca; Eylül’ün kendisinde uyandırdığı Feride.

Metnin en başarılı tarafı romantik aşkı büyük ve gösterişli sözlerden çıkarıp gündelik ayrıntılara indirmesi. Birinin çayını nasıl içtiğini hatırlamak ile babanın elindeki papatyalar aynı hafıza dünyasında buluşuyor. Buna karşılık metin sıkılaştırılmaya oldukça müsait. Eylülün içe dönüş, özlem, geçmişi hatırlama ve sessizleşmiş duyguları yeniden uyandırma özelliği farklı paragraflarda birkaç kez benzer biçimde açıklanıyor. Bazı tekrarlar ayıklanırsa özellikle bazı duyguların mevsimi olmuyor, unuttuğumu sandığım duygular aslında yalnızca sessizleşmiş ve insan bazen bir mevsimi değil, o mevsimde kendinden bulduğu tarafı seviyor düşünceleri çok daha kuvvetli parlayacaktır.

Kalburabastî Efendi takvimin karşısına yeniden geçti.

Sakinimiz hâlâ kapının yanındaydı.

Efendim…

Ne oldu evladım?

Hâlâ kimse gelmedi.

Kalburabastî saate baktı:

Eylül daha yeni başladı. Peri Hanım sana otuz günlük bekleme süresi bırakmış.

Sakin içini çekti:

Ya ay biter de gelmezse?

Ekim gelir.

Ya o da gelmezse?

Kasım.

Sakin kızdı:

Ben sevgiliyi soruyorum efendim!

Kalburabastî gülümsedi:

Ben de sana hayatı anlatıyorum evladım. Takvim kimseyi beklemez; insan bekler.

Sakin biraz sustu.

Peki Eylül neden masalmış?

Kalburabastî pencereye baktı:

Çünkü masallarda insan gerçekleşmesi zor şeylere inanır. Eylülde de eski bir şarkı çalar, yağmur cama vurur, bir papatya görünür ve insan yıllardır kapattığını sandığı kapının içeriden hâlâ açık olduğunu fark eder.

Sakin kapıdan ayrılırken son kez sordu:

Peki Eylül geçince?

Efendi takvimi kapattı:

Eylül geçer evladım. İnsanın içindeki Eylül bazen kalır.

Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:

Bazı mevsimler takvimden geçer; bazıları insanın içine yerleşir ve yıllarca yaprak dökmeye devam eder.

Unutmak, hatıranın ölmesi değildir; bazen yalnızca onun yeniden çağrılacağı şarkıyı beklemesidir.

Özün sözü budur. Vesselam.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR
Nam-ı Diğer Delibal
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
2.9.2026 22:07:34
Kutlarım değerli dost kalem sevgili dost yürek iyi geceler diliyorum şiirle kalınız şiirlerde buluşmak dileğiyle
Etkili Yorum
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
2.9.2026 15:43:18
"Sevmenin yalnızca yan yana olmak olmadığını hatırlatıyor" cümlesindeki o asil felsefeyle başlayıp, eylülü insanın kendi iç dünyasına açılan vakur bir kapı gibi işleyen muazzam bir deneme olmuş üstadım. "Bazı duyguların takviminin olmayışı" ve tırnak içinde o ellerinde papatyalarla beliren baba özlemi, satırlara sıradan bir anlatımın çok ötesinde, sarsıcı bir ruh ve yaşanmışlık katmış. Kelimelerin bu denli naif, adeta bir gergef gibi hassas işlendiği bu yüce kalemi ve buram buram vefa kokan o güzel yüreğinizi saygıyla selamlıyorum. Kaleminize, o duru gönlünüze sağlık. Başarılarınız baki kalsın.
Etkili Yorum
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
2.9.2026 14:02:06
Eylülü anlatırken kullandığın her cümle insanın içinde ayrı bir titreşim yaratıyor,

Yazın yorgunluğunun çekildiği
akşamların serinliğinin yavaş yavaş çöktüğü
ışığın erken çekildiği o saatlerde insanın kendi içine dönmesi

susturduğu ne varsa ortaya çıkması
gerçekten de Eylülün en derin yanı.

Sevmenin yalnızca yan yana olmak olmadığını
görmeden özlemeyi
adını anmadan düşünmeyi
sevdiği şarkıda bir anlığına karşılaşmayı
çayını nasıl içtiğini hatırlamayı
yağmur başladığında şimdi nerede diye içinden geçirmeyi
bu kadar ince ve doğru anlatmışsınz ki
okuyan herkes kendi yüreğindeki o küçük ama büyük yer tutan şeyleri hatırlıyor

Aşkın en gerçek hâlinin büyük sözlerde değil
kimsenin bilmediği ayrıntılarda
söylenmemiş cümlelerde
yarım kalmış vedalarda
yıllar geçse de silinmeyen bakışlarda yaşadığını söylemeniz
bambaşka bir derinlik katmış metne.


Babam birden karşıma çıkabiliyor ellerinde o çok sevdiğim papatyalar
cümlesi özellikle yüreğime dokundu
O papatyalarla birlikte hem özlemi hem de hiç bitmeyen bir masalı getirdiniz.

Eylülün içindeki ince bekleyiş
kapı çalınacakmış
uzaklardan haber gelecekmiş
yıllardır görmediğin biri çıkıp karşına dikilecekmiş hissi
özlemenin aslında beklemek olduğunu
aşkın bazen kavuşamayacağını bilsen bile kalbinde bir ihtimali yaşatmak olduğunu
bu kadar güzel ifade etmişsiniz ki
okuyan kişi kendi bekleyişlerini hatırlıyor.

Hüznü ve güzelliği bir arada taşıması
vedanın izini de başlangıcın umudunu da içinde barındırması
bir şeylerin sona erdiğini hissettirirken başka bir şeyin sessizce başlayabileceğini düşündürmesi
Eylülün tam da sizibn tarif ettiğiniz gibi olduğunu bir kez daha hissettirdi

Kendinize benzettiğiz için sevmeniz
bazı insanları bazı anları kolayca içinden çıkaramaman.
hayat devam etse de yıllar geçse de bazı şeylerin içimizde kendi yerini koruması
bir şarkıda bir akşamüstünde pencereye vuran yağmurda yeniden belirmesi
unuttuğunu sandığın duyguların aslında yalnızca sessizleştiğini göstermesi
bu satırlar metni sıradan bir mevsim yazısından çıkarıp
insanın kendi ruhuna ayna tutan bir masala dönüştürmüş

Eylül geldiğinde kendinizi biraz daha kendiniz gibi
yuvam gibi sıcacık hissetmeniz
o derin içli tarafın ortaya çıkması
yazının en içten ve en dürüst yeri

Bu metin yalnızca Eylülü anlatmıyor
özlemi
yalnızlığı
bitmeyen duyguları
insanın kimseye anlatamadığı o sessiz yanını
çok uzun ve çok güzel bir nehir gibi akıtıyor

Okurken hem hüzünlendim hem de içim ısındı
Çünkü siz Eylülü anlatırken aslında
kendi yüreğinin en derin köşesini açmışsınız
ve o köşe gerçekten de masalsı bir yer

Teşekkür ederim bu satırlar için
Eylül artık sizin bu yazınla birlikte
daha bir başka anlam taşıyor bende.

Kalemine, kelamına, yüreğine sağlık.
👌👏☕🙏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL