İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder
Gökkurt Bey
Gökkurt Bey

Gözlerim Yanıyor Anne

Yorum

Gözlerim Yanıyor Anne

3

Yorum

9

Beğeni

0,0

Puan

270

Okunma

Okuduğunuz yazı 1.9.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Gözlerim Yanıyor Anne

"Ne ağır bir bedel ödüyor çocuklar çocukluk için..."

Çocukluk, insan ömrünün çoğu aslında. Bir erkenlik, erişmemişlik olarak görülen çağ, erişmemişliğin, olmuşluğun mevsimi aslında. İnsan, ismini öğrendiği an hayatı da öğreniyor. İlk sevgiyi tattığı an, ölümü de. Aklın ilk hücresi faaliyete geçtiği an, hayatı da, ölümü de kavrıyor insan.

"Büyümenin de, olmanın da, ermenin de bütün sırrı çocuklukta aslında."

Çocuğun yüreği âleme açıldığı anda, bütün âlemlerin kapıları da insana açılıyor. Daha çocuklukta eriyor insan aşkın gerçeğe. Gerisi hikâye...


İlk insandan bu yana pek çok zaman geçti. Yahut pek az bir zaman geçti de, bize pek çok geliyor. İnsanoğlu işte, her şeyi kendi kafasında ölçüp değerlendiriyor. "Kimine göre yedibin, kimine göre ellibin, kimine göre ise en az bir milyon yıllıktır insanoğlunun tarihi."
Geçen zaman şudur ya da budur, ama insan hiç değişmemiştir tarihi boyunca. Temel karakteri hep aynıdır. Yalnızca toprağın yüzeyindeki şekiller, renkler, sesler değişir. Yapılır, bozulur. Kurulur, yıkılır. Kaybolur, bulunur. Okunur, unutulur. Kaderdir bu. İnsanlığın kaderi...

Son yüzyıl, insanlık tarihinde ilginç bir dönem. Hız çağı belki adı. Hızlı yaşanan, hızlı ölünen bir çağ Yeryüzünün görünen yanı hızla değişiyor. Düzlükler yükseltiye, yumuşaklık sertliğe, sular katılığa dönüşüyor. Renkler değişiyor. Maviler griye, yeşiller solgun kahveye, beyaz karaya dönüşüyor. İnsan konum değiştiriyor. Efendilikten köleliğe düşüyor farketmeden.

Kendi canavarlarına teslim ediyor kendini. Ölümünü çabuklaştırıyor insan. yüzyıl atom bombasına şahit oldu. Sonra nice bombalar üretti akıl, aştı geçti öncekini.

Kıyametini hazırlıyor insan.

Anneler çocuk doğurmak istemiyor yeryüzüne. Daha doğarken ölüyor çünkü çocuklar. Hatta ölü doğuyorlar. Yeryüzü, ağulu bir şölene çağırıyor çocukları, daha doğar doğmaz. Toprağı bereketten kesilmiş, bulutları kısır, rüzgârları felaketi müjdeleyen, suları siyah akan bir yeryüzüne doğuyor çocuklar.

Bu yeryüzünün insanları garip bir trajedi oynuyorlar. Oynadıklarını sanıyorlar ama, aslında yaşıyorlar o trajediyi. Oynarken gülüyorlar. Eğleniyorlar çünkü oynarken. Ama oyunun dışında kalabilenler ağlıyorlar. Kendilerinin de zorunlu olarak içinde yer aldığı, fakat bir çıkış yolunu bulup izleme imkânını da yakaladığı bu trajediyi ağlıyorlar.

"İnsanlar çok acıklı bir sahneyi oynuyorlar çünkü. Oynamıyorlar aslında, yaşıyorlar. Eğer oynasalardı, izleyenler gerçekten gülebilirdi belki. Ama izleyenler ağlıyor. Yaşıyorlar o halde."

"Çocuklar ağlamalı. Hatta gözyaşlarını saklamayacak kadar cesur olanlar. Ağlıyorlar. Yeryüzüne, insanlara ve kendilerine...Çocuklukta bulmayı umdukları gerçeği, büyüklerinin yıllar önce kaybetmiş olduğunu gördükleri için ağlıyorlar. Fizikötesinin mitoloji, bilgeliğin tarih, aşkınlığın hayal, ölümün son diye anıldığı bir zamana doğdukları için ağlıyorlar."

"Ruhun müebbete hüküm giydiği, aklın, menfaatin emrine verildiği bir devre şahit oldukları için ağlıyorlar. Ağlamaktan başka bir yol bulamadıkları için ağlıyor çocuklar. Çocuk olmayı bile istemiyorlar artık. Çocuk olmalarını gerektiren bir şey yok çünkü dünyada..."

Ne saf sevgiler, ne gerçeğe kapılar açan masallar, ne ışıklı yarınlar için ümit, ne coşkunun müjdecisi kelebekler... Hiçbir şey yok çocuk olmayı gerektiren. Ya yok olmalı insan, ya da büyüyüp hiç olmalı. Yok olmak mı, yoksa büyüyüp zulmederek, öldürerek, yıkarak, katlederek hiç olmak mı?

"Ne ağır bir bedel ödüyor çocuklar çocukluk için..."

"Ve nasıl acımasızca katlediyor çocukları büyükler..."


Prangalara, alevlere, dumanlara, zehirli soluklara mahkum ediyorlar onları. Küçücük yüreklerini dağlıyorlar.

Ciğerleri un ufak oluyor çocukların, akılları oynuyor. Garip bir oyununu şaşkınlıkla izliyorlar.

"Yürekleri dayanamıyor, gözleri yanıyor..."


* Bu yazı yazar Sedat CERECİ’nin "Gözlerim Yanıyor Anne" adlı kitabından derlenmiştir.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gözlerim yanıyor anne Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gözlerim yanıyor anne yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gözlerim Yanıyor Anne yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
2.9.2026 23:14:20
Güne düşen güzel yazıyı kutluyorum Kaleminize bereket tebrikler.Selam sevgiler.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
2.9.2026 17:32:20
çocukluk en temiz insan evresidir kutluyorum hocam
Fikrim Derya
Fikrim Derya, @fikrimderya
2.9.2026 00:05:08
Tebrikler👏👏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL