İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder
Tu
Turan Yalçın

Aşkımız Eski bir roman (kitap tanıtımı)

Yorum

Aşkımız Eski bir roman (kitap tanıtımı)

( 1 kişi )

1

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

1402

Okunma

Aşkımız Eski bir roman (kitap tanıtımı)

Aşkımız Eski bir roman (kitap tanıtımı)

AŞKIMIZ ESKİ BİR ROMAN
Sevgili dostum,
Ahmet Ümit’i hayatı tanımak anlamak ve psikoloji, halk dili, polisiye, “her zaman hayatın sürprizlerine alışık olun” mesajları verdiği için okurum. Siyasi roman, polisiye hikaye, masal, polisiye roman, siyasi deneme türünde eserler veren Ahmet Ümit’in Türkçe yayınlanan tüm kitaplarını okumuştum. Hatta bazılarını sana mektuplar ile anlatmıştım.
Sevgili dostum,
Ahmet Ümit’in son yazdığı romanları ustalık olarak gördüğümden çoğunu tekrar tekrar okumuşluğumda bulunuyor. Kitaplarını hediye ettiğim yerel yöneticilerde oldu. Buradan mektuplar ile senin gibi dostlarıma anlattıklarımda.
Bu kitapta anlatılan 3 hikayenin konusu ve özetine gelince;
AŞKIMIZ ESKİ BİR ROMAN
Sevgili dostum,
Bu sefer bir kaç kere okuduğum “Aşkımız Bir Roman” adlı 3 uzun hikayeden oluşan kitabını yeniden okudum ve sana da anlatmak istedim. Elimdeki kitap Eylül.2019 da Yapı kredi Yayınlarından çıkan ilk baskı ve 300.000 basılmış. Şu an 2026 yani 7 sene önce yayınlanmış ve ben birkaç kere okumuşum. Özelllikle tatil günlernde okumuşum keyifle .223 sayfada 3 hikaye anlatılmış. “Uzun hikaye” türü Ahmet Ümit’in bu türde sanırım başka kitabı yok. Kısa hikayeler ve roman yayınladı daha çok.
Sevgili dostum.
İlk hikaye 99 sayfalık roman gibi. “Aşkımız Eski Bir Roman” da Psikolojik rahatsızlıkları olan Edip’in roman kahramanları kılığına giren eskort kızlar ile yaşadığı maceraları ve Agatha Kriste rolüne giren ikinci eşi tarafindan , Agahta Kriste’nin Türkiye’ye geldiğinde kaldığı Pera Palas’taki 411 numaralı odada öldürülmesi ve Başkomiser Nevzat ve Yardımcıları Komiser Ali ve Komiser Zeynep’in bu cinayeti aydınlatmak için çabası anlatılıyor.
Edip, ilk eşi, ikinci eşi baldızı, hayal dünyası Psikiyatr doktorunun tedavi edeceğim derken onu daha kötü hasta etmesi, zengn insanların nasıl sömürüldüğü, edebiyat romanlarının bazen nasıl böyle saçma şeylere alet edildiği, yani vermek istedikleri mesajların nasıl da okur tarafından çarpıtıldığı anlatılıyor.
Sanat eserlerinin nasıl servet olduğu, sanat eseri kolleksiyonu yapanların nasıl gelecek nesillere servet bıraktıkları bu servetlerinde insanları nasıl yoldan çıkarabileceği açıkça hikaye boyunca anlatılıyor. Açıkça “bir baba çocuğa mal bırakacağına şahsiyetli bir kişilik, sağlıklı düşünen evlatlar bıraksın” meajı veriliyor. Edip’in annesinin Edip çocukken, bileklerini keserek intihar etmesi, çocuk yaşta bilekleri kesilmiş annesini görünce bu tablonun ömür boyu Edip’te bıraktığı ağır depresyon ve ruh hali ile O’nu gerçekten seven ve sömüren insanların hayatı, farkları anlatılıyor. Böyle bir şeye şahit olan çocukların tedavisinin ihmal edilmemesi ve ailesi tarafından iyi sevgi verilmesinin önemi anlatılıyor.
Hikaye Ahmet Ümit romanlarında her zaman karşımıza çıkan “ Katil hiç ummadığımız insandır. Belki de en yakın aile fardi.” mesajını burada da görüyoruz.
OVERLOKÇU KIZ
Sevgili dostum,
Kitabın ikinci hikayesi ise “Overlokçu Kız” adını taşıyor. Bu hikaye ilk hikayeden daha kısa 52 sayfa.
İstanbul’un varoşlarında gözü yükseklerde olan bir Doğu Anadolu’lu kızın zengin olma hayali ile hemşerisinin atölyesinde işe başlaması sonrasında aşkı, kardeşleri, onların arkadaşları. Uyuşturucu bağımlılığı, kan davası, beşik kertmesi, çete içi mücadeleler, bariz küfürler, arsa mafyası, suçlamalar, çocuklarını kan davasına azmettiren babanneler.Kan davasının, kan davalı ailelerin çocuklarının evlendirilmesi ile son bulacağını zanneden yaşlı nineler. Doğuda köy geleneklerini İstanbul’da sürdürmeye çalışan aşiretler... Bu hikayede iç içe.
İnsanlar o kadar kendini suçun içine atıp da sonra kabullenememesi burada da çıkıyor önümüze. Patronun kızı mı , kızın patronunu mu ayarttığını anlayamıyor bile okur. Çünkü toplumumuzda “herkesin birbirini suçlaması” sorumluluk almaması burada da önümüze çıkıyor. Ahmet Ümit bunca iç içe hikayeyi bize 52 sayfa boyunca ustalıkla anlatıyor. Hikayeden dersler çıkarmamıza akıcı üslübu ile yardım ediyor.
“Katil hiç ummadığımız insan olabilir” mesajını burada da görüyoruz ve güya kızı koruyup kollaması gereken patron Hasan çıkıyor katil olarak karşımıza..
“İnsanın yükselmek isterken, gözü yükseklerde olanların her zaman ölümü yaşayabileceği, burada da meaj olarak veriliyor.
SERGEY NİKOLEYEVİÇ JERKOVSKİ’YE NE OLDU ?
Kansere çare bulduğunu iddia eden Rus Bilim adamının Kongre için İstanbul’a gelmesi sonrası kaybolmasını anlatıyor. Araya Rus sitihbaratının girmesi , kanser hastası yakını olan mafya babalarının, ilaç firmalarının Sergey’in peşine düşmesi 73 sayfalık hikayede anlatılıyor.
Sergey’in Rusya’da iş yapan bir Müteahhidin Karısı ile yasak aşk yaşaması ve bir kızının olması, bunu öğrenen kadının kocasının kadını öldürmesi, sonra intihar etmesi.
Diğer hikayelerin aksine katil hikayenin başında bulunuyor. Burada Sergey’in akibeti üzerine yapılan araştırma, Türk ve Rus istihbaratının mücadelesi, Başkomiser Nevzat’ın tahminleri, Sergey’in hiç umulmadık yerde bulunması ile son buluyor. Bunun aksine Başkomiser Nevzat!nın bunca sene tecrübesi ile amirlerinin aksine bunun basit bir olay olduğuna insanması küçük ayrıntılara dikkat edilmemesi sonucu bulunamadığına inanmasını görüyoruz. Ahmet ümit’in “Şeytan Ayrıntıda Gizilidir” polisiye hikayesi aklımıza geliyor. Bu hikayeyi okurken biz de içimizden “Şeytan Ayrıntıyı Gizler” diyoruz.
Bozuk yolların nasıl tehlike saçtığını ve bu tehlikelerin nasıl hikayeler ile sonuçlandığını da anlatıyor. İnsanların bozuk yollarda dikkat etmesi gerektiği her an kaza yapabileceği anlatılıyor. Bozuk yolların usta sürücüleri bile büyük kazalara sürükleyeceği göz önüne seriliyor.
Olayla hiç ilgisi olmayan ayyaşların, mahalle sakinlerinin , en küçük ayrıntıya dikkat edilmemesi sonucu düşülen komik durumların, “yaşlı bunak” dediğimiz insanların aslında sevgiye ve dürüst insanlara ne kadar önem verdikleri , ölen eşlerine ne kadar candan bağlı olduğuna şahit oluyoruz.
Kitabın alt başlığına bakınca “ Kurbanı Öldüren Kendi Tutkusudur bazen” yazısını okuyoruz Edip’in tutkularının nasıl kurbanı olduğun tekrar hatırlıyoruz. Çok zaman tutkularımızın esiri olmuyor muyuz ? Tutkularının peşinde koşarken ölen o kadar insan var ki... otomobil tutkusu, nehir, deniz tutkusu, hız tutkusu... Tutkularımızı gözden geçirsek iyi olacak galiba...

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Aşkımız eski bir roman (kitap tanıtımı) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Aşkımız eski bir roman (kitap tanıtımı) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Aşkımız Eski bir roman (kitap tanıtımı) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
31.8.2026 08:27:53
5 puan verdi
Emeğinize sağlık
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL