0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Aşk
Bi boşluğa bakıp yalnızlığı düşünürsün ya hani, o durumdan çeker kurtarır seni. Oysa çevrende dostun var, arkanda ailen var, inanıyosan eğer Allah da var. Ama bi yalnızlık vardır içinde. Birinin gelip seni mutlu etmesini istersin, gözüne bakıp seni sevdiğini söylemesini istersin. Bazen uyurken boş hissedersin yatağını, yanında bi koku istersin, sıcak bir beden düşlersin.
En azından benim için öyle. İş hayatı, aile hayatı, arkadaş hayatı; genel olarak hayatım boyunca hiç kalabalık hissedemedim. Hadi gelin bunu bi konuşalım. Konuşalım diyorum ama tabii hiçbir araştırma yapmadım. Ben sadece içgüdülerim, hayallerim, teorilerim, tecrübemle konuşmak istiyorum.
Evet, insan bazen bulunduğu kalabalığın içinde kendi gibi davranmakta güçlük çekebiliyo. Hayal kurarken yanında birini görmeyi istiyo, beklediği ilgiyi görmeyi bekliyo. Bazen ne kadar güçlü biri dediğimiz, "Ya bu adamın derdi olmaz, yıkılmaz." dediğimiz biri bile kafasını yastığa koyduğunda yanında tüm ömrünü geçirebileceği bi tutunacak taş arıyo. Sarılmak istiyo, kokusunu içine çekmek istiyo. Hele ki kendi hariç tutunduğu her taş yorgun olan insanlar için...
Ben kısa süreli bi sevgiden, hoşlantıdan haz etmem. Benim dediğim aşk, bahsettiğim aşk; gerçek ve bahtiyar olan, baki olan aşk. Bazen bu durum öyle ciddi oluyo ki inandığın dinden daha fazla inanıyosun. Çok mu sıkıntı çekiyosun, çok fazla mı hoşuna gitmeyen şeyle karşılaşıyosun? Pek bi önemi kalmıyo. Yanındaki nasıl olursa olsun umutlu durabiliyosun.
Çok tuhaf. Şu dünyada mistik büyüler, evrenler var mı bilmiyorum ama sanırım aşk denilen şey gerçekten bir büyü. Mistik bi havası var. Bazen yanında olmadığı için uyuyamıyosun, bazen sırf yanında olduğu için uyuyamıyosun. Gözlerini kapatıyosun ama nafile, açman lazım. Çünkü göremediğin her vakit ziyan gibi hissettiriyo; nasıl uzakta olduğu her vaktinin ziyan olması gibi.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.