1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
171
Okunma
Muhibbî’nin,
"Bu ne güzellik, bu ne yüz, bu ne kokudur; aklım saçının kokusuyla doludur. Muhibbî ansızın divâne oldu; bu ne aşk, bu ne dert, bu ne huydur."
dizeleri, klasik Türk şiirinin en güçlü hayret ifadelerinden biridir. Burada sevgili yalnızca güzelliğiyle değil, kokusuyla, tavrıyla ve varlığıyla âşığın bütün idrakini kuşatır. Aşk, artık aklın sınırlarını aşmış; âşığı ansızın divâne eden bir hâle dönüşmüştür.
Bu dizelerde dikkat çeken nokta, sevgilinin tasvirinden çok, âşığın yaşadığı dönüşümdür. Güzellik karşısında akıl susar, mantık geri çekilir ve insan kendisini tarif edemediği bir ruh ikliminin içinde bulur. "Bu ne aşk, bu ne dert, bu ne huydur?" sorusu da aslında cevabı olmayan bir hayretin ifadesidir. Çünkü gerçek aşk, açıklanmaktan çok yaşanan bir tecrübedir.
Divan edebiyatında sevgilinin saçı, kokusu ve yüzü sadece fiziksel güzelliği temsil etmez; aynı zamanda insanı kendinden geçiren ilahî cazibenin sembolleridir. Bu nedenle Muhibbî’nin dizeleri, dünyevî aşkın anlatımı gibi görünse de, tasavvufî okumaya da açıktır. Âşık, güzelliğin kaynağında hakikati ararken, kendi benliğini de yavaş yavaş geride bırakır.
Asırlar geçse de bu dizelerin etkisini korumasının nedeni budur: Gerçek sevgi, insana önce hayreti, sonra özlemi, en sonunda da kendini sorgulamayı öğretir. Muhibbî’nin birkaç mısrada anlattığı bu hâl, aşkın kelimelerle değil, gönülle anlaşılan tarafıdır.
-------------------------------
Dipçe: Muhibbî, Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlastır.
Kanuni Sultan Süleyman, 1520-1566 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin onuncu padişahı olarak hüküm sürmüştür. Siyasi ve askerî başarılarının yanı sıra, klasik Türk edebiyatının da önemli şairlerinden biridir. Şiirlerinde "Muhibbî" mahlasını kullanmış; aşk, ayrılık, kader, dünyanın geçiciliği ve tasavvuf gibi konuları işlemiştir.
"Muhibbî" kelimesi Arapça kökenlidir ve "seven", "muhabbet eden", "âşık olan" anlamına gelir. Bu mahlas, onun şiirlerindeki sevgi ve aşk temasını yansıtır.
Muhibbî Divanı, yaklaşık 3.000 gazeliyle Türk edebiyatının en hacimli divanlarından biri kabul edilir. Bu yönüyle yalnızca bir hükümdar değil, aynı zamanda üretken ve güçlü bir divan şairidir.
Paylaştığım bu beyit de onun aşkı hayret, tutku ve gönül hâli üzerinden anlatan şiir anlayışının güzel örneklerinden biridir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.