Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
/ yüRekTen
/ yüRekTen

Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine / Tanıtım - İnceleme

Yorum

Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine / Tanıtım - İnceleme

23

Yorum

33

Beğeni

0,0

Puan

1280

Okunma

Okuduğunuz yazı 20.7.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine / Tanıtım - İnceleme

Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine / Tanıtım - İnceleme




Aşağıdaki incelemeyi sayfama taşımaktan mutluluk duyuyorum.

Kitabımı bu denli dikkatle okuyan, emeğime değer veren, kimi zaman kısa ve öz uyarılarıyla, çoğu zaman yapıcı eleştirileriyle beni besleyen bir Ayşegün Korkmaz’ın varlığından ötürü kendimi ziyadesiyle şanslı hissediyorum.

Yazdıklarımı sizin gözünüzden okumak içimi ferahlattı, zira tam da ihtiyaç duyduğum o tarafsız ve nesnel bakış açısını cömertçe sundunuz.

Artık kalemimi tanıyorsunuz. Bu incelemenizde yer verdiğiniz tek bir cümleyi dahi heba etmeyeceğimden emin olabilirsiniz.

Dimağınıza, emeğinize sağlık. Ayağınıza taş değmesin.




Zamana Karşı Kalbin Tanıklığı: Rukiye Taşkın’ın Çok Parçalı Hafıza Evreni
İnceleme — Ayşegün Korkmaz


Bazı kitaplar okurunu ait olduğu türün sınırlarından önce bıraktığı duygu ile karşılar. Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine işte böyle bir kitap. Onu yalnızca “Denemeler ve Şiirler” başlığı altında konumlandırabilmek güç. Çünkü Rukiye Taşkın’ın metinleri çocukluk hatıralarından göç belleğine, gündelik hayatın küçük ritüellerinden kadınlık deneyimlerine, Kuzey’in soğuk coğrafyasından şiirin vicdanına kadar geniş bir alanda dolaşıyor. Bu yazı kitabın şiir kısmını dışarıda bırakarak düzyazı metinlerin kurduğu içsel evrene odaklanıyor.

Mart 2026’da Edebiyatist Yayınevinden çıkan kitabın en güçlü yanı soyut duyguların somut bir iz, koku, nesne ya da sahneyle buluştuğu yerlerde belirginleşiyor. Bir yara izinin çocuklukla konuşması, nane kokusunun kuşaklar öncesine uzanması, aynada kendine yeniden bakan bir kadının sessizce toparlanması, kutup gecesinde iki ruhu birbirine bağlayan kırmızı ip... Bütün bu imgeler Taşkın’ın yazı evreninde zamanı bedende, hafızada, evlerde, kokularda ve kelimelerde birikmeye devam eden, canlı bir tanıklığa dönüştürüyor.

Bu nedenle Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine klasik anlamda bütünlüklü bir deneme kitabından ziyade çok parçalı bir yazı evreni gibi okunabilir. Yazar kimi zaman lirik bir iç sesle, kimi zaman anı anlatıcısının sıcaklığıyla, kimi zaman kurgu sahnelerle, kimi zaman da toplumsal meselelere bakan daha doğrudan bir dille kendi hafıza coğrafyasını kuruyor.

“Tefeyyüz” başlıklı giriş metni kitabın şiirsel kapısını aralıyor. Yazmak yazar için tek başına bir anlatma eylemi değil; rahme, mağaraya, dil öncesi güvenli yuvaya dönme arzusudur. Bu yüzden metinlerde düşünce çoğu zaman imgenin ardından gelir; kalp, kış, perde, ışık, ölüm ve çocukluk kitabın düşünsel haritasını kurar. İlk bölümde yer alan “Seçimler” ve “Sevgili Ben” de bu hattı sürdürür. İlki “Gel” ve “Dur” seslerinin yarattığı gerilimle cesaret ve eylemsizlik arasındaki varoluşsal eşiği görünür kılarken ikincisi yazmayı benliğin kendi dar kafesinden çıkma, kendine yeniden ulaşma çabası olarak ele alır. “Unutma: Yazmak zincirlerini kıran bir eylem, kendi labirentinde yeni kapılar aralayan bir cesaret yolculuğudur.” (s.14)

Kitaba adını veren “Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine” yazısı zaman, hafıza ve kayıp etrafında kurulan lirik düşünce evreninin merkez metinlerinden biridir. Burada zaman takvimin bir mekanik akışından ibaret değildir; “sözleri silen, sesleri yutan, görüntüleri usulca solduran bir el”dir. (s.15) Yazar bu eksilme duygusunun karşısına şiiri ve yazıyı koyar. Çünkü kelimeler zamanın boğduğu gerçekleri yeniden su yüzüne çıkarabilecek, kırılgan fakat dirençli bir imkân gibi görünür. Bu yüzden kitapta yazı kendini ifade etmenin ötesine geçer; kaybolana tutunmanın, unutulmuş olanı yeniden çağırmanın ve fanilik karşısında içsel bir direnç kurmanın yolu hâline gelir.

Kitabın en sahici damarlarından biri çocukluk ve aile belleğine tutunan anı metinlerinde beslenir. “Karaincirlik”te çocuğun incir sütüyle bileğine adının baş harfini kazıması ilk bakışta küçük bir çocukluk yaramazlığı gibi görünür. Ancak metin ilerledikçe bu iz bedene yazılmış bir kimlik işaretine dönüşür. Çocuğun, “Bir gün beni kaybederseniz bu izden bulursunuz,” sözü (s.172) yıllar sonra yetişkin anlatıcının kaybolmuşluk duygusuyla birleşir. Böylece yara izi geçmişten kalan fiziksel bir belirti olmaktan çıkar; zamanın, çocukluğun ve kaybolan benliğin bedendeki tanıklığı olarak mühürlenir.

“Geçmişin Çağıltısında Nane Kokulu Sıçrama” ise kuşaklararası hafıza damarını güçlü biçimde taşır. Bahçeden toplanan nanenin kokusu anlatıcıyı çocuklukta babaannesiyle yaptığı Lüleburgaz yolculuklarına, iki kadının mutfak kapısı ardında paylaştığı yaslara ve Balkan göçünün aile belleğinde bıraktığı derin izlere götürür. Metnin merkezinde göç, eş kaybı, körlük ve annelik korkusu içinden geçen Ürke Hanım’ın hayatta kalma iradesi vardır. Yazarın “sıçrama” diye adlandırdığı bu hamle acının içinde donup kalmak yerine, acıdan bir varoluş gücü çıkarma imkânı şeklinde ortaya çıkar. “Acı çekmeyi bisiklet tepesinden düşerek diz kapaklarında açılan yaralardan damlayan kan zanneden o kız çocuğu büyüyordu sessizce, kapı arkasında terleyen bir gecede.” (s.42)

Taşkın’ın edebiyatla kurduğu ilişki de kişisel hafızanın içinden geçer. “Emily Dickinson İzleğinde Bir Kurbağa Öpüşü”nde Dickinson bir inceleme yazısının konusu olmaz; kütüphane arşivinde rastlanan eski bir kitap, yere düşen sararmış bir sayfa, Anita’yla paylaşılan geç kalmış bir öğün ve ilkbahar rüzgârına açılan teras aracılığıyla anlatıcının iç dünyasına bağlanır. Böylece edebiyat salt okunan bir metin değil, insanın kendine benzeyen uzak akrabalarını bulduğu gizli bir yakınlık alanına dönüşür.

Kitapta kadınlık iki farklı yazı biçimiyle ele alınır. “Kadınlık, Meta ve Eril Tahakküm: Bir Paradoks” kadın bedeninin tarihsel ve güncel tahakküm biçimlerini kavramsal bir dille tartışırken “Gülümseyiştir Doksan Derece” aynı meseleyi bir kadın karakterin gündelik yorgunluğu, aynaya bakışı, geçmiş özlemi ve kendi iç gücünü hatırlaması üzerinden öyküleştirir. Bu iki farklı mercek üzerinden kadınlık hem toplumsal bir sorun hem de bireysel bir iyileşme ve kendine dönüş deneyimi olarak belirir.

Kişisel hafıza zaman zaman kamusal acıyla da kesişir. “Savaş Şiiri Öldüremez” adlı metin savaşın mekanik ve ruhsuz dili karşısında şiiri bir vicdan alanı olarak konumlandırır. Haber bültenlerinin rakamlara indirgediği yıkımın karşısına şiirin duyma, yas tutma ve tanıklık etme gücü konur. Bu metinde şiir estetik bir türle sınırlı tutulmaz; öldürülenlerin adını, susturulanların sesini ve insanlığın yaralı hafızasını taşıyan bir direnç biçimine dönüşür.

Kitabın daha gündelik ve sakin damarında ise küçük ritüeller öne çıkar. “Bir Patinin Ardında Bıraktığı İz”de Gizmo adlı köpekle kurulan bağ anlatıcının sevgi ve iyilik anlayışını dönüştüren bir eşik olarak ele alınır. “Vınnn Vınnn”da pazar gününün ritmi, bahçeden toplanan üzüm yaprakları, nane kokusu, vişne kompostosu ve denize gitme hazırlığı anlamın büyük varoluşsal eşiklerle sınırlı kalmayıp gündelik hayatın küçük sevinçlerinde de kurulabileceğini gösterir. “Büyük cümlelere hiç gerek yok,” (s.152) düşüncesi kitabın içinde farklı bir bakış açısı yaratır.

“Kök Bölgeden” dizisi kitabın Norveç’e içeriden bakan sosyal eleştiri damarını temsil eder. Yazar Kuzey’in refah, düzen ve mutlulukla özdeşleşen dış imgesinin ardında kalan ekonomik sıkışmayı, yüksek yaşam maliyetlerini ve görünmeyen yoksulluğu gündelik hayat ayrıntılarıyla görünür kılar. “Kök Bölgeden-I” alt başlıklı yazıda bu eleştirel ton İstanbul çocukluğuna ait soba ve okul anılarıyla domatesi tane tane alma zorunluluğunu Yeşilçam mizahına bağlayan canlı bir anlatımla dengelenir. Bu sayede metin bir refah devleti eleştirisini aşarak göçmen bakışının iki coğrafya arasında kurduğu karşılaştırmalı bir hafıza niteliği kazanır.

Kuzey kitapta sosyal eleştirinin yanı sıra masal ve mitolojiyle de yer bulur. “Kutup Gecesi’nin Kırmızı Hattı” İskandinav folkloru ve kutup gecesi atmosferi içinde kurulan bir aşk ve bekleyiş hikâyesidir. Ritva ile Matti’nin kırmızı ip üzerinden kurduğu bağ aşkın zamana, ölüme ve mitolojik karanlığa karşı direnen kırılgan, fakat inatçı hattına dönüşür. Bu metin kitabın kurguya yaklaşan yanını göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.

“Bülent ve Rahşan Ecevit ile 15 Dakika” ise kişisel hatırayı kamusal hafızayla buluşturan metinlerden biridir. Çocuklukta babadan gelen bir kitabın bellekte bıraktığı iz yıllar sonra Ecevit çiftiyle yaşanan kısa karşılaşmayla aynı duygu çizgisinde birleşir. Ecevit çifti metinde politik bir tartışmanın nesnesi olmaktan çok tevazu, nezaket ve halkla kurulan sahici temas üzerinden hatırlanan ahlaki figürlere dönüşür.

Denemeler kısmının Rahşan Ecevit’e adanmış bir şiirle kapanması kitabın iki ana damarını birbirine bağlar: anlatı ve şiir, hatıra ve ağıt, kişisel tanıklık ve lirik ses.

Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine bütün bu farklı yönleriyle okurdan türler arası geçişlere açık bir dikkat talep ediyor. Kimi yazılar lirik iç konuşmaya, kimileri anıya, kimileri öyküye kimileri ise toplumsal eleştiriye yaklaşıyor. Ancak bu çok parçalı yapının içinde ortak bir merkez var: Zamanın içinde kaybolup gitmesinden korkulan ne varsa yazar onu kalbin, hafızanın ve kelimelerin tanıklığına emanet ediyor. Taşkın’ın en etkili metinleri de tam bu noktada beliriyor. Hayatın soyut acıları, sevinçleri ve kayıpları yara izine, nane kokusuna, aynaya, kırmızı ipe ya da çocukluktan kalma bir sese bağlanıyor. Bütün olarak bakıldığında kitap bize geçmişi geri getiremeyeceğimizi, fakat geçmişe tanıklık etme biçimimizin bugün de içimizdeki insanı kurmaya devam ettiğini hatırlatıyor.





Tefeyyüz
Kitabın Önsözü — Rukiye Taşkın


Doğumla birlikte dışarı fırlatılmış, ayrılmış, koparılmış bir çocuktum. Kalem elime geçtiğinde yeniden o ılık, sessiz göle gömüldüm: Dilin henüz icat edilmediği, ismin manasızlaştığı, salt nabzın ve titreşimin egemen olduğu o ilk yuvaya. Henüz “ben” olmayan, sadece var olan o bölünmemiş bütünlüğe.

Yazmak, anne rahmine dönebilmenin dünyada kalmış son kapısıydı; ışığın henüz günahla tanışmadığı karanlık mağaram. Kimsenin beni görmediği, yargılamadığı, üzerime isimler yaftalamadığı yegâne sığınak. Orada mutlak bir güven içinde çırılçıplak kalırım; çünkü henüz kimse beni dünyaya getirmemiştir.

Orada babaannemin karanlığında titreyen turnagözlü mum ışığı, dedemin ceviz ağacının serinliğinde daldığı ebedî uyku, Mango’nun ıslak tüylerinde asılı kalan yağmur kokusu ve Gazze semalarında süzülen kuyruklu uçurtmaların henüz parçalanmamış umudu bir arada durur. Hepsi, dilin keskin bıçağından, tarihin kirinden azade, tertemiz bir saflıkla korunur.

Yazmak, aynı zamanda ölümle kurduğum en uzun, en samimi flörtümdür. Her kelimeyle biraz ölür, her kelimeyle yeniden doğarım. Yazmasam, o ilk ayrılığın dayanılmaz acısını taşıyamazdım; o kesik çoktan yutmuştu beni. Yazmasam, bu amansız dünyaya “evet” demek zorunda kalırdım.

Yazarken aynı anda hem anne olurum hem çocuk; hem doğuranım hem doğan, hem göbek bağını kesen hem o bağla yeniden bağlanan. Kanlı, salyalı, bazen çığlık çığlığa bazen sessiz ve derinden; ama mutlaka canlı olarak çıkarım gün ışığına.

İşte bu karalamalar, o çıkışların izidir. Mağaramın derinliklerinden kopardığım birkaç sıkışmış an, özümden sızan birkaç nabız kırıntısı.




Rukiye Taşkın ( / yüRekTen ) Hakkında


Tabiatın kış uykusundan doğrulduğu bir 18 Mart günü dünyaya merhaba dedi. 1986 yılında İstanbul’un sıcaklığını yanına alıp Norveç’in sükûnetine uzanan bir göç hikâyesi başlattı. Kimliğini bu iki zıt kutbun füzyonuyla inşa etti. Bu süreçte şiir, deneme ve öykülerle nefes aldı. Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine adlı kitabında hayatın telaşlı akışındaki huzurlu durakları ölümsüzleştirmeye çalıştı. Yazmaya ve pervasızca çiçek açmaya devam ediyor.


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Zamana sıkışmış anlar üzerine / tanıtım - inceleme Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Zamana sıkışmış anlar üzerine / tanıtım - inceleme yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine / Tanıtım - İnceleme yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Rû //
Rû //, @r --
21.7.2026 23:04:59


şu an okumakta olduğum henüz bitiremediğim 330 sayfalık bir eser. ayşegün hanım gayet güzel tespitlerde bulunmuş kitaba dair. kalemine emeğine sağlık.

valla ben de ne desem ki anlata anlata bitmeyecek türden bir kitap olunca:) kısaca bir değineyim yine de okuduğum kadarıyla tanıtıma katkım olsun.



öncelikle şunu söyleyeyim. şiirler bölümünü okuyunca çok şaşırdım. çünkü defterden tanıdığım kadarıyla sevgili yürektenin hep serbest türde yazılmış şiirlerine denk gelmiştim. meğerse öyle değilmiş. hakikaten çok donanımlı bir kalemi var. tek bir kalıba veya üsluba hapsolmayı reddeden, türk ve dünya şiirinin bütün imkânlarıyla beslenmiş oldukça çok sesli bir biçimsel zenginlik sunuyor. bir yanda fuzuli’ye yazılan nazirelerden şitâiyye gibi klasik türlere kadar divan edebiyatının tarihsel hafızasına ve estetiğine olan hakimiyet, diğer yanda doğu’nun minimalist imge gücü olan haiku’lar, hece ölçüsünün ritmik yapısı ve birkaç sayfaya yayılan uzun soluklu serbest şiirlerin geniş sesi yan yana duruyor. geleneksel olanla modern olanı, derin bir şiir işçiliği ve biçimsel özgürlükle enfes bir şekilde ortaya koymuş yazarımız. ben de kendi hür irademle çağlar arasında şiir şiir dolaştım diyebilirim:)

kitabı okurken zaman zaman yıllar önceki o meşhur şampuan reklamı aklıma geldi. şampuana ayrı, saç kremine ayrı zaman mı? ıhhh ikisi bir arada.

bu eser de bende buna benzer bir çağrışım uyandırdı. şiir, deneme, anı, serbest ölçü, hece, divan şiiri ve psikolojik, felsefik, sosyolojik alt katmanları olan metinler... Yazar, bunları ayrı kitaplarda sunmak yerine tek kapak altında buluşturmayı tercih etmiş.

Elbette bu yaklaşım, belirli bir tema etrafında ilerleyen kitapları seven okurlar için alışılmışın dışında bir deneyim olabilir. Ancak farklı türler arasında dolaşmayı sevenler açısından bakıldığında, tek kitapta zengin ve çeşitli bir okuma imkânı sunuyor.

yani kısacası sevgili yürekten harika bir eser çıkarmış. alın kitaplığınıza koyun sonra da açın açın okuyun:)


tebriklerimle canım.
hayırlı uğurlu olsun

sevgilerimle

💞🌺💞

-Tesbih-
-Tesbih-, @eternal2
21.7.2026 19:46:37



Çok haklı ve içten kaleme alınmış bir yazı.

Eminim ki kitap da yazan her kelimeye can verdiğine yürekten inanıyorum.

Çocukluk anılarından Kuzey'in soğuk coğrafyasına, nane kokulu mutfaklardan, kırmızı ipe... Okumak çok keyifli olacak.

Kalemine ve yorulmaz incelikli emeğine sağlık.

Kalbinin sayfalarca çoğalacağı bereketli günler diliyorum.

Hayırlı olsun

Sevgiyle,


Yahya İncik
Yahya İncik, @yahyaincik
21.7.2026 19:46:20

Rukiye Taşkın Nam-ı Diğer YüRekTen 2014 yılında " Ölü Kuşlar Oratoryosu" adlı 2. Şiir kitabım çıktığında onu Dünya ile buluşması için Norveç'e götürüp orada çalıştığınız kütüphaneye ulaştırmanız benim için çok kıymetli bir hatıra olmuştu buna vesile olan herkese şükranlarımı sunuyorum tekraren. Kitabınızı en yakınım Adana Karahan Kitabevine sipariş ettim inşallah kısa süre zarfında tarafıma ulaşacaktır.

Bu tip yazıların ana omurgası okurda merak uyandırmış ve kitaba yöneltmiş olmasıdır. Yazı bunu başarmış tebrikler.

Yine ve yeniden okuru ve anları bol olsun dileğimi tekrar ediyorum.

Nice eserlere..Kaleminiz kavi olsun.
Selam ve saygılarımla.
Gule
Gule, @gule
21.7.2026 19:00:00
Yazım sürecinin; hem zorlu, hem sancılı, hem yorucu hem de emek isteyen bir süreç olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle seni; tüm bunların üstesinden, hem bileğinin hem de aklının gücüyle geldiğin için, hem cesaretinden hem de engelleri aşıp yılmadığın için tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum canım.

Kitabını okumadan da hem senin sıkı bir takipçin olarak; hem de şimdiye kadar yazdıklarını gözümün önünde bulundurarak, pirü pak bu güzel yüreğinin hakkını muhakkak fazlasıyla vermiş olacağını da az çok biliyor ve bu uğurda harcadığın, feda ettiğin uykusuz kaldığın bütün o günlerinin, sancıyla geçen tüm saatlerinin, kısaca bütün emeklerinin karşılığını bir gün toptan almanı canı gönülden arzuluyor ve yüreğini satırlara döküp gittiğin bu yolda; başarılarının daim, yolunun açık ve aydınlık olmasını diliyorum.

Hayırlı, uğurlu olsun canım benim, kutlarım.
Eline, kalemine, yüreğine sağlık.
Okurun ve baş ucuna koyanların çok olsun.

Daha nicelerine imzanı atman dileğimle, sevgiyle ve sevinçle boynuna sarılıp kucaklıyorum seni.
-Şiir Perisi
-Şiir Perisi, @-siirperisi
21.7.2026 18:55:52
Bu sayfadaki herkes birer adet alsa mesela; zira desteksiz kuru kuru dileklerle bir şey olmaz...
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
21.7.2026 17:11:52
T E. B. R. İ. K. L. E. R..

Râzı.
Râzı., @rzi-
21.7.2026 17:06:43
Kitap içinden ne geçiyorsa onu getirsin dilerim
Okuru bol olsun
elif.kurt
elif.kurt, @elif-kurt
21.7.2026 16:58:31
Hayırlı olsun şairem, inceleme yazısı gerçekten harika olmuş kitabın içini düşünemiyorum, tebrik ederim, okuru bol olsun umarım, saygımla.
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1, @ramazancboranc1
21.7.2026 16:56:07

Böylesi metinler edebiyatın en samimi omurgasıdır
Bir kitabın ömrünü uzatan bazen onu böylesine hakkıyla okuyan kalplerdir.

En güzel tarafı ise,
Bir yazar, kelimelerini emanet ettiği dünyada böyle bir okur/okurlar bulabiliyorsa..
artık hiçbir cümlesinin gerçekten kaybolmasından korkmasına gerek yoktur.


Bir kitabın en güzel evi onu anlayan bir okurlarının yüreğidir.
Dilerim eseriniz binlerce güzel yürek edinir.

Okurları bol,
yolculuğu uzun olsun efendim.

Hayırlı uğurlu olsun.
Saygı ve iyi dileklerimi sunuyorum.
Cömert Yılmaz
Cömert Yılmaz, @comert-yilmaz
21.7.2026 16:31:46
Kitabınız hayırlı uğurlu olsun Rukiye Hanım. Dilerim hak ettiği değeri bulur. Ayrıca kitabın incelemesini yapan Ayşegün Hanımın da yüreğine sağlık.




Kitabı okuyabilirsek, yapılan incelemenin önemini daha iyi kavrayabileceğimizi ümit ediyorum.

Yolunuz açık olsun.




Cömert Yılmaz tarafından 21.7.2026 16:35:23 zamanında düzenlenmiştir.
Yahya İncik
Yahya İncik, @yahyaincik
21.7.2026 13:25:22
Okuru ve anları bol olsun tebriklerimle📚🖋
Şiirhamalı
Şiirhamalı, @siirhamali
21.7.2026 13:04:21
Kitabın adeta ana damarlarını sergileyen
İçindeki duygu akışını anlatan
Hem şii hem deme harmanı kitabın çok güzel analizini yazan kaleminizi tebrik ediyorum

Günü haketmiş güzel yazınız


Esenlikler dilerim
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
21.7.2026 12:30:20
çok anlamlı ve mükemmel hazırlanmış olarak buldum kutluyorum
Müjgan Akyüz
Müjgan Akyüz, @mujganakyuz
21.7.2026 11:55:32
Okuru bol olsun, candan tebriklerimle
Sevil Sev
Sevil Sev, @sevil-sev
21.7.2026 07:43:24
Tebrik ederim, birbirini en iyi yazan kalemler anlar, kitaplarımız çocuğumuz gibidir..Okuyucusu bol olsun 💐
Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
21.7.2026 06:53:51
Batmışız günaha günahtan kaçalım sığınalım Rahman olan Allahın sıfatlarına aklık istiyorsak sırtımızı dönelim siyah lekelere insan günahlardan güzel ahlâk sayesinde korur Allah güzel ahlâkı sever
wewin
wewin, @wewin
20.7.2026 23:23:56
ilgiyle okumayı sağlayan ve belli ki yazarın da içine sinen, mutlu eden
geniş açılı bir inceleme okuduğuma sevindim
zira, kıymetli kalemi henüz tanıma şansı buldum
tebrik, esenlik iyi ve müzmin okurlar diliyorum🌿

Sevtap Kaya Nurgönül
Sevtap Kaya Nurgönül, @sevtap-kaya-nurgonul
20.7.2026 21:52:45
Hayırlı olsun, yolu açık olsun yeni kitabınızın, kutlarım, sevgiler 🙏💐
Tüya
Tüya, @tuya
20.7.2026 21:03:02
Jag läste denna recension under dagen och blev så glad för din skull.

Det är verkligen ett utmärkt ide att samla sina dikter och noveller som en verk och publicera. Det är estetiskt intressant, men också ett kreativt tänk. Man får ta del av en varierad läsning.
Jag ser fram emot att få läsa den.

Gratulerar dig hjärtligt vännen.
Lycka till och var alltid glad :)

Skickar mina varmaste kramar...
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
20.7.2026 20:51:33
öncelikle tebrik ediyorum adından da anlaşılacağı üzere oldukça güzel bir kitap geçmişin içinde yaşanılanlar, tanıklıklar ve zamana sığdırılamayan anlar, o anları yaşayanın ruh halinin zamana ve olayların akışına tanıklık eden yazarın bir nevi hayatın her anlamda mücadelesini kendince ifade eden bir kitap anladığım kadarıyla...
yolunuz açık okurunuz çok olması dileğiyle başarılar diliyorum....
C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
20.7.2026 13:16:36
Yazarının yüreği eksilmesin..
İlk fırsatta okuyacağım.

Kıymetli tanıtım için teşekkürler

Selamlar .
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL