27
Yorum
50
Beğeni
5,0
Puan
1432
Okunma


İnsanlığın en büyük yanılgısı, "Tarihini kazananlar yazar’ düşüncesiydi.
Oysa doğa, sadece bizim kibirli oyunlarımızı egolu hallerimizi bıyık altından (pardon, gaga altından) gülerek izliyordu.
Çünkü hiçbir hükümdar dünyaya bu kadar yüksekten bakamadı.
Egonun tavan yaptığı, karizmanın yerden göğe kadar yükseldiği o anlar...
Aynadaki yansımasına aşık, unvanlarıyla şişmiş, önemli işler peşinde koşan bir koordinat düşünün. İşte tam o an, gökyüzünün en elit, en disiplinli komandoları, Gagalı Genelkurmay Başkanlığı üyeleri devreye girer. Onlar için bu sadece bir isabet değil;
bir sanat, bir sınıfsal eşitlik bildirisidir.
Bir sabahın erken saatlerinde, en yüksek çınar ağacının dalında, morumsu siyah tüyleri güneşin altında parlayan, bakışları kılıç gibi keskin yaşlı bir karga gurubu toplanır. Bunlar da kurmaya bağlı
Büyük Kuzgun Komutanlığı’dır.
Komutan Kuzgun: "Gak!
Dinleyin beni!
Bugün havada fazla ego kokusu var.
Şu aşağıda koşturan, sabah kahvesini içmeden kimseye ’günaydın’ demeyen, ’mindfulness’ kasıp ’iç huzur’ arayan o taytlı influencer’ı mı vuralım?"
Kıdemli Binbaşı Saksağan (Tüyleri siyah-beyaz, parlak şeylere meraklı): "Gak!
Komutanım o çok klasik.
Onun yerine daha havalı, daha statü sahibi birini seçelim. Şu İtalyan kesim takım elbisesiyle dünyayı yönettiğini sanan CEO’yu?
Veya şu, ödül törenine giderken karizmasından ödün vermeyen kişi vuralım.
Önce uzun uzun baktılar aşağıdaki kalabalığa. Kravatlılar telaşla koşuyordu. Cübbeliler birbirine nutuk atıyordu. Siyasetçiler geleceği kurtarıyordu Şairler birbirlerinin şiirlerine ölümsüz eser diyordu. Fenomenler beni izlemeyi unutmayın diye bağırıyordu. Herkes kendini Everest sanıyordu sanki.
Derken Baş komutan kuzgun harekat emrini verir .
"0perasyon başlasın"
Karga Timi: "Gak! Anlaşıldı komutanım! Hedef: Karizmanın zirvesi. Koordinatlar: Tam tepe. Atış serbest!"
Operasyon "Şıp" "Şıp" Unvanların sıfırlandığı an.
işte o an;
Profesör de aynı refleksle başını sildi.
Şair de
Patron da
Memur da
Holding sahibi de
Fenomen de
Filozof da
Berber de
Bakkal amca da.
Demek ki bütün medeniyetimizin ortak dili, başımıza düşünce yüzümüzü buruşturduğumuz şeymiş.
İşte tam burada gülmeye başlıyor insan.
Biraz alkış görünce peygamber kesiliyoruz; üç beğeni alınca filozof, iki alkış duyunca kâşif, beş övgü işitince sanki kainatın tapusu cebimize girmiş gibi yürüyoruz.
Sonra...
Bir karga geliyor.
Bütün kariyer planlarımızı iki santimetrekarelik biyolojik bir gerçeğe dönüştürüyor.
Hayatın en pahalı takım elbisesiyle dolaşırken, doğanın en ucuz mizahına yakalanıyoruz.
ve o an fark ediyoruz ki
Meğer kibir ve ego, kuru temizlemeye gitmeyen tek lekeymiş.
En acıklısı ise şudur;
Başımıza düşen şey b-k değil aslında.
B-k, çoktan zihnimize fikrimize aklımıza düşmüş zaten.
Kibir diye.
Gösteriş diye.
İki kuruşluk çıkar diye.
Kargalar sadece teslimatı yapıyor.
Doğa ise kuryelik.
İnsan ise siparişi çok önceden vermiş.
Sonra telaş başlıyor.
Ceplere davranılıyor.
Mendil yok.
Vicdan desen çoktan çamaşır makinesinde renk vermiş.
Eller çaresiz.
Garibim eller... Hayatları boyunca ekmek tuttu, çocuk sevdi, para saydı, dost omzuna dokundu; şimdi medeniyetin utancını silmeye çalışan birer temizlikçi olarak atanmışlar
Sabun bile düşünüyor bazen:
"Ben mikrobu temizlerim de, insanın kibrini hangi deterjan söker?"
Siz daha olayın şokunu atlatamadan, doğanın ikinci perdesi başlar: Sinekler. Yeryüzünün en hızlı haber ajansı olan sinekler, adeta kendi aralarında bir WhatsApp grubu kurmuş gibi anında olay yerine intikal ederler.
Bir tanesi konuyor.
Bir dakika sonra ellisi birden geliyor.
Derken Grup Mesajı:
"Kardeşlerim! Acil Konum! Merkezde taze bir ego düştü. Açık büfe kahvaltı başlamıştır. Koşun, yer kapın! Not: "CEO’nun gömleğindeki leke daha lezzetli."
Bir de bakmışsınız başınızın etrafında yüzlercesi daireler çizmeye başlamışlar. O vızılama sesleri aslında sineğin kahkahasıdır. Sinekler size bakıp şunu demektedir: "Bu kadar büyüttüğün karizmanın son kullanma tarihi buraya kadarmış dostum."
Sonra eve gidip şampuanlar, parfümler, kolonya, limon, sirke derken ne varsa sürersiniz başınıza
Ama o an insanın aklına tek soru takılır:
"Acaba beni mi seçti?"
Hayır efendim.
Seni seçmedi.
Sadece egonu ölçmek için küçük bir yoklama yaptı.
Bence dünyanın en dürüst canlısı kargadır.
Arkamızdan konuşmaz. Yüzümüze de konuşmaz. Doğrudan tepemize konuşur! Hem de ıslak imzasıyla. Noter onaylı. İtiraz da kabul edilmez.
Velhasıl insan dediğin varlık, uzaya roket gönderiyor. Yapay zekâ üretiyor. Atomu parçalıyor. Denizin dibine şehir kuruyor.
Mars’a araç indiriyor.
Sonra...
Seksen gramlık bir karganın yirmi gramlık armağanı karşısında üç saat moralini toparlayamıyor.
İşte medeniyet dediğimiz şey bazen budur.
Göğe uydu gönderen canlının gökyüzünden gelen bir hatırlatmayla bütün karizmasının çizilmesi.
Operasyon başarıyla tamamlandıktan sonra
Başkomutan Kuzgun yeniden seslenir insana..
"Gak!"
Türkçesi şudur:
"Fazla büyüme...
Hepiniz bizim menzilimizdesiniz."
Not; İş bu yazı sevgili Tüya şairimizin
"Karga B-ku" şiirinden esinle kaleme alınmıştır.
Değerli şahsına sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.