0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
121
Okunma
Çiftçilik denince aklıma tarım gelir tarımın geniş bir yelpazesi vardır, dalları oldukça çoktur fakat tarım denince de ilk akla gelen tahıldır. Tahılların içinde eskiden en çok ekilen buğdaydır. Buğday eski tarihlerden beri biz insanların besin kaynağıdır. Sofralarımızdan hiç eksik etmediğimiz ve her öğün yediğimiz ve saygı duyduğumuz nimet dediğimiz un ve unlu mamüllerden ekmektir. Çiftçi Ali Baba buğday tanesini toprağa ekilişinden ekmek haline gelinceye dek yapılan çalışmaları ve harcanan emeklerini şöyle ifade ediyor.
İlkbahar mevsiminde tarlasını sürdü, daha sonra ilkbaharın son aylarında tarlasını ikinci kez sürdü biz buna ikileme deriz.
Tarlası sürülünce kabartı Sonbahar mevsiminin ekim ayında Halilibrahim bereketi içinde olan duasıyla birlikte tohumlarını toprakla buluşturdu daha sonra sürgüsü ile hem düzleştirdi hem de toprağı sıkıştırdı. Toprak altındaki tohuma yağmurlar yağdı, karlar yorgan gibi üzerini örttü çok soğuklarda bazı tohumlar zayi oldu. İlkbahar mevsimi ile yağmurlar yağdı, rüzgarla esti, havalar ısındı sıcağın ve suyun etkisi ile filizlendi ve toprağın üstünde yeşil halı gibi oldu gün geldi geçti biraz daha büyüdü büyüdü ve ilkbaharın son aylarında taneler oluştu başaklar altın sarısı gibi oldu .
Yaz aylarının en sıcak günlerinde taneler oluşunca Ali baba ve kızı Nazlı oraklarla buğday tarlasındaki ekinlerini üç gün içinde biçtiler öbek öbek yığın yapıp demetlediler.
Biçildikten sonra arabaya yükleyerek harman yerine getirdiler ve güzelce belli bir düzende serdiler dövenle iyice ezdiler bu iş birkaç hafta sürdü taneler başaklardan ayrıldı malama haline geldi.
Daha sonra düzgün bir şekilde güneyden kuzeye doğru uzunca harman (istif) yapıldı.Harmanı savurmak için iyi bir gündoğan rüzgârını beklemeye başladılar. Birkaç gün sonra esmeye başlayan gündoğan rüzgarında Ali baba ve kızı Nazlı harmanlarını rüzgar eşliğinde yapa ile savurdular tane ile saman ayrıldı.
Daha iyi ayırmak için deriden yapılmış elekten geçirdiler . Bu işleri yaparken hep sabahın erken saatlerinde kalkıp iş başı yaptılar öğle sıcağında yakıcı güneş altında akşamlara kadar çalıştılar.
Buğdaylarını çuvallara doldurup arabaya yükledikten sonra değirmenin yolunu tuttular. Değirmende iyice ezildiler üst kabukları soyuldu un haline geldi tekrar çuvallara unları doldurarak evlerinin yolunu tuttular.
Unları evlerinde kiler denilen odaya yerleştirdiler. Buraya kadar işleri beraber yaptılar bundan sonrası Nazlı hanıma kaldı Nazlı hanım teknesine yeterince un eleyerek Sıçak su ile yoğurdu mayasını tuzunu attı tam hamur kıvamına getirdi. Tekneyi omuzlayarak fırına getirdi. Fırında hamurun kabarmasını bekledi.kabaran hamurları belli ölçüde tekrar yere serdiği mendillerin üzerinde bekletti.
Fırının iyice ısınması ile birlikte kabaran hamurlarını iyice pişirdi ekmeklerinin hepsi nar gibi kızardı. Nazlı hanım tekrar teknesine pişen ekmeklerini koyarak evin yolunu tuttu .
Ev halkı sabırsızlıkla bekliyorlardı. Buğdayın ekilişinden soframıza gelinceye kadar süren yolculuğu kısa ve öz anlatımıyla burada bitiyor. Bu süre içinden çok emek veren alın teri döken çiftçidir. Yalnız ekmek değil yukarıda bahsettiğim tarımın diğer dallarının yolculuğu hemen hemen birbirine yakındır.
Meyvede, sebzede, çorbada, yemekte yediğimiz her gıda da çiftçimizin emeği alın teri vardır. Bu nedenle çiftçimiz Ali baba ve kızı Nazlı gibi nice çiftçilerimize ne kadar saygı göstersek azdır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.