11
Yorum
44
Beğeni
5,0
Puan
1519
Okunma


Çayın buharı çoktan çekilmişti. İnce belli bardağın dudağında silinmeyen bir iz, masanın üzerinde dağılmış birkaç ekmek kırıntısı. Camın önündeki fesleğenin yapraklarında öğleden sonranın ışığı.Kapının yanında duran iki çift ayakkabı. biri sokağa, biri eve dönük. Aynı eşiğin sessizliğini taşıyorlardı.
Bu odadan bir gün Turgut Uyar geçseydi, pencerenin önünde biraz oyalanırdı belki.Pencere aynı pencere, ışık aynı ışıktı.
Jüli.
"Kalbimdeki okyanus gözlerin susmakla demek arası bir es her kelam dilimizde pürpürüm bildiğin gibi."
Söz odanın içinde dolaşmadı; masanın üzerine, dikiş kutusunun açık kapağına, mavi ipliğin yanındaki siyah makaraya ilişti. Tek kalmış düğme avuç içini bekler gibi duruyor, çekmecenin dibindeki eski anahtar yıllardır çevrilmeyen bir kapıyı hatırlatıyordu. Masanın köşesindeki çatlak fincan olduğu yerde duruyordu.
“Bildiğin gibi...”
Sanki o cümle çok önceden söylenmişti de, odadaki her eşya payına düşen sessizliği o günden beri taşımayı sürdürüyordu.
Sabah erkenden karılan harç, akşama doğru ağırlaşıyor. Bir kova su. Açılmış bir çimento torbası. Küreğin ucunda aynı günün yükü. Duvar boyunca dizilen tuğlalar. Sıvanın altında kalan parmak izleri. Akşam, hepsini aynı griye bırakıyor. Sokağın ucundan geçen biri yalnızca yükselen duvarı görüyor. İçerideyse omuzların taşıdığı başka bir ağırlık.
Jüli.
"Ben kendimi bulmanın sancısı Benim bir inşaata çimento taşımam abes Zerafet diye bir kelimeyi alıp dilime Evirip çevirsem şeker niyetine."
Şiir sustuğunda kürek yeniden harca girdi. Kireç kokusu havada asılı kaldı. Bir torba daha açıldı. Suyun rengi yavaşça değişti. Avuç içinde çevrilen "zarafet" kelimesi. Çocukluğun bayram sabahlarından kalmış küçük bir şeker. Dilin gerisinde yavaşça eriyen bir tat.
Kapının eşiğinde yılların bıraktığı ince bir aşınma. Askılıkta koyu renk bir ceket. Cebinde katlanmış beyaz bir mendil. Koridora sinen hafif naftalin kokusu. Duvardaki saat, akşamı ağır ağır taşıyor. Kapının önünde yan yana duran ayakkabılar. Çözülmüş bağcıklar. Masanın üzerinde yarım kalmış bir bardak çay. Pencereye usulca çekilen akşam.
Jüli.
"Hüzzam makamında seyrü seferdi işte Ayakkabılarımı kapının kapısına koymuşlar Gitmeye hazır misafirim."
Odanın içinde eski bir gramofon. İğne aynı yerde dönüyor. Kapı aralık.Hüzzam eşiğe ilişiyor.
Gece pencerenin önüne erken geliyor. Camın üzerinde birkaç parmak izi. Masanın ortasında sedef kakmalı küçük bir kutu. Ay ışığı kapağın üzerine düşüyor; odanın içindeki her şey aynı solgun parlaklığın içinde.
Jüli.
"Yaşamadın, bilemezsin inci nedir; görmedin gecenin en derin yerinde göğe bakmayı, böğüre böğüre."
Pencerenin dışında gökyüzü. İçeride sedefin sessiz parıltısı. Ay ışığı ikisine de aynı sessizlikle değiyor.
Terzi masasının üzerinde açık bir makas. Yanında siyah iplik, tebeşir tozu, yarım kalmış bir ceket. Pencerenin arasından süzülen akşam ışığı, kumaşın üzerine ağır ağır yayılıyor. Masanın kenarında milaj kâğıdı. Üzerinde iğnenin bıraktığı ince delikler.
Jüli.
"Başımdaki müzmin ağrıyı ince ince işliyoruz Siyahın her tonunda senle konuşabilmek Söyledim, kimse kimseye bir şey borç taşımıyor."
Makas olduğu yerde. İplik makarasında. Kumaş masanın üzerinde bekliyor. Akşam, pencerenin ardından içeri süzülürken siyahın her tonu birbirine karışıyor.
Sabah, gölün üzerine ağır ağır iniyor. Kıyıda birkaç ıslak taş. Suya bağlı küçük bir kayık. Halatın liflerinde tuzun bıraktığı beyazlık. Karşı kıyı, ince bir sisin ardında.
Hüzün, öfke ve sessizlik..
Bir nilüfer suyun ortasında. Yaprağın üzerinde tek damla. Kıyıya vuran küçük halkalar, sabahın ilk ışığında usulca genişliyor. Uzakta bir ev. Bacasından yükselen duman, suyun sessizliğine karışıyor.
Oda yine aynı oda. Masanın üzerinde eski fotoğraflar. Pencerenin önünde fesleğen. Kapının yanında yan yana duran ayakkabılar. Dikiş kutusu açık. Çekmecede eski anahtar. Bardağın dibinde çay tortusu. Gün, camın üzerinde solgun bir iz bırakıyor.
Jüli.
"Yok başka hayat, güzel yaşa her anını. Günler gelip geçer, nefes almak büyük şanstır. Sevdiğini söyle ona..."
Oda sessiz. Fesleğen pencereye dönük. Anahtar çekmecede.
Kapının aralığından ince bir ezgi geçiyor.
Jüii ve Si Be Mol
...
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.