Kadınlar zayıftır;ama analar kuvvetlidir! victor hugo
Linares
Linares

Dudaktan Çıkan Tohumlar

Yorum

Dudaktan Çıkan Tohumlar

( 7 kişi )

5

Yorum

23

Beğeni

5,0

Puan

276

Okunma

Dudaktan Çıkan Tohumlar

Dudaktan Çıkan Tohumlar


İnsan bazen sıkıştığı bir andan sıyrılabilmek için kelimelerini ateşe atıyor. Canı o gün buluşmaya gitmek istemiyor mesela; telefondaki sese elini yüzüne götürüp sesini bükerek, "İnanılmaz bir diş ağrım var, yanağım şişti, yerimden kalkamıyorum" diyor. Telefon kapanıyor, ekran kararıyor ve insan derin bir nefes alıp arkasına yaslanıyor. "Oh be, iyi atlattım" diye geçiriyor içinden. Kurtulduğunu sanıyor.

Oysa gökyüzünün muazzam bir hafızası var. O esnada havada asılı kalan cümlenin altındaki hileyi değil, sadece sahibinin kendi diliyle mühürlediği kaderi kaydediyor.

Aradan topu topu bir hafta geçiyor. Yalan çoktan unutulmuş, o günün rahatlığıyla yaşanmış oluyor. Sonra bir gece yarısı, insan şakağındaki amansız bir zonklamayla uykusundan fırlıyor. Soluğu aynanın karşısında alıyor; yalanına ortak ettiği diş, şimdi gerçekten etini kemiriyor. Tam o sırada, keskin ağrının arasından muzip ve sitemkâr bir fısıltı duyuluyor sanki:
"Eee, geçen hafta beni çağırmıştın ya hani?
Bak, sözünü ikiletmedim, gecikmeden hemen geldim!

İnsan kalakalıyor o an. Aynadaki uykulu, yorgun ve acı çeken yüzüne bakarken dilinin ucuna bir savunma, bir itiraz geliyor ama öylece kalıveriyor. Ne diyebilir ki? Ağrıya "Ben şaka yapmıştım" mı diyecek, yoksa gökyüzüne "Beni yanlış anladınız" diye mi yalvaracak? Karşısında ne tartışabileceği bir insan var ne de pazarlık edebileceği bir kural. Kendi kurduğu cümlenin ne kadar keskin, ne kadar amansız bir silaha dönüşüp tam da kalbinden vurduğunu ilk kez o soğuk fayansın üzerinde anlıyor. İnsan dünyayı aldattığını sanırken, meğer kendi elleriyle kendi kaderinin altını imzalamış. Ağrı kesiciler bile artık fayda etmiyor; çünkü sızlayan sadece diş değil, o hesapsızca harcanan kelimelerin manevi ağırlığı oluyor.

Eşref saati dedikleri, gökte aranan tılsımlı dakika; aslında insanın kendi diliyle kaderini imzaladığı o görünmez anların ta kendisi. Kendi sağlığından, sevdiklerinin canından sahte borçlar alarak günü kurtarmaya çalışan insan, manevi aleme ne kadar büyük bir senet verdiğini fark edemiyor.
Çünkü evren şakayı, bahaneyi ya da "idare etmeyi" anlamıyor; o sadece kelimenin ağırlığına bakıyor.
Dudaktan çıkan her söz, gökyüzüne fırlatılmış bir tohum gibi; hangi toprağa düşerse düşsün, bir gün mutlaka sahibinin bahçesinde filizleniyor.

Belki de bu yüzden insanın en büyük sınavı, diliyle ettiği yeminler ve kelimeleriyle kurduğu tuzaklar. İnsan başkalarından kaçtığını düşünürken aslında kendi gökyüzünü karartıyor.
Aslında kelimelerin de bir canı olduğunu, her birinin ardında bir "Amin" rüzgârı beklediğini bilerek yaşamak ne güzel olurdu; korkuyla titreyerek değil de kelimelerin manevi sorumluluğunu kalbimizde hissederek konuşabilseydik keşke.

Bugün iyi olduğumuzu, şükürde kaldığımızı fısıldamak varken; sahte dertlerin gölgesine sığınmak, kendi kaderimize haksızlık etmekten başka ne olabilir ki?
Unutmamalı ki dil kalbin kapısıdır ve o kapıdan neyi dışarı salarsak, sokakta dönüp dolaşıp yine bize gelecek olan odur...



Not: Yarın yürümek istediğimiz yolu bugün kendi sesimizle mi çiziyoruz acaba?



.Linares.


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Dudaktan çıkan tohumlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Dudaktan çıkan tohumlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dudaktan Çıkan Tohumlar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin, @hikmet-metin
7.7.2026 14:56:55
5 puan verdi
Bazı metinler okunup geçilmez; insanın içine işleyip kendi sesiyle konuşmaya devam eder. Bu yazı da kelimelerin kaderle kurduğu görünmez bağı, güçlü anlatımı ve etkileyici metaforlarıyla okurun yüreğine dokunuyor. Bazen en büyük imza, farkında olmadan dudaklarımızdan dökülen bir cümledir. Kutlarım hoca...Saygılarımla..
yön
yön, @yon
7.7.2026 10:26:10
5 puan verdi
Yüreğinize kaleminize emeğinize sağlık kalemin daim ilhamin bol olsun Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esenlik dolu günler dilerim
Saygılar selamlar yolluyorum esenlıklar dilerı
DÏYAR FERZAN
DÏYAR FERZAN, @dyarferzan
7.7.2026 09:48:27
5 puan verdi
İn’san ve insan
O kadar ayrı kulvar, o kadar ayrı vasıflar ki.
Aslında in’san yalanı söylerken, karakterini, vasfını, kişiliğini, kendine olan saygısını ayaklar altına serer.
Doğru olmalı insan, sanı ve niteliği tastamam olmalı.

Eskiden, eskilerden duyduğum bir masal vardı.
Yılanla leylek dost olmuşlar. Gel zaman git zaman, bir yolculuğa çıkmışlar beraber. Leyleğin kanadının biri yaralı olduğu için uçamıyormuş. Yola revan olmuşlarken, bir ırmağın kenarına gelmişler, mecburen karşıya gelmeleri lazımmış. Yılan demiş;
-leylek kardeş, ben yüzme bilmiyorum, sen beni sırtında karşıya geçirir misin.
-tabi ki
Demiş leylek. Yılan leyleğin sırtına sarılmış, ve ırmağın tam ortasına, en derin yerine geldiklerinde, yılann yılanlığı tutmuş. Şeylerin boynuna dolanıp;
-seni boğacam, kurtuluşun yok
Demiş
Leylek can havliyle
-yılan kardeş, bak şu an nehrin tam ortasındayız, düşün sen yüzme bilmiyorsun. Sen şimdi beni boğarsan, sende boğulursun, bende. Karşıya geçelim, orda ne yapacaksan yap.
Yılan haklı bulmuş leyleği, karşıya geçer geçmez, leylek yılandan önce hamle yapın gagasıyla yılanı boğarak öldürmüş.
Sonra, upuzun toprağa uzatmış yılanı demişki;
-yılan kardeş, dost dostsa, böyle düpedüz olmalı, senin gibi kıvrım kıvrım dostluk olmaz olsun.

Doğruluk içinde olmalı insan. Yalansız, riyasız. Yoksa sizin güzel anlatımınızda olduğu bir şekilde karşılığı olur..

Yürek kelamınıza sağlık..

Vaktin sahibine emanet olunuz
mesakin
mesakin, @mesakin
7.7.2026 08:08:45
5 puan verdi
Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim başarılar dilerim selam ve saygılarımla...
Sevgi iklimi
Sevgi iklimi, @sevgi-iklimi
7.7.2026 07:18:34
İslam dininde yalan söylemek kesin olarak haram kılınmış büyük günahlardan biri olarak kabul edilir. Kişinin söylediği yalanın dönüp dolaşıp kendi ayağına dolanması ise ilahi adaletin tecellisi ve dünyadaki bir nevi manevi karşılığı (ceza-i mücazat) olarak görülür.

İnsan aķıl fikir vicdan denen duygularla donatılmış otomatik olarak aldatma yalanı zaten kabul etmez.
Yüce dinimiz islam yalanı büyük günahlardan saymış ve haramdır. Bu durumun gök yüzü hafızası ile açıklanması mantıksız. Şuursuz bir varlığa şuur istinadında bulunmak yanlış.
Nitekim yağmur yağıyor denmez. Yağmur yağdırılıyor. denir. Çünkü onu yağdıran sonsuz bir kudret sahibi var.
Tesadüfi hiç bir şey yoktur.
Bunları sizi suçlamak için değil, bildiğimi aktarmak amaçlı. Kendiniz de araştırabilirsiniz.
Mahiyet itibarıyla güzel bir yazı tebrik ederim.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL