Kahramanlara tapınma, insan özgürlüğüne en az saygı duyulan yerlerde doruklara çıkar. herbert spencer
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Firavunlar Hep Vardı, Musalar da...

Yorum

Firavunlar Hep Vardı, Musalar da...

( 7 kişi )

5

Yorum

15

Beğeni

5,0

Puan

206

Okunma

Firavunlar Hep Vardı, Musalar da...

Firavunlar Hep Vardı, Musalar da...

Zulmün Gölgelerinde Hakikatin Yürüyüşü...
Tarih boyunca zulüm ile hakikat arasındaki mücadele hiç bitmedi. Her dönemde gücü elinde tutanlar oldu, onlara karşı çıkanlar da. Bu nedenle Firavun ile Musa kıssası yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değil, insanlık tarihinin tekrar eden bir gerçeğidir. Çünkü her çağ kendi firavunlarını üretirken, aynı zamanda kendi Musa’larını da yetiştirir.

Bugünün firavunları eski çağlardakiler gibi açıkça ilahlık iddiasında bulunmuyor. Ancak insanların düşüncelerini, korkularını ve tercihlerini yönlendirebilecek araçlara sahipler. Teknoloji, medya, ekonomi ve siyaset üzerinden kurulan güç ilişkileri, zaman zaman zulmü görünmez hale getirebiliyor. Böylece insanlar baskıya maruz kaldıklarını fark etmeden ona alışabiliyor, hatta onu savunabiliyor.

Buna rağmen hakikatin sesi hiçbir zaman tamamen kaybolmuyor. Adalet talep eden bir çocukta, haksızlığa itiraz eden bir öğretmende, vicdanını korumaya çalışan sıradan insanlarda Musa’nın izlerini görmek mümkün. Çünkü Musa olmak bir makam ya da unvan değil; doğru bildiğini söyleme ve bedel ödemeyi göze alma cesaretidir.

Ancak bugün Musa olmanın en zor tarafı, yalnızca dışarıdaki zulümle mücadele etmek değildir. Asıl zorluk, insanın kendi içindeki korkularla, çıkar hesaplarıyla ve sessizlik eğilimiyle yüzleşmesidir. Çoğu zaman dışarıdaki Firavun’dan önce içimizdeki Firavun’u yenmek gerekir. Çünkü zulmün en sağlam dayanağı yalnızca zorbalık değil, insanların ona karşı çıkmaktan vazgeçmesidir.

Bu nedenle mücadele önce insanın kendi içinde başlar. Kendi korkularını aşamayan, kendi konfor alanından çıkamayan biri başkalarını özgürlüğe çağırmakta da zorlanır. Musa’nın yürüyüşü, aslında her insanın vicdanında başlayan bir yürüyüştür.

Musa’nın kardeşi Harun’u istemesi de önemli bir gerçeği hatırlatır, Hakikat yolculuğu bireysel bir sorumluluk olsa da çoğu zaman birlikte yürümeyi gerektirir. Adalet arayışı ancak dayanışmayla güç kazanır. Bir kişinin sesi bazen duyulmayabilir, fakat aynı hakikati paylaşan insanların sesi toplumlarda karşılık bulur.

Bugün de tercih etmek zorundayız. Gücün yanında durmak mı, hakikatin yanında durmak mı? Seyretmek mi, sorumluluk almak mı? Çünkü tarih bize şunu gösteriyor, Zulüm her zaman var olmuştur, ancak ona itiraz eden insanlar da hiçbir zaman eksik olmamıştır.

"Unutmayın ki, Firavunlar hep vardı, bugün de var, Musa’lar da var, var olmaya devam edecek ama, Asıl mesele, vakit geldiğinde bizim hangi tarafta duracağımızdır.
*
Mehmet Demir
12623

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Firavunlar hep vardı, musalar da... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Firavunlar hep vardı, musalar da... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Firavunlar Hep Vardı, Musalar da... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
çiftçi
çiftçi, @ciftci1
14.6.2026 21:03:55
Dünün Firavunu, kendine rakip olabilecek belli bir yılda doğan bütün erkek çocukları öldürerek Fravunluğunu göstermiştir, sonra da Hz. Musa ve İsrail oğullarına yaşama hakkı tanımamak için elinden gelen her şeyi yapmış.
Dünü unutan bugünün Yahudileri günümüzün Fravununa dönüşmüştür.
Dünyanın sahibi, hatta insanların üstünü olduğunu ileri süren ÜST İNSANLAR, kendilerini EFENDİ olarak görmekteler ve her türlü melaneti yaşatmaktalar.
Sırf enerji ve silah satışı için savaşlar çikartmaktalar.
Dünyaya sığamayanlar da oldu. Kâinat bile dar geldi heyetlerine.
İnsan olmayanlardan insanlık beklenemez
Fravunluğa soyunanlarda vicdan aranmaz.
Tebrikler, hayırlı. huzurlu akşamlar diliyorum.
Rabia Asya Öztürk
Rabia Asya Öztürk, @ozturkasya
14.6.2026 00:45:44
5 puan verdi
Muhteşem bir yazı olmuş
Önemli olan bunu anlaya bilmek
Allahım hakikatten yana olmayı bizlere nasip etsin herzaman

Kaleminize yüreğinize gönlünüze sağlık
Selam ve saygılarımla
Fevzi Gültuna(Batı Yakası
Fevzi Gültuna(Batı Yakası, @fevzi-gultuna-bati-yakasi
14.6.2026 00:03:08
5 puan verdi
Firavun ve Musa dün vardı bugün de var yarında olacak önemli olan doğru tarafı seçmek orada durabilmektir. Sizi tebrik ederim. Selam ve saygılar
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
13.6.2026 23:30:53
Üstadım. Harika ve anlayana bu yazı, sadece bir metin değil; vicdanın derinlerinden yükselen bir çağrı. Firavun’un tahtı bugün altın değil, algoritmalar ve korkuyla örülü; Musa’nın asası ise hâlâ vicdanın elind
Yazar, en zor gerçeği ustalıkla ortaya koymuş: Zulümle asıl mücadele, sarayların dışında değil, insanın kendi içindeki sessizlik kalesini fethetmekle başlar. Dışarıdaki tirana karşı koymadan önce içimizdeki konfor tiranını yenmek… İşte bu, gerçekten derin bir farkındalık.
Musa-Harun kardeşliği vurgusu da muhteşem. Hakikat yolculuğu yalnız yürünmez; cesaret bulaşıcıdır. Bir kişinin sesi yankılandığında, binler uyanır.
Son cümleleri kalbime oturdu:
“Firavunlar hep vardı, Musa’lar da var olacak… Asıl mesele, vakit geldiğinde bizim hangi tarafta duracağımızdır.”
Bu yazı, okuyan herkesi kendi duruşunu sorgulamaya davet ediyor. Kalemiyle zulmün gölgesinde hakikatin yürüyüşünü aydınlatan yazara teşekkürler. Böylesi metinler, karanlıkta bir meşale gibi hem ısıtıyor hem yol gösteriyor.
Gerçekten güzel, gerçekten vurucu. Okuması farz. Bir yazı olmuş. Tebrik ederim.
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
13.6.2026 22:30:54
5 puan verdi
Firavun ve Musa arasındaki mücadele yalnızca tarihsel bir olay değil, insanlık tarihi boyunca her dönem şekil değiştirerek devam eden evrensel ve zamansız bir hak-batıl mücadelesidir; asıl erdem ise insanın önce kendi içindeki korku ve zaafları (içindeki Firavun'u) yenerek, safını her zaman hakikatin ve adaletin yanında seçmesidir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL