1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
491
Okunma
Bu yazı uzun incelemelerim neticesinde ortaya çıkmıştır.
Susmak bir Müslüman ’ a yakışmazdı...Edebi ölçüler çerçevesinde ele almaya çalıştım.
"İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitab’ı da okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?" (Bakara Suresi, 44. Ayet)
Edebiyat, kelimelerin haysiyetini koruma ve ruhu estetik bir potada eritme sanatıdır. Fakat ne yazık ki sanal edebiyat mecraları, bazen kendi fikri sığlıklarını ve ideolojik hırslarını "ustalık" maskesi altında pazarlamaya çalışanların barınağı haline gelmektedir. Bu durumun en bariz ve trajik örneğini, son dönemde kaleme aldığı metinlerle kendi kendini tekzip eden Ozan Çakıroğlu profilinde görmekteyiz.
Kendini "Yorgun Demokrat" ve "Tarafsız Bakışın Sahibi" olarak lanse eden bu zatın metinleri, yakından incelendiğinde edebiyata değil, tamamen ideolojik bir kutuplaşmaya ve kibrin dik alasına hizmet etmektedir.
1. Dil Tasfiyeciliği ve Takke Düşüren Çelişkiler
Çakıroğlu, önceki bir makalesinde sayfadaki diğer şairleri hedef alarak, "Sözlüklerden eski köhnemiş deyimleri seçip montaj yapıyorlar, bu durum şiirin yapısal bütünlüğünü bozuyor" feryadıyla lügat düşmanlığına soyunmuştur. Hatta daha da ileri giderek tasavvufi ve ecdat mirası kelimeleri "Tarikat lehçesi" gibi filolojide yeri olmayan uydurma kavramlarla yaftalamıştır.
Ancak aynı müellif, "Kutlu Alfabemiz" başlığıyla kaleme aldığı sözde "Öz Türkçe" manifestosunda; Misak-ı milli, Maşruk, Mağrib, Tevhid-i tedrisat, Meclis-i ayan, Cihan-ı alem gibi Osmanlıca ve Arapça tamlamaların ardına gizlenmiştir.
Kendi çapı ve kelime haznesi yüksek estetikli şiire yetmediği için başkalarını "montajcılıkla" suçlayan Çakıroğlu, sıkışınca ecdat lisanının dehlizlerine sığınarak büyük bir edebi tutarsızlığa ve entelektüel cehalete imza atmıştır.
2. Destan Kültüründen ve Sosyolojiden Bihaber Olmak
Yazar, şiir teorisi üzerine ahkam keserken, "Destan ve Koçaklamaların toplumsal meseleleri yansız ve tarafsız bir şekilde yansıtması gerektiğini" savunmaktadır. Bu iddia, dünya edebiyat tarihini ve Türk halk irfanını hiç okumamaktır. Destan ve koçaklama, doğası gereği taraftır! Zulme karşı mazlumun, batıla karşı Hakkın, haksızlığa karşı adaletin safıdır. Şiiri "tarafsızlık" adı altında hissizleştirmeye çalışan bu "solgun kalem", aslında memleket dertleriyle dertlenen, Gazze için kükreyen, vatan mukaddesatını haykıran diri yüreklerin asil "tarafından" rahatsız olmaktadır.
3. "Suhulet" Maskesi Altında Hakaret ve Sinsilik
Çakıroğlu’nun en büyük fecaati ise üslubundadır. Makalelerinde "Müslüman başkasını aşağılamaz, hor görmez, Kur’an sevgi, barış ve suhulet öğütler; kin, kibir, egodan uzak durun" vaazları verirken; hemen bir cümle sonra karşısındakilere "Ey cahil, hadsiz, bilmediğin konulara maydanoz olma" diyerek kibir kulesinden çirkinlik fırlatmaktadır.
Bu ikiyüzlü üslubun zirvesi ise kendi yazısının altına bıraktığı şu yorumdur: "Şimdi bu monarşi-saltanatçı ve kula-kulcu donjuanlar bana kin-nefret kusacaklar..."
Tarihine, inancına ve ecdat mirasına sahip çıkan vatansever şairlere, edepsiz bir karakter figürü olan "Don Juan" yakıştırmasını yapacak kadar seviyeyi düşüren birinin, yukarıda "Kuran ahlakından ve suhuletten" bahsetmesi tam bir samimiyet turnusolüdür.
Maske takarak edep dersi vermeye çalışanların, maske düştüğünde ağızlarından dökülen kelimeler "aymaz" ve "nursuz" gibi nefret aparatları olmaktadır.
Netice-i Kelam
Ozan Çakıroğlu, edebiyat sayfasında kendi kendine hayali düşmanlar icat eden, dikkat çekebilmek için "mağduriyet senaryoları" yazan yalnız bir figürdür. Fikri hürriyetten bahsederken, kendi ideolojik gettosunun dışındaki her gür sesi "irtica" çuvalına atmaya çalışan bu 28 Şubat zihniyeti, edebi açıdan tükenmiştir.
Nitekim sayfadaki vakur ve hakiki şairlerin onu muhatap almayıp sessizliğe gömmesi, bu sinsi tahrik politikasının iflas ettiğinin en büyük delilidir. Kimsenin cevap vermediği, üç beş kişilik dar bir çeperde kendi çalıp kendi oynayan bu "solgun kaleme" tavsiyemiz; başkalarına Kur’an ve ahlak dersi vermeden önce, aynanın karşısına geçip kendi kibriyle yüzleşmesidir. VESSELAM.
"Müslüman; dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir. Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse ise cennete giremez." (Buhari / Müslim)
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.